Bilindiği gibi hafta arası spor dışı yazıyorum.
Sorunlara parmak basmaya çalışıyorum.
Görebildiklerimizi, olumsuzlukları sizlerle paylaşmaya çalışıyorum.
Bugün perşembe neyin nesi bu spor yazısı diyenleriniz olabilir.
Haklısınız.
Birinci nedeni; Samsunspor son üç transferle transfer sezonunu kapadı.
Kadrosunu güçlendirdi.
Hepimizi umutlandırdı.
İkincisi; inanın isyan edesim geliyor.
Gazetelerdeki haberler beni çılgına çeviriyor.
Hayallerle avunanlar, hayallerle avutmaya çalışıyor.
Yuh bee, dediklerim çok.
Nasıl demeyeyim ki, birileri bol keseden atıyor.
Birileri de geçmişte söylediklerini unutup açıklamalarıyla farkına varmadan kendilerini de toplumu da aldatıyor.
Olmaz böyle şey, dedirtiyor.
Böyle giderse stresten uzak kalmak adına spora ağırlık verecek hale geleceğiz gibime geliyor.
Her neyse; gelelim Samsunsporumuza.
Recep Niyaz, Serkan Eylik, Safa Serbest, Hasan Kılıç, Mücahit Ceylan ve Ali Zorlu’dan sonra önceki gün de Mbilla, Talha ve Mustafa transfer edildi.
Güçlü Samsunspor, transferlerle daha da güçlendirildi.
Umut verdi.
Bu sezonun en etkili takımı olacağı inancı ağır basıyor.
Başta Samsunspor yönetimi, ardından Teknik Direktör Erhan Altın, taraftarlar ve bizler de doğrusu son transferlerle umudumuzu artırdık.
Teknik Direktör Erhan Altın başarılı bir teknik adam.
Yoktan var ettiği dönemde bile başarısı küçümsenemez.
Bu kez farklı şüphesiz.
Geçen yıldan kalma güçlü bir takım yeni transferlerle güçlendirildi.
İşi biraz daha kolaylaştırdı.
Diyeceksiniz ki erken değil mi?
Doğrudur.
Ama görünen köy kılavuz istemez.
Kalite ortada.
Eksiklikler şüphesiz var.
O eksiklikleri gidermek Erhan Altın’ın işi.
Bizi ilgilendiren passolig uygulamasıyla seyircinin azalması.
Azalan seyirciyi artırmak gerek.
Bu nedenle taraftarımıza buradan çağrı yapmak istiyorum:
Passolig ürküten bir uygulama değil.
Her bir taraftar, bu soruna çözüm bulabilir.
Uygulamaya takılıp strese girmektense uygulamayı benimseyip sahada yerimizi almak bence daha kolay ve uygun olur.
Haydi hayırlısı.