Aydın insan;
çıkarları uğruna
toplumu
farklı algılara
sürükleyecek
davranışları
sezinleyen
ve bu yanlışlıklardan
zarar görülmesini
önlemek için gerekli
çabayı gösterendir...
İlk başta,
anlaşılmamış
olsalar bile
zaman
onları hep haklı çıkarmıştır...
Bugünlere bakıyorum...
Memlekette sanki, maskeli balo var...
Kuzu postu
giydirilen
kurdu,
Ne masum diye
sevip okşayanların,
aldatıldıklarını
anladıklarında
duyacağı pişmanlıklar
bir işe yaramayacaktır...
Bugünkü öyküyü;
Cumhurbaşkanlığı sürecinde,
Türkiye de vizyona
giren
Hollywood
yapımı
bir filmi,
gaflet içinde
seyredenlere
ithaf ediyorum...
* * *
Akbaba ile çaylak, güneşli bir yaz günü, birlikte
havalanmıştı. Hava berrak ve her taraf yeşilliklerle kaplıydı. Etrafı seyrede seyrede yükseldiler. Yükseldikçe içlerindeki uçma isteği artıyordu. Bir hayli yükselmişlerdi.
Akbaba, çaylağa; Uzağı benden daha fazla gören bir kuş veya bir insan olduğunu zannetmiyorum dedi.
Çaylak, akbabanın bu sözlerinde
övünme kokusu alınca,
bunun bir iddia olduğunu
ve bu iddianın ispat edilmesi gerektiğini
belirterek, ovanın etrafında
neler görebildiğini sordu.
Akbaba, çaylağın inanmamış görünmesine biraz içerlemişti. “Ona gördüklerimden öyle bir şey söyleyeyim ki, benim gözlerimin ne keskin olduğunu anlasın” diye düşündü. Eğer sözüme inanırsan, ovanın şu tarafındaki ağaçların yanında bir tanecik buğday görüyorum dedi.
Sonra çaylağa gururla baktı. Akbabanın bu sözüne çaylak şaşırdı. Ancak,
soğukkanlılığını elden bırakmadı. Pekala! Haydi öyleyse, inelim bakalım! Sözün doğru mudur? Gerçekten orada bir buğday tanesi var mıdır?
Birlikte hızla ovaya doğru
süzülürken, akbaba gördüğü buğday tanesinden gözünü ayırmıyor, ona yaklaştıkça heyecanlanıyordu.
Çaylak, hemen yakındaki bir ağaca kondu. Akbaba, buğday tanesine doğru uçtu.
Akbaba, buğdayı alayım, derken
avcıların kurduğu tuzağa düştü.
Zavallı akbabanın çırpınışını gören,
çaylak, ona şöyle seslendi:
Arkadaş, tuzağı göremedikten sonra, taneyi görmüşsün bundan ne çıkar?
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Huzurlu ve sağlıklı günler dileğiyle...