Ağaç; toprağın derinliklerine kök salmışsa rüzgara, fırtınaya karşı direnir. Toplumlar da bilgi ile, ilimle ve irfanla varlığını sürdürüyorsa; sırtı hiçbir zaman yere gelmez. Çağımızda ,bilgi ile tanışmış; ilim ve irfan sahibi bireylerden oluşan toplumlar, kendi varlıklarını daha iyi bir geleceğe taşıma noktasında başarılı oluyor.

Okumak, insan beyninin tekamülü, toplumları ileriye iten en önemli güç kaynağıdır. Bu gücü kullanabilen toplumlar, uygarlığa katkı yapıyor. Kalemle,ilim ve irfanla tanışamamış toplumlar, yerinde saymaya mahkumdur. Dünyada yer altı ve yer üstü zenginlikleri çok olan ülkeler var. Bunların çoğu gelişememiş; insanını eğitememiş, çağımızın algılama düzeyine sıçrama yapamamışlardır.

Her türlü ekonomik ve sosyal gelişmenin temelinde insan unsuru vardır. İnsanını eğitememiş; bilgili kılamamış toplumlar kalkınamıyor. Çünkü, taşıma suyla değirmen dönmüyor. Etrafımızda olup bitenlere baktığımızda bütün savaşların temelinde eğitimsizlik yatıyor. Güçlü beyinler, zayıfları eziyor. Ayakta kalmak, güçlü olmak beyin gücüyledir. Zayıflık teslim olmak demektir.

Dünyayı yönetenler kalem, mürekkep ve kağıttır.

İnsanlığın geleceği ve mutluluğu savaşlardan geçmiyor. Fakat egemen güçler, dünyanın zayıf noktalarında; kara elmasın (petrolün) çok olduğu yerlerde çatışma noktaları kurguluyorlar: Böl, parçala, yut. Masum insanlara yazık oluyor. Her şeye rağmen millet olarak varlığımız ve misyonumuz; insanlık ideallerine ve uygarlığa katkı yapmaktır. Bizi bize bırakmıyorlar. Bizim coğrafyamızda da zayıf noktalar peşindeler. Tevfik Fikret , Bize bol bol ziya kucakla getir, düşmek etrafı görmemektendir. demiştir.

Medeniyetimizle, ilim ve irfanımızla dünyayı aydınlatmaya devam edeceğiz. Anadolu toprağı Yunusların diliyle sesleniyor. Bu sesin sıcaklığı, bütün gönülleri teslim aldığı gün medeniyetimizin ışıkları insanlığı aydınlatacaktır.