n

n
n Doğa kendi içinde güzellikleri saklar. Biz insanoğlu, doğanın bu güzelliğine aslında çok şey ilave ederiz. Doğada neye bakarsak bakalım; kendi hayallerimizle beynimizde yarattığımız imajla tabiata olduğundan çok daha fazlasını katarız. Ağaç, bizim tahayyülümüze girdi mi, aynı ağaç olmuyor. Tıpkı manzara da öyle…
n
n Ya güle, bin bir türlü çiçeklere ne demeli? Onları renklerine göre anlamlandıran, yaşamımızın güzelliğine güzellik katan değer ölçüleri, yaşanmışlıklar bütün bunlar bizim doğaya yaptığımız katkılar. Bir de insan eliyle doğadan götürdüklerimiz; onlar da ayrı bir konu…
n
n Bütün bunlara rağmen kuşların doğada şakıması gibi insan da sanatın diliyle şiir yazar; okur, şarkı söyler. Duygularını sevdikleriyle paylaşır.
n
n Aslında sevgi doğanın bir sırrıdır aynı zamanda… Aşk olmasa insan neye yarardı? Yüce yaratan bizim ruhumuza, gönlümüze aşkı, sevgiyi üflemiş. Eğer öyle olmasaydı insan, insan-ı kâmil olma merhalesine nasıl ulaşabilirdi?
n
n Aşkı anlamak için biraz çaba sarf etmek lazımdır. Ateşe düşmeyen kömür, közün çektiğini bilemez. Aşk, sevmek, sevgi insana özgü değerlerdir bir bakıma. Çünkü onun farkına, bilincine ancak insan varabilir.
n
n “Kalbinde yeşil bir dal bulundurursan şakıyan kuşlar gelir.”
n
n Hayatın her evresinde yaşlılık mukadderdir. Fakat ihtiyarlamamak biraz da bizim elimizde. Çalışarak, okuyarak, spor yaparak, iyi şeyler düşünerek; severek bunları başarabiliriz. Düşünsenize kuruduğunu sandığımız ağaçlar baharla birlikte sanki yeniden doğuyor; dal budak salıyor, yeşilleniyor. Ağaçları yeşertmek bizim elimizde değil. Ya gönlümüzde yeşil bir dal bulundurmak? İşte bu bizim elimizde. Hepimiz bunu başarabiliriz.
n
n Her ne kadar “14 Şubat Sevgililer Günü” dense de; sevgiler, aşklar, bir güne sığmayacak kadar derindir.
n
n
n