n
n n İyilik yaptıklarından
n n kötülük gören insanlar,
n n bu nankörlüklere
n n rağmen o temiz
n n duygulardan vazgeçmiyor...
n n Çünkü, yapılanların
n n Allah rızası için
n n olduğuna inanıyor...
n n Hani, iyilik yap denize at. Balık bilmezse Halik bilir
n n diyorlar ya...
n n O bildiğine göre,
n n herkes işine bakacak!..
n n Anıl Ege nin
n n Talip Amca öyküsünü
n n yüreği güzel insanlara
n n ithaf ediyorum...
n n
n n
n n * * *
n n
n n Talip Amca, 35 yıldır çalıştığı fındık fabrikasının
n n patronuyla baba-oğul gibiydi ama
n n artık çalışacak takati yoktu. Çocuklarının ikisi de
n n üniversiteyi bitirmiş
n n iş sahibi olmuştu. Emeklilik tazminatıyla
n n kiradan kurtulup, ev almak istiyordu.
n n Eşi Sema Hanım, çok çile çekmiş bir kadındı;
n n o da rahata kavuşmalıydı.
n n Patronu Kemal Beye durumu açtığında;
n n ikisi hüzünlendi, ağladı. Kemal Bey, Talip Amcanın
n n haklı gerekçelerini kabul etmek zorunda kaldı
n n ve tazminatın fazlasıyla ödenmesi talimatını verdi.
n n Talip, ömrünün yarısından fazlasını geçirdiği fabrikadan
n n arkadaşlarıyla vedalaşarak ayrıldı ve
n n sokağa çıktığında son bir kez bir daha
n n fabrikaya baktı.
n n Eve geldi. Sema Hanım, onu her zamanki gibi kapıda karşıladı. Titiz bir kadın olan Sema Hanım, bu defa elbiselerini
n n kapıda çıkarttırmadı. Çünkü Talip o gün çalışmamış, elbiseleri de tozlanmamıştı.
n n Emekli oldum dedi Talip Amca. Karısı mutfaktaydı, duymamıştı. Anlamadım diye seslendi. Talip Amca, Emekli oldum emekli dedi. Senin istediğin o ev var ya onu alacağım Çay bardağı elinde kocasının yanına gelen Sema,
n n Şükürler olsun Allah a dediği sırada kapının zili çaldı. Talip Amca, İki sohbet edemedik diye kendi kendine söylenirken,
n n kapıda Öksüz Ayşe göründü. Ayşe akrabasıydı. Küçük yaşta anne ve babasını kaybettiği için onun lakabı Öksüz kalmıştı. Genç yaşta evlenmişti. Kocası çalıştığı fabrikanın kapanmasından sonra pazarda sebzecilik yaparak geçimini sağlıyordu. Biri 7, diğeri 14 yaşında iki oğlu vardı.
n n Ne oldu kızım? dedi Talip Amca. Hayırdır niye ağlıyorsun? Öksüz Ayşe, doktordan geldiğini ve büyük oğlu Saffet in kemik kanseri olduğunun anlaşıldığını söyledi. Ergenlik çağında görülebilen bu hastalığın
n n erken teşhis edilmediği için ilerlediğini ağlayarak anlattı.
n n Sema Hanım, Allah tan ümit kesilmez. Dur bakarız bir çaresine diyerek,
n n kocasının gözlerine baktı. Her ikisi de Ayşe yi evlatları gibi severdi. Sema Hanım, evde ne pişirirse Ayşe yi eve çağırır, ona da bir küçük tencerede verirdi. Ayşe, ameliyatın yurtdışında olabileceğini
n n ve 5 yıllık süre içinde tekrarlamazsa Saffet in kurtulabileceğini
n n ancak bunun için çok paraya ihtiyaç olduğunu belirtti.
n n Talip Amca ve Sema Hanım,
n n belli etmiyorlardı ama için için ağlıyorlardı. Kahrolmuşlardı. Saffet okulunda çok başarılı bir öğrenciydi. Her yıl takdirname alıyordu. Terbiyeli bir çocuktu. Boş zamanlarında da babasının yanında sebze satardı.
n n Talip Amca, o anda tazminatını vermeyi teklif edecekti ama karısı Sema nın ne diyeceğini bilemiyordu. Sema Hanım, Talip Amcanın içinden geçenleri anlamıştı sanki. Ayşe, para bizden git çocuğunu kurtar kızım dedi. Talip Amca, şaşırmıştı. Bu kadın içimi mi okuyor ne? Ama çok da mutlu olmuştu. O da Biz ne güne duruyoruz diyerek, Ayşe nin gözyaşlarını sildi.
n n Ayşe evden ayrılmış, Talip Amca ve karısı, başbaşa kalmıştı. Belkide ilk kez bu kadar huzurlu ve mutluydu ikisi. Talip Amcanın yanı başına oturan Sema Hanıma, Karıcığım Allah senden razı olsun dedi. İçimden geçmişti ama
n n sana haksızlık etmemek için bunu diyemedim. Sen çok çileler çektin. Bu evi de çok istiyordun. Hakkını helal et ... Sema Hanım, Şükürler olsun yemeğe ekmeğimiz içmeye suyumuz var. Çocuklarımız da rahat. Allah büyüktür, bir gün bizim de evimiz olur belki diyerek, karşılık verdi.
n n Sabahın ilk ışıklarıyla kalkmışlardı. Namazlarını kılacaklardı. Sema Hanım, banyoda abdest alan kocasına seslendi: Bir rüya gördüm. Çıkınca anlatacağım . Talip Amca Ben de dedi.
n n Aslında ikisi de aynı rüyayı görmüştü. Deniz kenarında kocaman bir havuzu olan evde oturuyorlardı. Hizmetçileri bile vardı. Ev beyazlar içinde pırıl pırıldı. Komşuları ak sakallı biriydi. Rüyada ikisi birden o ak sakallı dedeye sormuştu, Bu ev bizim mi? diye. Ak sakallı dede, Evet bu ev sizin ahiretteki mekanınız demişti...
n n Biri anlatırken, diğeri rüyayı tamamlıyordu. İkisinin birden aynı rüyayı görmesinin bir kerameti vardı. Ev almak için ayırdıkları
n n tazminatın büyük bir miktarınınÖksüz Ayşe nin oğluna verilecek olmasının bir mükafatıydı bu...
n n
n n
n n * * *
n n
n n Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...
n n
n