Sosyal medyada arkadaşım, “İşte Kenan arkadaşımızın doğup büyüdüğü ev!” resmini paylaştığında, hafızalarda güçlü yer tutan geçmişe gitmeden kendimi alamadım.
Grizu ve göçükleriyle gündemden düşmeyen Zonguldakımız.
Soma ve Ermenek’le aynı kaderi paylaşmış, oraların acısını çok evvelden tatmış…
Yaşananları arşive kaldırırken, yılları paylaştığımız Karaelmas gözümüzde bambaşka.
Toprağı kara, acıları büyük, sevinç ve mutlulukları üzerimizde farklı Zonguldak.
Geçmiş, geçmişte kalmıyor. Otuz yıl önceki şartlar, bizi yöreden ayırsa da, anılarının kokusu halâ üzerimizde.
Yaşanan her dönem insanı sonraki sürece taşıyan bir köprü değil mi?
Kozlu Güney Mahallesi; çocukluğumuzu doyasıya yaşayıp gençliğe adım attığımız ve gelecek için hayatî planlar yaptığımız yer. Yıllar sonra Samsun’da ekmek kavgamızı sürdürürken, bugün bakıyorum da bizim kuşağın önemli kesimi, ülkemizin dört bir köşesine dağılmış.
Çocukluk, gençlik ve bugünler…
Büyük emek ve özveriyle yapılan baba ocağı. Rahmetli babam evinin inşaatındaki sıkıntıları anlatırken, katkısı geçenlere minnet duygularını bizimle hep paylaşırdı.
Köklü yerleşim yerlerinden Kozlu’da yamaçlara kurulmuş mahalleler. Araç trafiğinin tek ve dar bir yolla sağlandığı, merdivenlerin yoğun kullanıldığı sadece bizim mahallemiz değildi.
Güney, Topbaşı, Fatih, Ondokuz Mayıs, Taşbaca, Kasaptarla, Kılıç mahalleleri…
Son yıllardaki kurumsal daralmayla bölge göç yükünü iade etmeye başlamış. Emekliliğini tamamlayanlarla beraber tersine göç hızlanmış. Ailemin doksanlı yıllarda ayrılışındaki önemli faktör de buydu. O kopuşların psikolojik sarsıntılarını da yaşamış insanlar.
Ana kucağı yerlerden ayrılış.
Yarım asır sonraki radikal değişimle yüzeye çıkan kazanç ve kaybedişlerin hissiyatı…
Annemin Samsun’u kabullenmedeki zorluğu Kozlu yu özümsemesindendi.
Bugün elde edilmesi zor mutluluklar kolay kazanılmamıştı. O günlerdeki komşulukların günümüzde nasıl deforme olduğunu söylemeye gerek yok. Ramazan öncesi bir evde bitip diğerinde başlayan yufka pişirme partileri; pişen yufkalardan göz hakkını almak için beklediğimiz günler...
E.K.İ. kısaltmasıyla logosu hafızalara kazınan Ereğli Kömür İşletmeleri...
İşletme, çalışanlarına kömür istihkakını senenin belli günlerinde dağıtırdı. Tonajı yüksek kamyonların, mahallenin geniş alanına boşalttığı kömür, büyük kazanlarla paylaştırılırdı ahaliye.
Mahallenin kömür bayramı olurdu adeta o gün.
Kadınlar, kızlar, erkekler; sırtlarda sepet, ellerde kovalar...
O anılar, bugün tatlı bir tebessüm olarak geçmişten yüzümüze yansıyor.
Tuğlalı soba kullanmaya mecbursun yörede. Taş kömürünün kalorisi o kadar yüksek ki içerideki ısı sobaya fazla gelirdi.Taş gibi kömürü parçalamak için sobanın kenarında asılı duran süngüler evlerin ayrılmaz aksesuarıydı.
Babamın Samsun da antika gibi sakladığı sobayı, yıllar sonra ondan habersiz eskiciye satmıştık. Yarım asırlık ömrümüzde birçok dönem için nirengi noktası oldu Karaelmas diyarı.
Seni unutmak mı? Asla!