Adil olmayan yöneticiyi bir de dokunulmazlık
zırhıyla korumaya aldın mı; bunlar bir süre sonra
kendilerini Kral zannediyor...
Astığı astık, kestiği kestik...
Sanki mahkeme kadıya mülk...
Bugünlerin yarını da var...
Bu millet adamı soytarı da yapar...

* * *
Hazreti Ömer, Medine de memurlarıyla yaptığı toplantıda,
halka adil davranmaları, zulmetmemeleri konusunda uyarılarda
bulunuyordu.
O sırada vatandaşın biri ortaya çıktı
ve Memurlarınızdan işte şu adam, haksız yere beni dövdü. Halbuki suçlayarak dövdüğü konuda benim suçumun olmadığı sonradan da anlaşıldı diyerek davacı olduğunu söyledi.

Konu araştırılıp adamın haklılığı, memurun ona zulmen kırbaç vurduğu meydana çıkınca; Hazreti Ömer in kararı kesinleşti:

- Seni döven memura sen de vurduğu kırbaç kadar kırbaç vuracaksın!

Amir bin Âs buna itiraz etti:
- Ya Ömer, bundan sonra memurlarınızı halkın gözleri önünde dövdürecek misiniz? Şayet bunu yaparsanız bu, memurlarınızın itibarını düşürür, onları iş yapamaz hale getirir.

Hazreti Ömer in cevabı aynen şöyle oldu:

- Ben zalimi şu ya da bu bahanelerle koruyup da mazlumu maruz kaldığı zulümle baş başa bırakamam. Kim zulmetmişse karşılığını görmeli ki tekrarına cesaret edemesin.

Ve karar kesinleşti.

Kimsesiz adam kendisine vurduğu kırbaç kadar kırbaç vuracaktır zalim adama...

Bu defa Amir bin Âs, kimsesiz adama gitti.

Teklifini yaptı:

- Sana vurduğum kırbaç sayısınca altın vereceğim. Bunu al, davandan vazgeç, yoksa halk cesaret bulur, memurlar korkaklaşır.

Böylece adam yediği kırbaç sayısınca altın alınca davasından vazgeçti, kimsesizliğinden cesaret alarak adam dövme olayı da bir daha olmadı.
* * *
Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...

Not: Türk milleti, bir kahramanı daha kaybetmiştir. Başımız sağolsun...