n

n
n Atalarımız,” Şerefülmekan bilmekin( mekanların şerefi/ kıymeti, orada oturanların şerefi /kıymeti ile kaimdir)” demişlerdir.
n
n Şimdi devir değişti .
n
n İşler tersine döndü. Atalarımızın yukarıdaki sözü şöyle oldu: “Şerefülmekin( makamlarda oturanların şerefi) bilmekan( makamların şerefi ile kaim oldu.”
n
n Artık Müslümanlar şereflerini, statülerini oturdukları makamlarda ve sahip oldukları paralarda arar ve kabul eder oldular. Namaz kılmak ve hacca gitmek, hatta baş örtmek bir aksesuar oldu.
n
n İslam toplumunun ve milletimizin şiarı kabul edilen bazı kurumları ve değerleri savunmak ise bir siyasi rant aracı olarak görülmeye başlandı. Eski amaçlar, araç oldu.
n
n Özetle ifade dersek, ulaşılan bazı refah değerleri yegane amaç, yukarıda saydıklarımız ise araç haline getirilmiştir.
n
n Sesi daha sonraki yıllarda duyulacak korkunç bir ahlak erozyonunun başındayız. Bu erozyonların meydana getireceği selin tahribatı Müslümanların yüz yıllık birikimlerini sürükleyip götürecektir.
n
n Herkes, bulunduğu makamının ve statüsünün daha sonra geri gelmeyeceğinin ve bu işin finali olmadığının bilincinde hareket etmelidir.
n
n Bu konuda Mevlana şöyle der:
n
n Akıllı insan,” Allah bana bugün ne yapacak, ne yaptıracaktır” der.
n
n Akılsız insan ise, “bugün şunu, bunu yapacağım” der.
n
n “Çakal, boyanmakla tavus kuşu olamazsa,
n
n makamlar, ilim, mevki-makam, para ve dış görünüşle de adam olunmaz.”
n
n “İnsanlar, dış görünüşleriyle insan olsaydı, Hz. Peygamber ile Ebucehil de aynı olmaları gerekirdi.”
n
n “Köpek, aslan postunu giymekle aslan olmaz, o yine köpektir.”
n
n “Firavun’da var olan sende de vardır. Firavun’un elinde olan sana verilseydi belki daha büyük Firavun olurdun.”
n
n Ve yine son söz ondan: “ DİNİMİZİ PARÇALAYIP, DÜNYAMIZA YAMADIK. BÖYLELİKLE NE DİNİMİZ NE DE DÜNYAMIZ KALDI!”
n
n Ancak dileriz ki, zaman henüz geçmemiş olsun.
n
n Selam ve sevgi ile…
n
n
n