Türkiye de doğal afetlerin sellerin hatta depremlerin artma sebebi tesadüfi değil.Doğa ile adeta savaşa girdik. Doğayı talan ettik. Yakında topraklarımız ellerimizden kayıp gidecek.
Diğer ülkeler elektrik üretmek için güneş enerjisi ve rüzgar enerjisini değerlendirmek için olağanüstü çaba sarf ederken , biz ormanlarımızı yok etmeyi tercih ettik.
Bartın-Zonguldak arasına çekilecek hat için gene kıyım başladı. Yüz seksen üç bin hektarlık arazide yaklaşık kırk üç bin ağaç kesilecekmiş. Daha dün Yırca da altı bin
zeytin ağacı kesildi. Çaldağı da ise iki yüz bin ağaç kesilmiş.
Rant uğruna ağaçların kanları akıtılıyor toprağa.
Ülkemizde ağaçlar hiç bir zaman ayakta ölemediler. Hemen hepsi kesildi , kıyıldı.
Özellikle Ege bölgesindeki seyahatlerimde en dikkatimi çeken unsur mermer ocaklarıdır.
Mermer ocakları için dağ,taş deşilmiş ,talan edilmiş. Güzelim yeşil alanlar çorak bir görüntüye bürünmüş.
Tüm dünya ülkeleri topraklarını , korumak verimi artırmak için radikal kararlar alıyor.
Doğal kaynaklarına ,topraklarına sahip çıkan ülkeler gelecek yüzyıllara daha güvenli ortamda gireceklerdir.
İspanya, ,Suudi Arabistan,Çin, Kamboçya ülkelerine toprak katmak arazilerini genişletmek için yeni anlaşmalar yapıyorlar.
Avrupalı şirketler şimdiye kadar Afrika da 3,9 milyar hektar arazi toplamış. Hedefleri ise bu rakamı 17 milyar hektar arazi toplamına çıkarmak.
Çünkü bu ülke insanları toprağın,ağacın arazinin değerinin ne anlama geldiğini biliyorlar.
En önemlisi gelecekte gıdanın nasıl bir silah olacağını görüyorlar.
Ülkeler tarım topraklarına çok fazla ihtimam gösteriyorlar. Topraklarını korumak ve genişletmek anlamında yeni çözümler üretiyorlar. Hatta başka ülkelerden toprak satın almak cihetine giderek geleceklerini güven altına alma telaşındalar.
Türkiye ise tarım arazileri süratle azaltılıyor. Son on yılda Ülkemizde 27,8 milyon tarım arazini üretim dışı haline getirmişiz. Küresel ısınma sonucu iklim değişiklikleri,kuraklık veya erozyonlar sonucu kaybedilen topraklar yaşam kaynağımızın ölmesi anlamına gelir. kaybettiğimiz topraklar bizim nefesimiz ve yaşamımızdır. Gelecekteki gıda güvencemizin yok olması demektir aynı zamanda.
Topraklarımızın hızla azalması bazen yasal yollar ile bazen de yasa dışı uygulamalar ile talan edilmekte. Ülkemizdeki yasalar topraklarımızı korumaya yeterli değil.
Yasa koruyucusu ise yasayı uygulamada güçlük çekiyor.
Topraklarını korumanın bilincindeki ülkeler ise bu konuda asla ödün vermiyor.
günü birlik yasalarla yaz,boz tahtası gibi kamulaştırmalar veya özelleştirmeler yapılmaz. Bir plan ve sistem uygulanır. Nereye konut ,nereye rezidans ya da nereye saray yapacakları hep bir plan içindedir. Tek bir ağacı bile korumayı vazife bilirler.
Tarım veya orman arazilerimiz en çok inşaat ,turizm ve sanayi alanında feda edilmiştir.
Türkiye nin tahıl ambarı Konya 7.16 milyon dekar toprağını maalesef kaybetmiştir.
Gittikçe daralan ve küçülen topraklarımız, tarımın yok edilmesi önlenemez göç dalgaları ,başka ülke vatandaşlarının ülkemizi mesken tutmaları ,terör belası,işsizlik ilticalar,kaçak göçmenler , hava kirliliği, susuzluk ,kuraklık ve kuralsızlıklar ,geçim kaygısı ekmek ve iş bulma gibi sorunlar karamsar ve çığ gibi büyüyen bir tablodur.
Akılcı çözümler bulamazsak hızla giden bu tren duvara toslayacaktır..
Son katliam ise İstanbul a yapılacak üçüncü köprüdür. İki milyon yedi yüz bin ağacın kesilmesi demek doğal çevrenin yok edilmesi hava kirliliğinin körüklenmesi,küresel ısınmanın artması ve insanları soluksuz bırakmak demektir.
Bütün bunların yanında kalemsiz ,kitapsız ,Türkçesiz ve düşüncesiz bir toplum olmamız için bir takım dayatmalar ve diktalar içine çekilmekteyiz.
Konuşma ,düşünme ve yazma özgürlüğümüz yok.
Kadının adı yok. Hukukun adı yok.
. Arkadaşlarına destek vermek isteyen genç öğrenci kızlarımız adliye önünde saçlarından bir tutam kesip yere bıraktıkları için ceza aldılar. Demokratik ülkelerde öğrenci boykotları gayet olağan karşılanır. Yumurta atan öğrenci hapse girmez. Zira yumurta atma olayı da çok eski çağlardan beri süregelen doğal ve gayet masum bir protesto şeklidir.
Bizden duyarsızlaşmamız isteniyor. Oysa duyarsızlık ahlaksızlığın kibar adıdır.
. Arkadaşlarına destek vermek isteyen genç kızlarımız adliye önünde saçlarından bir tutam kesip yere bıraktıkları için ceza aldılar. Demokratik ülkelerde öğrenci boykotları gayet olağan karşılanır. Yumurta atan öğrenci hapse girmez. Zira yumurta atma olayı çok eski çağlardan beri süregelen doğal ve gayet masum bir protesto şeklidir