n

n

n Tesettür( kadının ve erkeğin örtüsü) konusu hiçbir zaman Türkiye’nin gündeminden düşmemiş ve düşmeyecektir.

n

n Nedeni ise, Türkiye’de her zaman İslami tesettürü savunacak Müslümanların bulunacağıdır.

n

n Bu kutlu cuma gününde bu konuyu gündeme almamızın amacı, kavga etmek ya da birilerini yermek değildir. Amacımız, bu konuda var olagelen bazı yanlışlara işaret etmektir. Görevimiz cennet ya da cehenneme giden yolda trafik memurluğu yapmak değildir.

n

n Dünkü yazımızda Levent Kırca’nın Aydınlık Dergisi’ndeki yazısından(06.02.2013Haber7.com) söz etmiştik. Alıntı yaptığımız yazının devamında şu ifadelere katılmamak mümkün değildir: “ Peki, vücutlarının bütün kıvrımlarını belli eden o giysilere ne demeli? Yüzlerindeki boyalara, göz makyajlarına ,takma kirpiklerine, estetikli ve botokslu yüzlerine ne diyeceğiz? Olduk olmadık yerlerde dansözlere taş çıkarırcasına göbek atmaları erkeklerin başını döndürmüyor mu?”

n

n Doğru. Müslümanlar tesettürü , bir metre bezi başa sarmaktan ibaret olarak görmemeleri gerekir.

n

n Türkiye’de herkeste ayrı ayrı bir tesettür anlayışı gelişmiştir.

n

n Tesettür demek, yalnız saçları sıkıca kapatmak değildir.

n

n Tesettür , Ayet-i Kerimelerde ve Hadis-i şeriflerde belirtildiği gibi saçlarla birlikte giyinilen elbiseyi, oturuşu- kalkışı ve konuşmayı da kapsar.

n

n Kırca’nın, söz konusu yazısında, “Kur’an’da baş örtülecek diye bir şey yok” ifadesi, amaçlı bir saptırma değilse mutlak bir cehaletin ifadesidir.

n

n Kırca, Nur Suresi’nin 31. Ayeti’nin Türkçe anlamını hangi mealden bakarsa baksın şu ifadeleri okuyacaktır: “…Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar…” ya da, “…Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar (boyunlarını örtsünler)…”

n

n Başörtüsü Kur’an’da vardır ve bu örtüyü bugünkü Müslüman hanımların yakalarının içine koydukları gibi değil, yakalarının üzerine salmaları gerekir. Doğru olan budur.

n

n Kur’an-ı Kerim’de ayrıca kadının evinin dışına çıktığında nasıl giyineceğinin sorusunun cevabı da verilmektedir: “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve Müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini (cibablarını) giysinler…”(Ahzab, 59).

n

n Ayet-i Kerime’de geçen “CİLBAB” kelimesi farklı tefsir kitaplarında genelde “ kadınların ihtiyaçlarını görmek üzere dışarı çıktıkları zaman başörtülerinin üzerine aldıkları ve kendilerini baştan aşağı örten elbise” şeklinde açıklanmıştır.

n

n Örneğin bu Tefsir kitaplarının bazıları şunlardır: Celaleyn, Hazin, Beyzavi, İbn-i Kesir, Kurtubi, Keşşaf, Taberi, Fethülkadir, Ahkamül-ku’an(Cessas).

n

n Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, kişisel anlayışlarla, sübjektif algılarla tesettür olmaz. Tesettürün vahye dayalı, yanlış yoruma yer bırakmayacak şekilde objektif nitelikleri vardır.

n

n Tesettür, yalnız kadınların değil, aynı zaman da erkeklerin de konusudur. Yerine getiren sevabını alır, sorumluluktan kurtulur. Allah’ın emri olduğuna inanmakla birlikte yerine getiremeyen günahkar olur. Ona biz karışamayız. Hesabı, Allah ile kendi arasında olur. Müslümanın bakış açısı bu olur.

n

n Hayırlı cumalar dileğiyle selam ve sevgiler…

n