n Arap baharı hareketi ile 25 Ocak 2011’de Mısır, Hüsnü Mübarek’ten kurtulduğunu zannetmişti. Daha sonra yapılan seçimlerde % 52’nin üzerinde oy alarak, Müslüman Kardeşler(İhvan)’in desteklediği Muhammed Mursi, Cumhurbaşkanı seçilmişti. Demokrasinin ne olduğunu anlayamadan ve hazmedemeyen Mısır halkı, aradan bir yıl geçmeden yeni bir darbe ile karşı karşıya bulunuyor. Tahrir Meydanı bu olaylarda önemli bir rol oynamıştı. Tahrir Meydanı yine getirdiğini götürmek için toplandı ve bu sefer de Cumhurbaşkanı M. Mursi gitti. Ordu, yani Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi, M. Mursi’ye çekilmesi için 24 saat süre verdi ve Mursi çekilmeyince onu gözaltına alarak, Muhammed Adli Mansur’u cumhurbaşkanlığına getirdi. Bu arada M. Mursi’nin cumhurbaşkanı seçilmesi için destek veren, Müslüman Kardeşler’in liderlerinden Muhammed Bedii, eski başkan Mehdi Akif ve diğer önde gelenler birer birer gözaltına alındı. Açıkça görülen şudur ki, Mısır ordusu doğrudan idareyi ele almak istememekte ve sivil idareyi gözeten, bir vesayet idaresi konumunda bulunmak istemektedir. Suriye, daha doğrusu Beşar Esad, ordunun yanında olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, Vahhabi olan Suudi Arabistan ise ordu veya yeni oluşumu desteklediğini belirtmiştir. Görüldüğü gibi işin demokrasi boyutu bir tarafa bırakılarak daha çok mezhep yönünden, bu darbe ele alınmaktadır. Ayrıca, Müslüman Kardeşler’de, kardeşlik kelimesi olmasına rağmen; ne türlü bir kardeşlik olduğunu da anlamak mümkün değildir.
nn Mısır’da yapılan bu darbenin daha önce 2011 yılında, Mübarek’i devirmek için yapılandan bir farkının olmadığını ve bu olayların, daha öncekinin bir devamı olduğu kanaatine varabiliriz. Ümidim diyemeyeceğim, çünkü bu konudaki ümidim çok az; temennim odur ki, Mısır kısa zamanda askeri vesayetten kurtularak demokrasi yoluna girer. Hüsnü Mübarek ve ondan sonra gelen Muhammed Mursi, ötekileştiren birer tiran idi. Yalnız, onları bu konuma iten çevresindeki yağcıların, şu anda aynı şeyi Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi ile onun cumhurbaşkanı seçtirdiği Muhammed Adli Mansur’a yaptıkları gerçektir. Demokrasinin özünde bireysellik, birey olmak yatmaktadır. Çok küçük menfaatler, çıkarlar için, lamelif gibi eğilmeyi bilenler ve idarecilerini hak etmediği iltifatlarla şişirenler, özellikle Ortadoğu halklarının en önemli özellikleridir. Kula kul olmayı çok severiz ve küçücük çıkarlar için de yapmadığımızı bırakmayız. Asla kritik ve tenkide tahammül yoktur. Bunun sonucu olarak da başa geçenler kendilerini bir şey zannederek, tiranlık yolunda ilerler. Yağcılar ise çıkar peşinde koşmaya devam eder. Esas olarak baktığınız zaman ise, temelde Müslümanlıkta bu tip davranışların olmadığını veya yasaklandığını görürüz. Hazreti Ömer, Hazreti Osman’ın ölümünden sonra halife olur. İlk cuma hutbesini verdikten sonra; cemaatten eğer yanlış yola girerse kendisini ikaz etmelerini ister. Camide bulunan Hazreti Ali; “Hiç şüphen olmasın, ya Ömer, doğru yoldan ayrılırsan seni kılıçlarımızla yola getiririz” der. Bunun üzerine Hz. Ömer ellerini açarak “Şükürler olsun ya Rabbim, şükürler olsun; eğer ben yanlış yola saparsam beni kılıçları ile doğru yola getirecek kulların var, sana binlerce şükürler olsun” demiştir. Aradan 1400 yıl geçtikten sonra, Müslümanların geldiği durum ne kadar hazin değil midir?
nn Mısır’da durum düzelmeyecektir. En azından kısa sürede düzelmesini beklemek mümkün değildir. Zira, Müslümanlığın temelinde olmasına rağmen, bir türlü gerçekleştiremediği kamil insan, demokrasinin gereği olan insanı ortaya koyamamıştır. Bunun yerine, Allah’a değil; kula kul olan insanı yetiştirdik. Tenkitten, uyarıdan hiç hoşlanmıyoruz. Hep kusur arıyoruz, kimilerini kötülemekten zevk alıyoruz. Asla ve asla, kimilerini kötüleyerek yücelemeyiz. Aksine aşağılamak istediğimiz kimseden, daha aşağı duruma geliriz. Böbürlenmek, büyüklenmek, kibir ise imanın en büyük düşmanıdır. Tevazu erdemdir. İdrak ettiğimiz mübarek Ramazan ayında, Müslümanların akıllarının başlarına gelmesini Allah’tan dilerim. Korkum şudur ki, bu şekilde devam edersek; yani Müslümanlar birbirlerini bu şekilde kırmaya devam edecek olursa, Müslümanların ülkelerini çok kötü günler beklemektedir. Ramazanınız mübarek olsun, sağlık, afiyet diler saygılarımı sunarım.
nn
n