n
n n Köşe yazısı yazmak çok da kolay bir iş değildir. Bir yazıyı yazmak ve noktalamak, içinde bulunduğunuz ruh hali ile doğru orantılıdır. Ben yazımı bitirip son noktayı koyduğumda çok keyiflenirim. Bazen o kadar keyiflenirim ki, derhal ikinci bir yazı yazdığım zamanlar olur.
n n Bazen “Acaba ne yazsam” diye düşündüğümde kendimi büyük bir boşlukta hissederim. İşte o saatlerin birindeyim ve ne yazacağımı bilmeden dakikalardır oturuyorum. Böyle anları çok az yaşarım.
n n Zira benim yazma ilhamım daima kendiliğinden çıkagelir. Kafamın içinde her şey anında planlanır kelimeler adeta uçuşarak yerlerini bulup yerleşirler.
n n Cehalet ile küstahlığın kol kola gezdiği ülkemi yazacak olsam, işim çok kolaydır. Saatlerce günlerce yazmaya doyamam.
n n Lakin yazıma duygularımı katık edeceksem işim zordur.
n n Tüm insanlar doğaları gereği bilmek, öğrenmek, anlamak dürtüleri ile doğarlar.
n n İnsan o kadar değişken bir yaratıktır ki, anlaşılması, çözülmesi çok zordur.
n n Zira insan daima gelişir ve değişir. Duygularımızı kontrol altına almak çok zordur. Her ne kadar otokontrol diye bir mekanizma varsa da işe yaramadığı çok olur. İnsan ölene kadar öğrenir, tadar, yaşar. Tekâmülün sonu yoktur.
n n En son nefeste yine öğrenme işlevini yerine getirir.
n n Yani ölümü tadar yaşar ve ölmeyi öğrenir. Doğum anımızdan itibaren kendimizle bir öğrenme yarışı içindeyiz.
n n Doğduğumuzda ilk nefesi ve yaşamayı, son nefeste ise yine ölümü öğrenerek gideriz bu sahneden.
n n Bu ikisi arasında geçen zaman ise yaşam sürecimiz, hayatımızdır.
n n Daha doğrusu öğrenme, yanılma, deneme, tutku, coşku, hüzün gibi sayısız duyguların orijinidir hayat. Yeter ki bu duygularımıza ket ve gem vurmayalım.
n n Bırakın olduğu gibi. İçinde olduğumuz anı ve zamanı yaşayalım. Hiç boş yere ona yeni kavramlar giydirmeye çalışmayın. Unutmayın ki, insan çizer ama kader buna daima güler. Nasılsa yapmamız gereken her şey hazırdır. Bize sadece yaşamın tuşuna basmak düşer. Bütün felsefelerin ve felsefistlerin en temel ilkesi budur.
n n Hayat için kendinize göre yeni oluşum ve kavramlarınız varsa mutsuz olursunuz. Hayat hiç kimsenin istediği gibi değildir. Şu an gözlerinizi kapayıp bir lahza düşünün… Yazdıklarım ne kadar da doğru ve duru değil mi?
n n İçimizdeki o müthiş huzursuzluk aslında tamamıyla hayatı kontrol altına almaya ya da değiştirme güdüsüdür.
n n Size düşen içinizdeki tüm duyguları ölesiye, doyasıya yaşamak ve yaşatmak olmalı. Çünkü hayat avuçlarımızdan akıp giden bir sudur.
n n Ateş elinizi yakıyor, gözünüz görüp, kulağınız duyuyorsa ve siz hala toprağa basabiliyorsanız; hayat sizin içinizde demektir.
n n Ten, ruha giydirilmiş bir kılıftır. Bu kılıfı yırtıp ruhunuzu özgür bırakmak sizin inisiyatifinizdedir.
n n Şimdi size düşen onu yaşamaktır salt. Ne yazık ki biz yaraları ile mutlu olmamaya yatkın bir kültüre sahip toplumuz.
n n Oysa elem, acı, kader ve keder;
n n Hepsi hayatın kendisi eder.
n n Acı ve tatlı günler hepsi gelir geçer.
n n Tanrı böyle istemiş bize ne düşer..
n n Bugün kısır bir yazım döngüsü içinde hissediyordum kendimi. Biraz felsefe yapmaya çalıştım. Felsefe yapmak doğru düşünmektir.
n n “Atın iyisine doru, yiğidin yüreklisine deli.“ derler.
n n Ben de bir deliyim ve deli olmayı çok seviyorum.
n n Hepinize arada bir deli olmanızı, veliliği bulmanızı tavsiye ederim.
n n “”Düşünüyorum o halde varım.” demiş. Kadim dostum Descartes.
n n
n