Bu şehrin gerçek hayırseverleri,
bir eliyle verdiklerini,diğer ele göstermeyecek kadar
hassasiyet içinde...
Onları, TV ekranları ve gazete sütunlarında
görmek mümkün değil...
Her şey Allah rızası için!..
Bir de bu şehrin sonradan görmeleri var...
Bir verdiğini bin gösterip şov yapanlar...
Allah katında da imanlı insanların nezdinde de
hangisi makbul?..
Yavuz Kemal in, Allah bilsin öyküsüyle
başbaşa bırakıyorum sizleri...
* * *
Kasabanın zenginlerinden
biriydi. Ona Baba Mehmet diyorlardı. İşindeki başarısı ve
mütevazı yaşantısıyla örnek bir insandı. Kapısı da eli gibi açıktı.
Baba Mehmet, her Ramazanda olduğu gibi
bu Ramazanda da listesindeki fakir ailelere yardım çeklerini akşamın
karanlığında göndermişti...
Baba Mehmet, çok huzurluydu...
Ramazanın ikinci haftası mı neydi. Sekreteri,
telefonla bir derneğin başkanının kendisiyle görüşmek istediğini haber verdi. Gelsin dedi.Dernek başkanı,Ramazanda fakirlere yardım yapacaklarını
belirterek, kendisinden destek istedi.
Baba Mehmet, adamın lafını ikiletmeden
yüklü bir miktarda çek yazıp kendisine verdi. Dernek başkanı çek yaprağının üzerindeki
rakamı görünce şaşırdı ve Allah razı olsun
dedi. Esas Allah sizden razı olsun. Bana bu fırsatı verdiniz. Ancak sizden ricam, bu yardımı sizden başka bilen olmasın
diyen Baba Mehmet, dernek başkanını kapıya kadar uğurladı...
Aradan birkaç gün geçmişti,sekreteri bir davetiye ile
odasına girdi. Yardım ettiği dernek onu fakirlerle birlikte
iftara çağırıyordu. Çok memnun olmuştu. Sekreterine
geleceğinin haber verilmesini tembihledi...
O gün gelip çatmıştı. Baba Mehmet,
bir an önce işlerini bitirip,
iftara erken katılmak istiyordu. Ancak öyle yoğundu ki,
iftara 15 dakika kala salona yetişebildi. Dernek başkanı kendisini
kapıda karşılarken, gazeteciler fotoğraflarını çekiyor, kameramanlar
görüntü alıyordu. Baba Mehmet, fena bozulmuştu. Dernek başkanı,
Efendim, gazeteciler malumunuz. Ne yapacaksınız diyerek,
Baba Mehmet i rahatlatmaya çalıştı.
Baba Mehmet, iftara katılan diğer protokol mensuplarıyla birlikte
salona bir hakim masaya
oturtuldu. Bu duruma Niye böyle ayrı gayrı? diye
içten içe söylendi. İçini bir sıkıntı kaplamıştı. Sanki kötü şeyler olacaktı...
İftarda mükellef bir sofra hazırlanmıştı. Ezan okundu. Baba Mehmet,
Hamdolsun verdiğin nimetlere, sıhhat ve afiyete diyerek
Rabbine şükredip,orucunu açtı.
Yemeğin sonunda çay servisi yapılırken,
Baba Mehmet in gözü, iki çocuğuyla birlikte oturan
yaşlı kadına takılmıştı. Masadan izin isteyerek,
onlara doğru yöneldi. Afiyet olsun diyerek, yaşlı kadına
oturabilir miyim dedi...
Baba Mehmet in bir şey sormasını beklemeden
Torunlarım dedi yaşlı kadın... Sonra da
çocukların, anne ve babasını bir trafik kazası sonucunda kaybettiğini anlattı.
Baba Mehmet, yaşlı kadından çocukların
hazin hayat hikayesini dinlerken
çok duygulandı, onları fabrikaya davet etti...
O sırada dernek başkanının
sahneye kurulan kürsüden
sesini duydu. Başkan, derneğin faaliyetlerini anlatıyordu. Kürsünün üstünde
bir de plaket vardı.
Baba Mehmet, yaşlı kadınla sohbeti sürdürürken
dernek başkanının, Yardımlarından ötürü Mehmet Beye
bir plaket vermek istiyoruz dediği duyuldu. Yaşlı kadın ile
Baba Mehmet, birden göz göze geldi. Yaşlı kadının gözlerindeki
ifade, onu mahcup etmiş utandırmıştı. İnanın kimse bilmesin istemiştim. Özür dilerim dedi. Masadan bir türlü kalkamıyordu. Yer yarılmış yerin dibine girmişti. Kendini toparlayıp,kürsü yerine salonun çıkış kapısına yöneldi. Otomobiline nasıl bindiğini ve eve nasıl geldiğini hatırlamıyordu bile.
Onu kapıda karşılayan karısı Zekiye Hanım, Hasta mısın? diye sordu. Yemeği biraz fazla kaçırdığını söyleyerek, uzanmak istediğini söyledi.
Uyumak istiyordu ama
yaşlı kadının bakışı gözünün önünden gitmiyordu...
Sabah namazını kılıp,
işe giderken gazetelerini aldı. Bir de ne görsün?..
Hayırsever işadamı, yoksullar için kesenin ağzını açtı,
Fakirlere iftar gibi başlıklar vardı...
Yüzü kıpkırmızı kesilmişti...
Allahım beni affet diye
avuçlarını açtı ve dua etmeye başladı...
Sekreteri henüz gelmemişti...
Masasına bir not bırakıp,
eve döndü...
Notta, Bir daha da bilmediğimiz kurumların
bu tür organizasyonlarınakatılmayacağım kızım. Bunu aklından çıkarma!
Baba Mehmet, Allah bilsin
diyerek yardımlarını sürdürdü...
Birkaç ay geçmişti...
Gazetelerde o dernek başkanının
boy boy fotoğraflarını gördü...
Zimmetten hapis cezası aldığı yazılıyordu...
Baba Mehmet, o günden beri
faaliyetlerini bilmediği derneklerden hep uzak durdu...
* *
Mübarek Kadir Gecesi nin hayırlara vesile olması dileğiyle
sağlıklı ve huzurlu günler...