n
n
n
n
n Bizden biraz daha yaşlılar “File çıktı medeniyetimiz bozuldu” derlerdi. Varlıklının yediğini ve içtiğini -gözü kalmasın, nefsi uyanmasın diye- yoksuldan gizlemeye azami gayret gösterdiği, saltanatın ve şatafatın ayıplandığı bir edep medeniyetinden her şeyin pervasızca teşhir edildiği bir hayat tarzına geçişimizin ince eleştirisidir, o dört kelimelik cümle.
n
n
n
n Osmanlı hayat tarzının yüksek bahçe duvarları hırsızın evin içine girmemesi için değil evin içindeki hayat tarzının ve özellikle ve bilhassa sofranın, sofradaki zenginliğin de fakirliğin de dışarıya taşmaması içindir. “Dört duvar arası” edep ve adabına duyulan saygının bekçisidir o duvarlar. Filenin hayatımıza ithalinden önce duvarlarımız yıkıldı. Ve biz giyinikken çıplak kaldık.
n
n
n
n Kaç zamandır siyasetçilerin -çoğu da devlet kesesinden- düzenlediği iftarlara takılı kafam. Hem amacına hem de tarzına akıl erdiremiyorum. Sokaklara, meydanlara, oradan da medyaya taşan iftar sofralarını anlayamıyorum. Ramazanın uhrevi havasından, iftar sofralarının sohbetinden uzak bu sofraları kafamda sağlıklı bir yerlere oturtamıyorum. Siyasetle dini, diyanetle siyaseti biraraya getiremiyorum. Siyaset dinin emrine ve hizmetine mi giriyor yoksa dinin kutsal bir emri ve onun zarif bir geleneği siyasete alet mi ediliyor, en azından edilmek isteniyor, çözemiyorum.
n
n
n
n Bir ay boyunca o iftardan bu iftara koşmak, iftar sonrası veya cami avlusunda ya da bir kıraathanede çay içmek, sonra da fotoğrafları hem yazılı ve görsel hem de sosyal medyada yayınlamak ya da yayınlatmak ne zamandan beri dini bir tarz ve de siyasi faaliyet oldu, bilemiyorum. Kimse kendisini kandırmasın yapılanın ne hayırla, hasenatla bir ilgisi var ne de kentin ya da ülkenin fikri, sosyal ve kültürel sorunlarına getirdiği bir çözüm, hatta bir öneri söz konusu. Her şey “benim kalabalığım senin kalabalığından daha fazlaydı” böbürlenmesi ya da yanılsamasından ibaret.
n
n
n
n Yemek masasından sandık sonucu çıkarmaya yönelik bu tür iftarların din ve diyanetteki yeri nedir ne değildir, bu konuda konuşmak benim boyumu aşar, haddim değildir. Benim sözüm olayın adap ve edep yönüne ve bir de siyasi katkıları üzerinedir. Bu gösterişli tarz, o büyük medeniyetin imbikten geçirilmiş nezaket ve nezahatine de siyasetin ince elenip sık dokunması gereken kumaşına da uymaz. İkisinin mana ve mahiyeti de yeri de farklıdır. İkisini birbirine karıştırmamak ve hele de kutsalı siyasetin istismarına açık hale getirmemek gerekir. İftar sofrasından seçim sandığına oy taşınmaz.
n
n
n