n
n
n Önceki gün heyheylerim üstümdeydi ve dün yazmadım. Bazen yazılmamış yazılar yazılanlardan daha anlamlı, daha etkili olur diye teselli buluyorum bu heyheylendiğim anlarda. Belki de böyle bir şey yok da ben yazmamama gerekçe uyduruyorum kendimce. Hangisi doğru, bilmiyorum.
n
n
n
n Tarihin bu kesişme anında ve üç kıta coğrafyasının bu kavşak noktasında yaşayıp da bunca gaflete ve hele de bu devletin kurucusu ve unsuru aslisi Türk ün uğradığı bunca hakarete, bunca ihanete şahit olup da heyheylenmemek, delilenmemek elde mi?
n
n
n
n Nerede dönme, dönek kalem ve kelam erbabı, nerede derleme ve devşirme, nerede sonradan olma sahte demokrat varsa; hepsi ağız birliği etmişçesine Türk ün kutsalına saldırıyor, sövüyor, sayıyor. Yeni kimlikler inşa edilip yükseltilirken Türk kimliği hırpalanıyor, horlanıyor. Yeni bir ülke inşa edilirken; Türk ülkesinin parçalanması için her türlü çaba artık açıktan sahneleniyor. Horlanan Türk Devleti yerine kutsanan yeni bir devletçiğin temel taşları döşeniyor.
n
n
n
n Bütün bunlar gözümüzün önünde olurken; biz hala sen ben kavgası yapıyor ya da o kavgaya fiilen katılmasak da tezahüratlarımızla destek veriyoruz. Benim adamım benim partimin, benim partim benim devletimin, benim liderim benim milletimin önüne geçmiş durumda. Devlet yıkılırsa, ülke bölünürse ve millet dağılırsa ortada ne parti ne de lider kalır. Bilmiyor muyuz; bal gibi biliyoruz ama umursamıyoruz. Ya da “nasıl olsa bir şey değiştiremem” çaresizliği ya da teslimiyeti içinde oyuna oynaşa dalarak, kendimizi avutuyoruz. Heyhat, biz gaflet uykusunda teselli ararken ihanet hiç uyumuyor. Düne kadar dağlardaydı, puşt pusularında kurşun sıkıyordu, bugün düzde, polis teşkilatları kuruyor, yol kesiyor, kimlik kontrol ediyor, kısacası devleti yok sayarak devletçilik oynuyor. Ya da daha acı bir ifadeyle “paralel devlet yapılanmasına” soyunuyor. Kendince kurmasına kurdu da, hala gururum isyan ediyor ve söylemeye dilim, yazmaya elim varmıyor. Benim yapabileceğim bir şey yok; beni buna mahkum edenler ve baht utansın.
n
n
n
n Biz gaflet uykumuzda PKK çekilecek rüyası görürken, “PKK’nın değil askerin çekildiği” gerçeğine uyandık. PKK’lı teröristler dağdan inecek ya da yurtdışına çıkacak diye hayal kurarken; yeni yeni gençlerin PKK’ya katılmak için dağa çıktıklarını gördük. PKK yurtdışına falan çıkmamış; yüzde on beş, yirmi civarındaki yaşlı ve yorgun militanını bakım ve istirahat için Kuzey Irak’a göndermiş. Yüzde on beş rakamı Başbakan’ın. Son olarak da dün Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç verdi bu rakamı. Yaşlı ve hastalarını yurtdışına gönderen PKK iki bin beş yüz civarında genç ve yıpranmamış yeni militan derlemiş bu süreçte. Önce AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu dile getirmişti halktan gizlenen bu gerçeği. Dün de Siirt Valisi Ahmet Aydın yaptı aynı açıklamayı.
n
n
n
n 60’lı yılların öğrenci liderlerinden rahmetli Ufuk Şehri Ağabey “Din elden giderken mezhep, mezhep elden giderken tarikat kavgası yapılmaz” derdi sık sık. Dinimiz değil ama devletimiz, milletimiz ve vatanımız ciddi bir saldırı karşısında. İhanetin cüreti bizim gafletimizle ters orantılı artarken; bizim direnme irademiz de onların cüretiyle ters orantılı olarak zayıflıyor. Asıl tehlike de bu; hainin gücü değil, bizim irademizdeki zayıflama, moralimizdeki çöküş ve saflardaki çözülme.
n
n
n
n Bana “aldırma” diyenler, siz ne zaman aldıracaksınız?
n
n Bana Dert etme diyenler, siz ne zaman dert edeceksiniz?
n
n Derdimizin dermanı, derdinizde gizlidir.
n
n
n