Lütfen hatırlayın, merhum Bülent Ecevit, devlete sızmış devlet içinde güç ile kudretle donanmış başta ABD olmak üzere Nato’ya hizmet eden bir yapılanmadan bahsederek şöyle bir cümle kurmuştu:

“Bu gerçeği tesadüfen öğrenmemin sebebi, devletin resmi belgelerinde böyle bir bilgi olmamasıydı. Onun üzerine Genelkurmay’dan bilgi istedim. Aldığım bilgiler, beni büsbütün kaygılandırdı. Bu kuruluşun Ankara’daki merkezi, Amerikan Askeri Yardım Heyeti binasının bir kanadındaydı. Benden bu kuruluş için ödenekten para isteninceye kadar ABD bu kuruluşun masraflarını karşılamış. Ve bu kuruluşun ömür boyu görevlendirdiği vatanseverler -onlar öyle isimlendirmişlerdi- devlet içinde yuvalanmıştı.”
Lütfen hatırlayın, Çorum olaylarının meydana geldiği dönemde İçişleri Bakanı olan Sn. Hasan Fehmi Güneş, Türkiye de yaşanan birçok toplumsal olayda, CIA ajanı Peck in imzası vardır. Yine rastlantıya bakın ki, Peck in gittiği yerlerde olaylar çıkmaya devam ediyordu. Örneğin gezisinden bir süre sonra Çorum olaylarının patlak vermesi ilginçtir.
Lütfen hatırlayın, 15. Piyade Tugayı Komutanı Tuğgeneral Şehabettin Esengün, ABD’nin Türkiye’de bir iç savaş denemesi olan Çorum olaylarının perde arkasını şöyle anlatmıştı: “Çorum olayları, bir mezhep kavgası değildi. Böyle bir imaj verilmeye çalışılmıştır. Mezhep ayrılığı, aşırı sağ ve aşırı solun çatışması için bir provokasyon (kışkırtma) olarak kullanılmıştır. Ne amaç güttüler, neden bu kadar insan öldürdüler, öldürttüler! Niçin evler, işyerleri yakıldı, yıkıldı? Amaçları neydi! Ülke çapında bir iç ayaklanmanın provası mıydı? Yoksa bir askeri darbeyi, bir askeri ihtilali zorunlu kılacak bir şey mi yaratmak istediler? Bunu çıkaramıyorum.”
Gelelim malum rapora. CIA’nın araştırma kuruluşu Rand Corporation a yaptırılan İslam Ülkelerinde İç Savaş konulu raporu bir şekilde okumuş ya da duymuşsunuzdur. Raporun başlığı bütün niyeti amacı hedefi aşikâr ediyor zaten: US Strategy’in the Muslim World After 9/11
Bu raporda; İslam ülkelerinde iç savaşların nasıl çıkarılacağına dair bir yığın proje ve bu projeler hakkında geniş bilgiler yer alıyor. Neo-con ların Medeniyet İçi Çatışma tezi ile ülkeleri sıcak bir savaş çıkarmadan, doğrudan işgal etmeden de elde etmenin yolları sıralanmış. Ülkelerin dini, kültürü, alışkanlıkları ve hayat tarzını temelden değiştirmeyi amaçlayan bu projeden dünya 15 Aralık 2004 te haberdar oldu. 567 sayfalık raporun yazarları arasında halen U.S. Institute of Peace in başında bulunan Siyonist öncülerden Daniel Pipes de bulunmaktadır.

İslam dünyası için tam bir kaos senaryosu öngören rapor, Atlantik ten Pasifik e uzanan geniş coğrafyada kanlı iç savaşlara, etnik çatışmalara, mezhep savaşlarına, iktidar çatışmalarına yol açacak bir planı ortaya koyuyor.
En hazin olanı da söz konusu planın, Müslüman entelektüeller, akademisyenler, kanaat önderleri, İslami cemaatler ve sivil toplum örgütleri üzerine kurgulanmış olmasıdır
Avrupa Parlamentosu üyesi Avusturyalı Andreas Mölzer, Avrupanın en yüksek tirajlı Kronen Zeitung Gazetesi nde yazdığı makalesinde Türkiye nin iç savaş bölgesi olduğunu açık ve net bir dille ifade eder (!)
İskandinavya Türk Dili Konuşulan ve Komşu Ülkeler Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Sefa Yürükel, Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Toje Bjorge tarafından, Şubat 2003te, kendisine okuması için verilen otuz sayfalık bir rapordan söz eder. Yürükele göre, “2011/Türkiye İç Savaş” başlıklı rapor da; arkasında AB ve ABDnin bulunduğu güçlerin Türkiyeyi bir iç savaşa sürüklenmesinin mükemmel bir planı niteliğinde olup, bu savaşa müdahale etmesi öngörülen “Batılı” güçler (Birleşmiş Milletler) eliyle Türkiyenin haritasının değiştirilmesi, küçültülmesi, etkisizleştirilmesi hedefi anlatılıyor.
Velhasıl olup bitenin farkındasınız.
Ne sadece iktidar ve çevrelerini suçlayarak bu gerçeği görmezden gelebiliriz nede sadece muhalefeti çıbanbaşı görerek.
Ne sadece bütün suçluları muhalefet ve çevrelerine yıkarak ulaşabiliriz istikbale ne de iktidar ve çevrelerini sorumlu tutarak…
İç politikanın bütün kaba saba zalimliğinden kurtulup, bir milli politikada ne zaman hem fikir oluruz onu da bilemiyorum. Tek bildiğim şudur: Birliğimize dirliğimize her kim ne şekilde olursa olsun kastetmiş ise o, HEPİMİZİN DÜŞMANIDIR!
Başta savcımız olmak üzere BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZE Allah’tan rahmet ulusumuza başsağlığı dilerim.
Güzel günlere uyan sevgili ülkem.
Sağlıcakla kalın…