n
n
n
n
n Halide Nusret Zorlutuna bir şiirinde “Git Bahar/ Çekil bu gölgeli yollarda dolaşma/Bahar bakışların pek sarhoş/Yanılıp gönlüme misafir inme/Kapısı kilitli, mihrabı bomboş/Mabettir orası, peymane değil…” der. Daha sonra da pişman olur ve bu sefer de “Gel bahar, erit bu yolun karını/Geçen seneleri anmayalım hiç/Dinle bülbüllerin şarkılarını/ Güllerin kıpkızıl şarabını iç./Bu dünya büyük bir meyhanedir, gel!” diye yazar.
n
n
n
n Kim bilir kaç bahar geldi kaç bahar gitti dünya yaratıldığından beri ve daha kim bilir kaç bahar gelecek kaç bahar gidecek dünya İsrafil’in suruyla hercümerç oluncaya dek. Hiçbiri de insanlar gel dediği için gelmedi, git dediği için gitmedi. O bir devri daim. O bir oluş. Tıpkı hecenin büyük şairi Halide Nusret Zorlutuna gibi yalvarsak da gidecek ya da kovsak da gelecek. Hüküm onun, bizim değil.
n
n
n
n Dünden bugüne “eski bir yılın gittiği, yeni bir yılın geldiği” yanılsamasıyla yatıp yeni bir yanılsamayla uyandık. Giden yıllar değil ömürler. Tıpkı bahar gibi, çiçekler açarak gelmek, yapraklar dökerek gitmek. Gelmek üzere gitmek! Ya da mahşerde dirilmek üzere ölmek! Bir de “ölmeden evvel ölmek” var. Her kişi harcı değil er kişi harcı o. Burada erlik bilekten beslenmez gıdasını gönülden alır.
n
n
n
n Türkmen kocası Yunus Emre “Gönül Çalap’ın tahtı/ Çalap gönle baktı/ İki cihan bedbahtı/ Kim gönül yıkar ise” der. “Çalap” o devir Türkçesinde Allah demektir. Bizim gönlümüz ganidir, bizim gönlümüz temizdir, bizim gönlümüz sevdalıdır. Kah bir hak aşığının ardınca akar kah bir gül endamının ardınca gider. Şair onun için “O gül endam bir al şale bürünsün yürüsün/ Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün” demiş olsa gerek. Su gibidir; ne sarp dağlar durdurur onu ne geniş çöllerin kumları emip bitirebilir. Her dem çoğalır kendi zerresinden doğarak.
n
n
n
n Sevda dolu gönüllere ne oldu da kor ateşler düştü? Ne oldu da birbirimizi sevgimizle ısıtacakken nefretimizle yakıp kavuruyoruz? Sanatı, kültürü, inancı ve imanı hangi hırsla siyasete ve ticarete kurban verdik? Bir cihan medeniyetinin inceliğinden, zarafetinden bir puştun dağlısının yahut bir bedevinin haşinliğine dönüştük? Parmaklarımız niye kardeşlerimizin boğazına bir kelepçe gibi sabitlenmiş?
n
n
n
n Ne düne suç buluyorum ne de yarınlardan bir şeyler umuyorum. Dünü ziyan eden bizdik, bizim hırsımız, bizim kinimiz, bizim aptallığımızdı. Yarını kurtaracak da biz olacağız. Bizim sevgimiz, bizim affımız ve bizim aklımız. Ben Allah’tan, bu sabahtan itibaren aklımızı, sevgimizi ve hoşgörümüzü artırmasını, hırsımızı, kinimizi ve aptallığımızı almasını diliyorum. Bu duam kabul olursa; bahar ister gelsin ister gitsin, yıl dedikleri sanal süreç ister hep eski ister her dem yeni olsun vız gelir tırıs gider. Barışın, sevginin, sevdanın, hoşgörünün, inancın, imanın ve aklın hakim olduğu bir geleceğin hayali bile güzel…
n
n
n
n Herkese sağlıklı, huzurlu ve hayırlı bir gelecek temenni ediyorum…
n
n
n