n

n

n

n

n

n

n “Ve hazan başlamıştır… Eylüldür ya; yaprak her tutunduğu daldan/ Önce kurur, sonra düşer” diye yazmış Süreyya Çelebi. Doğrudur, hazandır ve sonu kıştır. Cenap Şehabettin’in “Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş, Eşini gaib eyleyen kulûbün sürûd bir kuş gibi karlar Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar” diye tarif ettiği kış. Geçen ilkbaharı arayan kış…

n

n

n

n Bir doğruluk var Sevgili Süreyya Çelebi’nin yazdıklarında ama bir de -asla olmaması gereken- umutsuzluk söz konusu. Yaprak önce sararır sonra düşer, doğrudur ama dal düştü diye ağaç kurumaz ki. Önemli olan da ağacın bahara çıkması değil mi? Yaprak ağaca bağlı, ağaç varsa yaprak var, ağaç yoksa yaprak yok. Hatta dal bile yaprak mesabesindedir ağacın yanında. Dal da ağaçla vardır. Onu toprağa bağlayan, suyunu, gıdasını topraktan yukarıya dala, yaprağa taşıyan ağacın köküdür, gövdesidir, kısacası ağacın kendisidir. Onun içindir ki dost ellerle kesilen dala acınmaz ve onun içindir ki ağaç zaman geldiğinde ve mevsiminde usta ellerle budanır. Ve ağaç genç dallarıyla göğe daha bir dinç, daha bir gümrah yükselir.

n

n

n

n Bozkırda daha bir net gözlemlenir mevsim değişimleri. Toprak bir başka, bir tatlı kokar ilkbaharla birlikte bozkırda. Koklamaya doyamaz toprak insanı yaratıldığı toprağı. Ve gece daha bir aydınlıktır, sanki cümle yıldızlar bozkırda cem olmuş, sanki gökyüzü yıldızlarla bezenmiştir.

n

n

n

n Toprağın ekine, ağacın meyveye durduğu mevsimdir yaz. Bozkırda daha bir sıcaktır, yakar, kavurur. Belki de onun için kavruktur Anadolu insanı. Belki de asırlar boyu ürününü vakıf diye payitahta, erkeğini vatan görevi diye serhatlere göndermenin ateşidir onu kavuran. Estergon elden çıkalı asırlar, Yemen bizden gideli seneler oldu ama hala Estergon bir subaşı duraktır bizim hafızalarımızda ve hala Anadolu’da insanlar “Yemen’de kalan Mehmetlere” ağlar yanık türkülerin eşliğinde.

n

n

n

n Say ki Sevgili Süreyya Çelebi’nin dökülen yapraklarına hüzünlendiği ağaç bir millettir. Tarihin en eski, en köklü milleti, Türk milletidir. 81 milyon kilometrekarelik eski dünyanın 53 milyon kilometrekaresine vurulmuş mühürdür. İslam aleminin yol açıcı kılıcı, koruyucu kalkanıdır. Son Peygamberin övgüsüne mazhar, 20. asra girerken emperyalizme ilk tokat vuran ve “Şarkın mazlum milletlerine umut ve örmek” olan millet.

n

n

n

n Ve say ki, dökülen yapraklar ondandır. Kimi zayıfladığı için kendiliğinden kopmuştur dalından, ana gövdesinden, kimi de dost sandığı ellerle koparılmıştır sinsice. Tamam, zamansız ya da zamanlı ana gövdeden ayrılan her parçaya, her dala ve hatta her yaprağa üzülelim ama düşenin yaprak olduğunu, ağacın bugüne kadar hep yaşadığını ve bugünden sonra da hep yaşayacağını hiç unutmayalım.

n

n

n

n Her kışın sonu bahar, her baharın sonu yazdır. Benim çocukluk yıllarımdan hafızama kazınmış “Gam çekme gönül, nolsa baharın sonu yazdır” diyen bir şarkı vardır. Bu hal ol hesaptır. Hüzün elbet, ama umutsuzluk asla; dedim ha nolsa baharın sonu yazdır ve kış çabuk geçer. Yeter ki inanalım.