Bizim bilmediğimizi Cemil Bayık biliyor, Sabri Ok biliyor, Murat Karayılan biliyor, Hatip Dicle biliyor, Sırrı Süreyya Önder biliyor ve daha niceleri biliyor. Bir tek biz bilmiyoruz. Her şey onlara ayan beyan bir tek bize meçhul! Onlar aldığını ve alacağını biliyor biz ne verdiğimizden ne de vereceğimizden haberdarız.

Biz dediğim bu millet, bu coğrafyayı vatan yapan, bu devleti bu coğrafyada hükümran kılan ve kanıyla boyadığı bayrağı solmasın diye kınalı kuzularını kurban veren Türk Milleti. Geleceğini belirleyecek gelişmelerden herkesten önce bilgi ve söz sahibi olması gerekirken ne yazık ki milletin kendisi de parlamentosu da PKK ile yürütülen ve dün toptan inkar edilirken, yapıldığını söyleyenler alçaklık ve müfterilikle suçlanırken bugün artık “müzakere aşamasına gelindiği” açıklanan görüşmelerden habersiz.

Haberdar olmaktan kastım elbet detaylar değil ama esasını ama kırmızıçizgilerimizi bilmek hakkımız hatta yarınlara, evlatlarımıza ve tarihe karşı görevimiz. Onların gitmek istediği hedef belli, bizim vereceğimiz tavizlerin ya da daha başka bir ifadeyle söylemek gerekirse yapabileceğimiz fedakarlıkların sınırı belli mi? Karşımızda küstahlaştıkça taviz koparan ve taviz kopardıkça daha da küstahlaşan bir hareket var. Ne verirseniz veriniz doymayacak bir iştiha, bağımsızlığa ve de sınırlarını kafalarında her geçen gün biraz daha genişlettikleri Büyük Kürdistan’a ulaşıncaya kadar durmayacak bir kanlı kalkışma.

İmralı sakini Öcalan 12 Aralık 2014’de Brüksel’de toplanan “Kürt Konferansı’na” gönderdiği mesajda “Başta Avrupa halkları olmak üzere bütün dünya halklarına iletmek istediğim şey budur: Biz özgürlük ve demokrasi mücadelesi veriyoruz” diyor.

On gün sonra da KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık 21-22 Aralık 2014’de bir İstanbul gazetesine verdiği röportajda şunları söylüyor:

“Önder Apo da son görüşmesinde çok net belirlemeler yaptı. Eğer bu müzakere taslağı kabul edilmez, belirlediğimiz takvime göre ele alınmaz ve sonuçlandırılmazsa artık bizim bu süreci böyle yürütemeyeceğimizi bunun sonuna geldiğimizi çok net ortaya koyuyoruz. Önder Apo da bunu zaten çok net belirlemiş durumda. Bundan ötesi müzakere olursa, bir de o müzakere taslağında belirtilen takvime uygun olarak müzakereler yürütülürse devam eder. Aksi taktirde süreç biter. Bizim yapabileceğimiz herhangi bir şey kalmaz. Bunu çok net ortaya koyduk ve kamuoyunun da bilmesinde yarar var. . Bu artık son şanstır. Bundan ötesi olamaz artık. Bizim yapabileceğimiz bu kadardır. Biz müzakere taslağını görüşmeden, belirlediğimiz tarihlere göre sonuçlandırmadan, bu konuda anlaşmadan kesinlikle silah bırakmayız. Silah bırakacağımız hiçbir koşul yoktur. Hangi sorun çözüldü ki biz silah bırakalım. Silah bırakmak demek, teslim olmak demektir. Ölüm demektir. Hiç kimse bizden bunu isteyemez. Bırakalım silah teslim etmeyi, geri çekilme bile olamaz.”

Şu sözler de onun; lütfen okuyunuz ve daha başka söze gerek var mı söyleyiniz: “Biz efendilerimizi değiştirmek için mücadele etmiyoruz. Bunca acılara bunun için katlanmadık. Biz özgür yaşamak istiyoruz. Yaşam olacaksa özgür olacak bizim açımızdan. Başka türlü yaşamı kabul etmeyiz. Ona yaşam da demeyiz. Kürtler kendi toprakları üzerinde, kendi kimlikleri ve değerleriyle özgürce yaşamak istiyor. Ve bunda da oldukça kararlıdır. Artık, eski statüler bitmiştir.”