Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca yayınlanan ocak ayı işkolları istatistiği, düşündürücü tabloyu gözler önüne serdi.
Bakanlık istatistiğine göre, Türkiye’de 12 milyon 180 bin 945 işçiden sadece 1 milyon 297 bin 464’ü sendikalı. Yani çalışan işçilerin yüzde 10.65’i sendika üyesi.
Sendikalı işçi sayısında son 6 aya göre artış olması, çalışanlar açısından sevindirici olsa da son derece yetersiz.
E devlet aracılığı ile üye olma işlemleri kolaylaştırılsa da sendikalaşma oranı hala yüzde 10’lar düzeyinde. Yani her 10 işçiden biri sendika üyesi.
Bu da çalışma yaşamı adına övünülmeyecek bir olgu.
Peki işçiler sendikaya neden üye olmuyor, çekingen davranıyor?
Kuşkusuz birinci neden, işverenin işyerinde sendika istememesi, üye olanları işten atma tehdidinde bulunması.
İşverenin tehdidinden korkan, ekmeğini yitirmek istemeyen işçiler, sendikaya üye olmaktan çekiniyor.
Bunun yanı sıra, sendikaların işçiler ile yeteri kadar iletişimde bulunmaması, işyerlerine bile gitmekten kaçınarak sendikalaşmanın avantajlarını anlatamaması, mevcut üyelerle var olan rahatlığı sürdürme isteği de kuşkusuz etkili.
Çok az da olsa işçilerde sendikalara karşı olan güvensizlik. Aslında işçide var olan bu güvensizlik birebir iletişime geçilerek giderilebilir.
Bırakın 12 milyonu aşkın işçinin tamamını, dörtte biri bile sendikalara üye yapılabilse, sendikalaşma oranı yüzde 10’larda değil, daha yukarılarda olur.
İşyerlerinde milyonlarca işçi sendikalaşmayı bekliyor, ama sendikalar uzaktan izliyor, potansiyeli değerlendiremiyor.
Sahi sendikalar nerede?
Bakanlık istatistikleri bir acı gerçeği daha ortaya koydu.
Toplam 147 işçi sendikasından 98’i Ekonomik ve Sosyal Konsey’e (ESK) üye sendikalara uygulanan yüzde 1 işkolu barajının altında kaldı.
ESK’ya üye Türk-İş, Hak-İş ve DİSK’e bağlı sendikalar için baraj yüzde 1, bağımsız sendikalar için ise yüzde 3.
Başka bir ifadeyle ESK’ya üye sendikaların toplu iş sözleşmesi yetkisi alabilmesi için işkolunda çalışan toplam işçilerden yüzde 1’ini üye yapması zorunlu.
Bağımsız sendikalar için ise işkolundaki toplam işçinin en az yüzde 3’ü üyeleri olması zorunlu.
147 sendikadan sadece 49’u yüzde 1 işkolu barajını aşarak toplu iş sözleşmesi görüşmelerine hak kazandı.
Geriye kalan 98 sendika ise barajı aşamadığından üyeleri adına toplu iş sözleşmesi yapabilmeye hak kazanamadı.
Milyonlarca işçi ya sendikası baraj altında kaldığı için ya da sendikalara üye olamadığı için toplu iş sözleşmesinden yararlanamıyor.
Olan da yetki alamayan sendikalara üye olanlarla, üye olmayı bekleyen işçilere oluyor.
Çalışma yaşamının diğer ilginç durumu da yaklaşık 1 milyon 300 bin sendikalı işçinin yarıdan fazlasının çeşitli nedenlerden ötürü toplu iş sözleşmesinden yoksun olması.
Barajı aşamayan sendikalar, şapkalarını önüne alıp bir kez daha düşünmeli, sendikalaşmayı bekleyen işçilere ulaşmalı.
Aslında, bu barajı aşan sendikalar için de söz konusu.
Çünkü sendikalaşmayı bekleyen 10 milyonu aşkın işçi hazır, sendikaları bekliyor.