Türkler her nereye gitmişlerse, gelenek-göreneklerini yanı sıra müziklerini de beraberinde götürmüşlerdir. Türklerin Balkanlara gelişiyle Türk müziği bu halkların müziğiyle kaynaşarak çok güzel, parlak eserler meydana gelmiştir. Rumeli’ye, Türkler tarafından birçok Türk ve Doğulu sazlar yanı sıra, aksak usulleri de getirilmiştir. Var olan belgelere göre Türklerden önce bu coğrafi bölgelerde aksak usulünde eser olmadığı görülmektedir. Hiç şüphesiz ki Türklerin mehter takımları da bir yenilikti. Avrupa'da askeri müziğin meydan gelmesinde Türk mehter takımlarının büyük etkisi olduğu söylenir.

Rumeli Türküleri, Rumeli'de (Balkanlarda) meydana gelmiş musiki ürünlerine verilen umumi addır. Rumeli'nin sınırları, hemen İstanbul surları dışında başlamakta, kuzeyde bir taraftan Avusturya, diğer taraftan Kırım tarafına kadar uzanmaktadır. Türkülerin bir çoğunun sahibi tespit edilemez, zira bütün Rumeli'de yayıldıktan sonra, Anadolu'ya da geçmiştir. Fakat çoğunun devirlerinin meşhur bestekarları oldukları şüphesizdir.

Rumeli türkülerinin çoğu Türk Sanat Müziği eserlerine benzer. Kimi türkülerde ise Türk Halk Müziği havası esmektedir. Rumeli türküleri arasında orta değerde eserler azdır. Şekil, makam, uslüp ve eda zevki çok başarılıdır. Rumeli türkülerinde aşk ve kahramanlık yanı sıra, tabiat güzellikleri ve hemen hepsinde lirizm vardır. Birçok Rumeli türküsünün sahibi Türk Müziği'nin büyük bestekarı Hamamzade Hacı İsmail Dede Efendi olduğu görülmektedir. Çünkü Dede Efendi'ye ait olan birçok eser ile bazı Rumeli Türküsü arasında hemende hiçbir fark yoktur. Rumeli göçmeni olan Dede Efendi'nin ailesinde her zaman Rumeli havası estiği biliniyor. Rumeli Türküleri, Türk Müziğinde ayrı bir yeri vardır. Osmanlı'nın Balkanlardan çekilişiyle, halkın çoğu Anadolu'ya göç etmek mecburiyetinde kalmıştır. Balkan halkı telaş içindedir, eğlencelerden uzaklaşmıştır. Kimi eserler ya beraberinde götürülmüştür yada kaybolmuştur. Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı döneminde halk yardımlaşma derneklerinde toplanıp türküler söylerlermiş.

Hocamız Udi Ziya Şişko'nun anlattığına göre, Krallık döneminde Türk sazlarını çalan Yunanistan'dan bir grup Stela adında bir kadın şarkıcıyla Prizren'e gelmiş ve haftalarca Hotel Şumadiya'da türküler söylemiş. Her gece salon dopdoluymuş. Hele "ötme bülbül yarim hasta" türküsünü söylediğinde yerlerinden oynarmış. Balkanlardaki Türk halkı türlü dönemlerden geçti ama hiçbir zaman halkın dilindeki türküler yasaklayamadılar, alamadılar. Halk iyi-kötü günlerinde hep teselliyi türkülerde buldu.

5/8 usulunde Rumeli Türküsü yoktur! 1957 yılında Türkiye'ye göç eden Üsküplü kemancı Mustafa Ramiz'den alınan "Vardar Ovası" ve "Debreli Hasan" türküleri 5/8 yanlış olarak notaya alınmıştır. Bu Rumeli Türküleri her zaman ve halende Rumeli'de 7/8 usülunde söylenmektedir.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, özellikle 1951 yılında Komunist Parti'nin aldığı kararla Kosova'da Türk halkının da var olduğu kabul edilince, Türkçe okullar, dernekler ve de Kosova Radyosu'nda 6 kişilik Türk orkestresi kuruluyor. İstanbul, Ankara Radyosu'ndan sonra Türk müziği icra edilen üçüncü radyodur. 1951 yılından 1999 yılına kadar başarılı çalışmalarından sonra, maalesef kapatılmıştır. 48 Yıl Kosova Radyo Televizyonu Orkestrası olarak büyük başarılara imza atan orkestre, Balkanlarda Türk Müziği'nin merkezi haline gelmişti. Kosova'dan yanı sıra, Makedonya'dan, Bulgaristan'dan, Türkiye'den, Kerkük'ten solistler gelip bu orkestreyle radyo ve televizyonlarda çizimler, çekimler yapılmıştır.6 cumhuriyet ve 2 özerk bölgeden oluşan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nde mevcut olan bütün radyo ve televizyonlarıyla işbirlikler yapılıyordu. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kosova'da, Prizren'de orta müzik okulu açılıyor ve Kosova'nın müzik kadrosu buradan oluşuyor. Sonra da Belgrat, Üsküp, Zagreb, Moskova müzik akademilerinde eğitim görerek Kosova Müzik Dairesi'nde çalışmaya başladılar. Kadronun tamamı Prizrenlilerden oluşuyordu. O sebepten bizde çok şanslıydık. Uzun yıllar Müzik Dairesi Başkanlığını Prizrenli Lorenc Anton yaptı. Bugün Prizren'deki orta müzik okulu Lorenc Anton adını taşımaktadır.

Kosova Radyo - Televizyonu orkestresi dışında Kosova'da kurulan kültür güzel sanatlar derneklerinde de musiki çalışmalar yapılıyordu. Onlardan birçoğu hala çalışmalarına başarıyla devam etmektedirler. Prizrende Doğru Yol Derneği, Balkan Türk Müziği Derneği, Filizler Derneği, Priştine'de Gerçek Derneği, Mitroviça'da Birlik Derneği, Vuçitırn'da Çeşme Derneği, Gilan'da Yarın Derneği, Mamuşa'da Aşıkferki Dernekleridir. Makedonyada ise, Üsküp'te Yeni Yol Derneği, Kalkandelen'de Yeni Hayat Derneği, Gostivar'da Güven Dernekleri en etkin derneklerdir.

Kosova'da tutulan en büyük müzik festivalinin adı Kosova Akorları Festivali'ydi. Bu festivale teşekkür ederek kendi bestelerimizi yapmaya başladık. Kosova Radyo-Televizyonun himayesi altında düzenlenen bu festivalde Arnavutça 10, Sırpça 4, Boşnakça 2 ve Türkçe dilinde 2 besteyle 3 dalda yarışma yapılırdı. 1. Halk müziği. 2. Batı müzik. 3. Çocuk şarkıları. Çok defa her üç dalda bestelerimizle ikinci yada üçüncülükleri kazanmışızdır.

Kosova'da ikinci en büyük müzik festivali Prizren'de zambakların açtığı günlerde tutulan Prizren Zambağı Festivali'dir. Bu festivale girişim kurulunda uzun yıllar Türk olarak yer aldım. Eski kent şarkıları janrında olan bu festival hala devam etmektedir ama benim dönemimde Türkçe dilinde 3 besteye yer verilirdi, oysa şimdi yalnız bir besteye verilmektedir. 1990 yılında bu festivale konuk sanatçı olarak Barış Manço'yu davet etmiştik ve söylediği şarkılarla bütün seyircileri ayağa kaldırmıştı. Bu festivalde solistlere Kosova Radyo-Televizyonu'nun Revi Orkestresi eşlik etmiştir ve festivalin başarılı olmasına Kosova Radyosu'nun Müzik dairesinde olan Prizrenlilerin ve Prizren'deki siyasetçilerden – Severin Kaytazi, Krist Lekay, Reşat Randobrava, Aluş Nuş, Orhan Rekathat, Başkim Çereti, Momçilo, Tahir Nalbant'ın destekleri çok olmuştur. Bu festivalde de birkaç defa türkçe besteler birinci, ikinci yada üçüncülüğü kazanmıştır. Festivalde ayrıca yaylı tanbur, bağlama, kanun gibi sazlarımız da orkestrede yer almıştır. Netice itibariyle Kosova'da tutulan bu iki büyük festivalden yararlanarak arkadaşlarla beraber türlü formda eserler bestelemeye başladık.

Kosova Radyosu'nda olsun, Kosova'nın en etkin derneği olan Doğru Yol'da da çalışmalar notasız, yani kulaktan yapılıyordu. Bu konuda bazı girişimlerde bulundum ama ilgi göremediğim için 10 Ağustos 1995 tarihinde Türk Müziğine hizmet etmek amacıyla aile üyelerimizin girişimiyle Balkan Türk Müziği Derneği'ni kurdum. Çünkü notasız, eğitimsiz büyük başarılara varılamayacağını biliyorduk. Türkiye'de yayınlanan kitapları yanı sıra, müzik dergilerine de abone olmuştuk, onları okuyarak musiki bilgimizi geliştiriyorduk. Ama ilk olarak temelimizi oluşturmak maksadıyla Rumeli türkülerini toplamaya başladık. Övünmek Allah'a mahsusdur derler, ama Türkiye'nin yapamadığını biz yaptık, bilinen ve bilinmeyen tüm Rumeli türkülerini notalarıyla bir araya kitab haline getirerek, 1988 yılında Priştine TAN Yayınlarında yayınladık. Aynı kitab 1996 yılında bizim iznimiz olmadan İstanbul'da SAY Yayınları tarafından da yayınlandı. Devamlı musiki çalışmalarımızı yaparken hedeflerimizi de belirliyoruz. Türkiye'de yapılan müziğin taklidini değil, kendi müziğimizi meydana getirmeye başladık. Çünkü Tanburi Refik Fersan "Taklidin başladığı yerde sanat biter" demişti.

Balkan Türk Müziği, Türk Sanat ve Türk Halk müziği temelleri üzerinde, yeni bir biçimde Rumeli türkülerinin devamı olacak müzik türü gelişmeli ve güçlenmelidir dedik ve bu yolda çalışmalarımıza hız verdik. Balkan Türk Müziği'nin temelinde Balkanlarda yaşayan Türk halkıdır. Bu halkın dini, dili, gelenek ve görenekleri, karşılaştığı sorunlar, yaşanılan gerçek olaylar bestelerimizde dile getirilmektedir.

Türkiye'de aldığımız kitap ve dergilerden dışında Balkanlardaki edebi eserleri de toplamaya başladık. Türkülerden ziyade Balkanlarda söylenen hikayeleri, ilahileri, atasözlerini, deyimleri, tekerlemeleri, manileri ve Osmanlı Dönemi'nden Balkanlarda kullanılan özel sözcükleri de bir araya getirerek çalışmalarımızı sağlam bir temele oturtturduk. Türkülerimizi halk diliyle, şarkılarımızı ise yazın dilinde bestelemeye başladık. İlk bestelerimiz halk tarafından ilgi gördüğü için, bizim de kendimize güvenimiz artı ve zaman kaybetmeden durmadan yeni yeni besteler bestelemeye başladık. Bestelerimizi Kosova Radyo-Televizyonu'nda, Yugoslavya Devlet Televizyonlarında, festivallerde, turnelerde, konserlerde, düğünlerde yanı sıra Yugoslavya'da ilk defa yayınlanan türkçe plaklarda da söylemeye başladık. 1966 yılında Türkiye'de hala televizyon yok iken, biz Yugoslavya Devlet Televizyonu'nda türkçe şarkılar, türküler okuyorduk.

Amatörce yaptığımız musiki çalışmalarımızla Balkan Türk Müziğimizi, Kosova Senfoni Orkestresi'yle seslendirdik, TRT TS ve THM repertuvarına derlemelerimiz, bestelerimiz alındı. Bestelerimiz Türkiye'nin birçok sanatçıları tarafından seslendirildi. Rumeli müzikleri seslendiren televizyonlardaki sanatçılar da programlarında bestelerimize yer vermektedir.

Derneğimizi ilk kurduğumuz günden bugüne kadar yüzlerce öğrenciye müziğimizin temel bilgilerini öğrettik. Mevcut durumda öğrencilerimizden bazıları Kosova'da, bazıları da Avrupa'da musiki çalışmalarını profesyonelce devam ettirmektedir.

Çok etnikli bir toplumda yaşadığımız için, Derneğimizin üyeleri ve öğrencilerimiz Türk, Arnavut, Romanlardan oluşmaktadır. Yaşadığımız bölge Balkanlar-Avrupa, dolayısıyla buralarda kullanılan ses sistemi de evrensel-batı müziği ses sistemidir. Türk müziği ses sistemiyle bazı konuda karmaşalık yaşandığı için Balkan Türk müziğimizi evrensel müziğe uygulamaktayız. İlk önce okul kitaplarından, org, gitar metod kitaplardan eserler topladık, sonra da kendi çalışmalarımızı da evrensel müzik ses sistemine uygulamaya başladık.

Bölgesel Yargı Kararları Işığında Diyarbakır’da Ceza Yargılama Süreçleri ve Adli Haklar
Bölgesel Yargı Kararları Işığında Diyarbakır’da Ceza Yargılama Süreçleri ve Adli Haklar
İçeriği Görüntüle

Balkanlar, türlü uluslar, halklar, etnik gruplar, türlü diller, dinler, müzikler mevcut olduğu yani anlayacağınız çok ilginç ve renkli bir bölge. Balkanlarda halkların müzik kitaplarını inceleyerek bu ortama Balkan Türk müziğimizi uygulamak çalışması içindeyiz. Pentagram-portenin birinci çizgisinde Mi'de Hüzzam-Segah, Re'de Hicaz, Uşşak, Do'da Rast, Nihavendleri yazıyoruz. Bemol-diyezlerin komalarını numaralarla belirtiyoruz. Makamları açıklamada Hüseyni makamını kullanıyoruz. Bunları uygularken Türk müziğini buradaki halklara tanıtıyoruz. Bestelerimizi, Türk müziğinde olmayan ama çok renkli, canlı Balkan müziklerinde olan türlü renkli motiflerle de süslüyoruz.

Diyorlar ki Türk müziği eserlerin yüzde yetmişinin konuları kadın ve hüzünden ibarettir. Biz de bu iki konudan biraz uzak durarak, daha canlı, neşeli, mizahi ve güncel sorunları bestelerimize işlemekteyiz. Çünkü hüzün ve kadın dışında toplumda sorunları ile yansıtılacak sonsuz konular olduğuna inanmaktayız. Türkiye'de olsun, Kosova'da olsun gençler yürürken dinledikleri müziğe de ulaşmak istiyoruz. "Delete" (Sil) adlı bir beste yaptık, gençlerimiz tarafından beğenildi. Türkiye'ye kıyasen biz buradaki durumumuz farklıdır. Türk müziği çalışmaları çerçevesinde yapmış olduğumuz ciddi faaliyetlerimizde yerli beste ve türkülerimizi icra ederek Balkanlarda kimliğimizi koruma çabası içerisindeyiz.

Bizim hedefimiz bellidir. Hedefimiz, Balkan Türk Müziğimizi evrensel müziğe uygulayarak, Türk müziğinde kalıplaşmış formlardan ve konulardan dışarı çıkarak, güncel toplum sorunlarını dile getirerek Balkanlar'da, Türkiye'de ve Türk Dünyası'nda çalışmalarımızı tanıtmak ve sevdirmektir.

Aluş NUŞ