n

n

n Eğitim, tüm milletler için “gelecek” tir.

n

n “Geleceği” olmayan milletlerin “yarını” yok demektir.

n

n Mustafa Kemal boşuna “ Cumhurbaşkanı olmasaydım Milli Eğitim Bakanı olurdum” dememiştir.

n

n Bu konuda en az duyarlı insanların Müslümanların olduklarını düşünüyorum. Oysa bu konuda en duyarlı olması gerekenlerin başında Müslümanların olmalarının gereğine inanıyorum.

n

n Çünkü Müslümanlar, belli alanlarda yetkin insan yetiştirmek zorundadırlar. İslami literatürle ifade edecek olursak bu zorunluluk , “bazen farz-ı kifaye, bazen de farz-ı ayin” olmaktadır.

n

n Ayrıca Müslümanlar çocuklarının uhrevi(dini) eğitimlerinden de sorumludurlar.

n

n O halde Müslümanların, hem çocuklarına ve hem de Müslüman topluma karşı sorumlulukları vardır.

n

n O zaman yalnız bizim değil, herkesin işi eğitimdir ve eğitim olmalıdır.

n

n Türkiye’de örgün eğitim kurumlarında yaklaşık 18 milyon çocuğumuz eğitim almaktadır . Bir başka ifade ile, 6-18 yaş arasında çocuklarımızın sayısı yaklaşık 18 milyon olup bunların dünyası ve ahireti fiilen bu örgün eğitim kurumlarında şekillendirilmektedir.

n

n Bu çocuklarımızın yaklaşık 9 milyonu(8.5 milyon) kız çocuğu olup yarının anneleri. diğerleri de yarının babaları olacaklardır.

n

n Yaygın eğitim kurumlarında ise yaklaşık 9 milyon(8.491.953kişi) kursiyer çeşitli alanlarda eğitim almaktadır.

n

n Örgün ve yaygın eğitim kurumları beraber düşünüldüğünde 25-26 milyon insanımız fiilen eğitim ortamlarında olduğunu görüyoruz.

n

n Bu, şu demektir: Nüfusumuzun yaklaşık % 30-35’İ FİİLEN EĞİTİM VE ÖĞRETİM ORTAMALARINDA BULUNMAKTADIR. BİR DE BUNLARIN YAKINLARINI DÜŞÜNELİM.

n

n Evet, işimiz eğitim olmalıdır. Hiç kimse eğitimden daha hayırlı bir iş yapabileceğine inanmasın.

n

n Müslümanlar, gerek bireysel ve gerekse toplumsal olarak eğitimden daha hayırlı bir hedeflerinin olabileceğine inanmıyoruz.

n

n Dünyamız da ahiretimiz de eğitimde saklı olduğunu unutmayalım.

n

n “Gerisi hep Angarya… “ Selam ve sevgi ile…

n

n

n

n

n