Gerçek nedir? Nasıl tanımlayabilirsin ki gerçeği?

Matrix filmi, 1999

Dijital espiyonaj, modern uluslararası sistemde devletler arası rekabetin temel araçlarından biri haline gelmiştir. Siber operasyonlar, sinyal istihbaratı, büyük veri analitiği ve yapay zeka destekli analiz sistemleri istihbarat kapasitesinin ölçeğini ve hızını radikal biçimde artırmıştır. Ancak bu dijital mimari büyük ölçüde mevcut kriptografik altyapıya dayanmaktadır. Kuantum bilişimde yaşanan ilerlemeler, söz konusu altyapının sürdürülebilirliğini sorgulatmakta ve “post-quantum” olarak adlandırılan yeni bir güvenlik paradigmasını gündeme getirmektedir. Bu bağlamda temel soru şudur: Kuantum kapasitenin olgunlaştığı bir dünyada dijital espiyonajın doğası nasıl değişecektir?

Güç, insan zihnini parçalamak ve onu kendi istediğin biçimde yeniden şekillendirmektir”

O’Brien, 1984 Romanı

İstihbarat servislerinin artık stratejik politika koordinatörü olduğu bir dönemde dijital espiyonaj da giderek önem kazanmaktadır. Casusluğun sahada değil sunucuda olarak tanımlandığı “USB out Algoritma in” bağlamı üzerinden bakıldığında ise mevcut sistem anında milyonlara ulaşılabilen esasen çok hızlı dijital bir sürat treni gibi algılanabilir. Bununla beraber ülkeler tarafından yapılabilecek siber operasyonların en büyük avantajı, yakalandığı takdirde sorun çıkabilecek klasik casusluk yöntemlerinin aksine herhangi bir diplomatik kriz riski doğurmadan istihbarat faaliyetleri yürütebilmektir. Burada asıl önemli olan ise dijital istihbarat yöntemlerinin ve taktiklerinin biçim değiştirmesinin istihbarat servislerini artık sadece bilgi toplayan değil ancak yüksek teknoloji üreten kurumlar haline getirmesidir.

İstihbarat servisleri artık potansiyel kaynaklarla iletişimi güvenli dijital kanallarda ya da dark web üzerinden kurmaktadır. State-backed dediğimiz APT gruplar kritik altyapıyı yönetirken istihbarat servisleri artık hem fiziksel hem siber olabilecek hibrit tehditler ile mücadele etmektedir. Esasen bu hibrit saldırılar geleneksel casusluk, sosyal medya, propaganda ve fiziksel aksiyondan oluşan bir hibrit güvenlik stratejisini de beraberinde getirmektedir. Bir başka ifade ile, İkinci Dünya Savaşında Enigma’nın çözülmesi nasıl bir dönüm noktası ise post-quantum çağına geçiş de istihbarat tarihinde benzer bir kırılma yaratmaktadır. Ancak bu kez fark şudur: Görünmez bir düşman, bugün kullandığımız tüm dijital anahtarları geçersiz kılacak bir anahtar üzerinde çalışmaktadır. İstihbarat servislerinin gelecekteki asimetrik üstünlüğü ise sadece teknolojik bir yarışın ötesinde bu yeni ve öngörülemez dijital ekosistemi “ilk anlayan ve ilk adapte olan” olma kabiliyetine dayanacaktır.

“Şimdi Çal, Sonra Çöz”

Tarihsel olarak sinyal istihbaratı, stratejik karar alma süreçlerinde belirleyici olmuştur. Eğer kuantum-dirençli sistemler küresel ölçekte uygulanırsa, şifre çözme temelli istihbarat faaliyetleri ciddi ölçüde zorlaşabilir. Aslında “şimdi çal, sonra çöz” stratejisi istihbarat servislerinin retrospektif espiyonaj denilen geriye dönük casusluk yeteneklerini de zirveye taşıyacak gibi görünmektedir. Fakat burada önemli olacak konu bu servislerin asimetrik üstünlüğü nasıl sağlayacağı olacaktır. Kendi verisini “quantum-safe” hale getiren ve rakiplerinin kriptografik zayıflıklarına odaklanan servisler öne geçerken altyapısını güncelleyemeyen aktörler bu durum karşısında savunmasız kalacaktır.

Post-quantum çağda dijital espiyonaj, anlık şifre kırma faaliyetinden ziyade zamana yayılan stratejik bir birikim modeline dönüşmektedir. “Harvest now, decrypt later” yaklaşımı çerçevesinde aktörler bugün çözemeyecekleri şifreli diplomatik, askerî ve ekonomik verileri sistematik biçimde toplamakta ve gelecekte kuantum hesaplama kapasitesi olgunlaştığında bu arşivleri geriye dönük olarak çözmeyi hedeflemektedir. Bu durum gizliliği yalnızca teknik değil, zamansal bir mesele haline getirir; bugün güvenli olduğu varsayılan iletişimler ileride kırılabilir. Dolayısıyla post-quantum dijital espiyonaj, bilgiye anında erişimden çok geleceğin sırlarını bugünden depolama stratejisi olarak şekillenmekte ve istihbarat rekabetini matematiksel üstünlük kadar stratejik sabır eksenine de taşımaktadır.

Evcil Hayvan Dünyasında Kedilerin Yeri
Evcil Hayvan Dünyasında Kedilerin Yeri
İçeriği Görüntüle

“Dünü çalmak, yarını yönetmektir” esasına dayanan bu strateji, gelecekte artık kimin en iyi saldırıyı gerçekleştirdiğinden ziyade, kimin kuantum sonrası güvenliğe en hızlı adapte olması ile ilgili olacaktır. Dijital dünyanın bu kadar güvensiz ve her an izlenebilir bir hale geldiği bu konjonktürde gücün gelecekte ortaya çıkacağı ve önemli olanın geleceğin sırlarını bugünden toplama olduğu anlaşılmıştır.

Yazar: Dr. Tuğba Koç