Eğitim, devletlerin makbul vatandaş yetiştirme aracıdır. Yontarak ya da noksan gördüğü kısımları ekleyerek… İşte arada, bir şeyler de öğrenmiş olursunuz. Akıllı devletler bu işi, kör gözüne parmağım şeklinde yapmazlar. Eğitmiyormuş gibi eğitirler, oturmuş bir sistemleri vardır çünkü. Ve diğer yontmacı, eklemecilerin tersine işleyen, belki daha insana yakışır bir sistem. En azından, yerli yersiz sistem bozmalar yapılmaz.
Bacak kadar çocuklarını, sonu S ile biten ne kadar terane varsa yorar bu ülke. Sonra ansızın, bakarsınız, o (SBS miydi, tam hatırlamıyorum) sınavı sistemleştiren, yani aynı kişi, vazgeçiverir. Öyle uzun uzadıya açıklamalar da yapılmaz; irdelenmez. Koyarken sormadıkları gibi kaldırırken de sormamışlardır. Ha keza sorsalar da yapılacak olan, yapılacaktır.
Dört kez üniversite sınavına girdim. Hiçbir seferinde, aynı yöntemin uygulanmadığı sınavlardı. Tek aşamalı, çift aşamalı, önceden tercihli, sonradan tercihli… Defalarca sistem değiştirilirdi. Size düşen –bize düşen ya da – sessiz, sâkin sadece sınava girmekti. Ve bu değişiklikler de sıvana yakın zamanlara denk getirilirdi.
Geçmiş zaman kullanmak da yersiz. Geniş, gepgeniş bir zaman kipi bulmalı, öyle yazmalı ve konuşmalı bu ülkede. Çünkü yukarıda, kendi örneğimde anlattığım, hâlâ yapılan, ille de çocuklara yaşatılan bir durumdur. Eğer bir sene, puan eklemişlerse, sonrakinde mutlaka puan keserler; puan eklemeyi kaldırırlar meselâ. Okul başarı notunuz bir sınav döneminde etkili, sonraki dönem etkisiz olabilir. Her şeye hazır/hazırlıklı olacaksınız; sürekli teyakkuzda, gerilimli bir bekleyişte olacaksınız.Bu üniversite sınavı için de –eminim uzun uzun düşünmüşlerdir- okul puanının etkisini değiştirmişler. Ne zaman? Harıl harıl çalışan çocukların, tam morale ihtiyaçları olan zaman diliminde: Sınava çeyrek kala!.. Yani çocuğunuzun, atıyorum işte fen lisesinde okumuş olmasının, kapısından girmek için yorulmasının ve içeri adım attığından beri dirsek çürütmesinin, kafa patlatmasının bir önemi kalmamıştır.
Ve ben, değiştirilsin ya da değiştirilmesin demiyorum; zaten anlamam bu tür işlerden. Fakat yapılacaksa eğer bir şey zamanı bu zaman mıdır? Bu, hazırlıksız yakalamak, ters köşeye yatırmak değil midir? Eğitim sisteminin görevi, eğitileni bu kadar bunaltmak mıdır? İnternette, Acaba hangi zenginin özel okuldaki çocuğu için yapılıyor bu değişiklik? benzeri sorular dolaşıyor.
Ve aklımda meâlen kalan bir cümle; fen lisesi öğrencilerinden: Beni bu liseye girmek için yoranlara, okurken koşturan, koşuşturanlara ve sürekli gaza getiren öğretmenlerime hakkımı gıdım helâl etmiyorum. Sisteminiz sistemsiz. Ya da –asıl korkum bu- çok sistemli sisteminiz. Yoksa bu kadar hata yapılmaz bilmeden.
Not: Öğrenciler zaten sınav günü öfke küpü olacak. Bari okul dışında gürültü patırtı yapmayalım. Her şeye inat başarın!..