Bu memlekette,
her iktidar
döneminde
çok güçlü
insanlar
vardı.
25-30 yıl
öncesinden
başlasak ve
anket yapıp
vatandaşa hatırladıkları
isimleri sorsak...
Onlarca isimden
kaçının adı öne çıkar
acaba?..
Böyle bir soru
bana sorulsa,
hizmet eden ve mütevazı yaşantısıyla
gönül
alanların adını
sıralardım...
Neyse...
Gönülleri almak
adlı öykümle
başbaşa bırakayım sizleri...

* * *
Genç siyasetçi Cemil,
parti teşkilatında
hatırı sayılır bir
noktaya gelmişti.
Bakanlar, milletvekilleri,
belediye başkanları ve partinin
üst düzey yöneticileri
kasabaya geldiğinde;
yanlarında
hep o vardı.
Cemil, parti yönetimindeki
tek yüksek tahsilli
insandı. İnşaat mühendisi
olarak,
birçok yatırımda
onun imzası vardı. Güvenilir bir insandı. Hiç kimseye
haksızlık yaptığı görülmemişti. Teşkilat başkanının
verdiği görevleri
yerine getirirken,
sanki bir emir eri gibiydi. Başkanın direktiflerini
sorgulamazdı. Partililer ona Asker Cemil lakabını
takmıştı. Allah için
gecesini gündüzünü partisinin
hizmetine veriyordu. Varlıklı bir ailenin
çocuğu olduğu için
para sıkıntısı da yoktu.
Kasabanın hastaneye
kavuşmasında emeği çoktu. Yeni bir lise binasının
programa alınmasında da
etkili oldu. Belediye başkanının neredeyse
başının etini yemiş, ona da
modern bir pazar yeri
yaptırmıştı.
Asker Cemil lakabı
takılmasının
bir nedeni de
disiplinli oluşundadı. Cemil, tam bir görev adamıydı ama
bir eksiği vardı.
Kasabanın en eski
esnaflarından olan
babası Sabri Efendi,
onun sosyal ilişkilerinin
zayıflığından yakınarak,
nasihatlerde bulunurdu.
Ne cenazeye giderdi
ne de düğüne. Zorla
selam verdiği de söylenirdi.
Bir zaman sonra
partisi iktidardan
düştü. Asker Cemil in havası sönmüş,
işlerinin başına dönmüştü. Maddi anlamda
çok büyük kayıpları vardı.
Cemil, inşaatı için de
resmi kurumlara gittiğinde
bürokratlar onun yüzüne bile bakmıyordu. Kader birliği ettiği eski arkadaşları ise adeta yol değiştiriyordu.
Asker Cemil, çok üzgündü. Kasabasına kazandırdığı
eserler vardı. Böyle bir muameleyi
hak etmediğini düşünüyordu.
Günlerden bir gün, babası Sabri Efendi,
oğlunun ruh halinin iyi olmadığını
anlayarak, onu dükkana çağırdı. Sabahın
erken saatiydi. Sabri Efendi, tezgahtar Fadıl ı da
dükkandan bir bahaneyle uzaklaştırdı.
Baba-oğul, karşılıklı çaylarını
yudumlarken;
Cemil, Hayırdır baba diye sordu. Sabri Efendi,
Bu halini beğenmiyorum deyince,
Asker Cemil, sanki bu anı bekliyormuş gibi
içini boşalttı. Utanmasa ağlayacaktı. İlçeye bu kadar hizmeti olmuştu. Hastane,
yeni lise, pazar yeri
ve futbol sahasının yapılmasında
emeği vardı. Partisi
iktidardan düşünce insanların
bu davranışının kendisine yapılan bir haksızlık olduğunu anlattı.
Babası Sabri Efendi, Cemil in gözlerinin
içine baktı. Haklısın oğlum dedi. Cemil, babasının
kendisini anladığına çok sevinmişti ama
Sabri Efendi devam etti. Ona
sosyal ilişkilerinin zayıflığını
hatırlatarak, Evet bunları yaptın ama
gönülleri yapmadın oğlum dedi.
Asker Cemil, sustu: Anladım baba dedi.

* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Huzurlu ve sağlıklı günler dileğiyle...