Dedikodu sarsıyor başlıklı köşe yazımla ilgili 3 mektup aldım. Mektuplardan birisi, 3 aydır çalıştığı şirketten ücretini alamayan işçiye aitti. Diğer iki mektup sahibi ise işverendi...
Mektuplara geçmeden önce, yazdığım yazıyı bir kere daha hatırlatmakta yarar görüyorum...
Samsunda bu krizi farklılaştıran, belki de eşine benzerine başka yerlerde rastlanmayan bir etkileşim tetiklemesi...
Mesela, ekonomik sıkıntı içinde olmayan bir firma hakkında söylenti çıkarıp, piyasaya verilen panik havasıyla alacaklıları bir anda başa üşüştürmek...
Böyle bir hücuma kim dayanabilir?..
Al sana bir batış öyküsü...
Bu dedikoduları çıkaranlar kime ve neye hizmet ediyor, bilemiyorum...
Ancak yapılan iş, hainlik gibi alçakça...
Samsunda herkes biliyor ki, birçok firma hakkında böyle olup olmadık söylentiler çıkarılıyor...
Öyle firmaların adı geçiyor ki, hani Top vursa yıkılmaz diye tanımlanan cinsten...
Ama, dilin kemiği yok işte...
Ben sadece bir firmanın adını verdim. Zaten böyle bir iftira ile karşı karşıya olduklarını kendileri açıklamıştı...
Eğer firma ismi vermeye kalkışsaydım, karşı çıktığım bir duruma hizmet etmiş olurdum...
İşçi kardeşim, bir gıda firmasından 3 aydır ücretini alamadığını belirterek, benim bu firmaları kolladığımı sanmış!..
Benim söylemek istediğim şey, olmayan bir sıkıntının varmış gibi gösterilerek, firmaların yıpratılmamasıydı...
Amacım; bu işçi kardeşimin yaşadığı çaresizliğe,
başka çalışanların da düşmemesiydi...
İki işverenin mektubu da benzerlik taşıyordu...
Zor günleri, işveren ve işçi birlikte aşmak mecburiyetindeyiz. Fedakarlık yapmadan bu zorlukları aşamayız. Dedikodu üretmek çok kolay. Bu söylentileri çıkaranlar, alın teriyle para kazanmanın ne demek olduğunu bilmeyenlerdir. Bu insanlar, hayatlarında işçi çalıştırmışlar mıdır? Devlete kaç lira vergi ödemişlerdir?
İki mektubun özeti bu...
Ancak, işverenlerden birinin mektubunun son paragrafında, haklı bir istek vardı...
Ticaret ve Sanayi Odası ile diğer sanayici ve işadamı derneklerinin bu tür spekülasyonlara karşı tavırlı olmaları,
panik yaratacak söylemlerden kaçınmalarıydı...
Bugünlerde herkesin birbirine ihtiyacı var...
Çünkü, bugünler kavgayı değil, kenetlenmeyi gerektiriyor...