Gündemi oldukça meşgul eden süt konusu hakkında doğruları bilmemiz vatandaşlık görevlerimizden birisidir.
Sağlıklı beslenmek için kan şekerini hızla yükseltmeyen çok yavaş yükselten gıdalara glisemik indeksi düşük gıdalar diyoruz.
Glisemik indeksi çok düşük olan süt yaşamımızın en sağlıklı gıdasıdır.
Ben kilo almak istemeyen her hastama ve tüm diyabetli hastalarıma her zaman neyi ne kadar, ne ile karıştırarak yemeleri gerektiğini öğretirken, sütün diğer gıdaların glisemik indeksini düşüren öneminden söz ederim. Genelde hastalarımın dörtte biri ‘süt bana dokunuyor der. Onlara da süt yerine yoğurt ve ayran öneririm. Tabii yaş ilerledikçe yarım yağlı süt tam yağlının yerini alır.
İnsülin kullanan hastanede yatan bir hastam yemek üzerine muz yedikten bir saat sonra kan şekerinin 350 mg/dl olduğunu görünce üzülmüştü. Aynı insülin aynı gıdalar ve muzun yanında süt içtiğinde bir saat sonra kan şekerini 170 mg/dl görünce ‘ben bu işi çözdüm diye çok sevinmişti.
Süt içerisinde zengin kalsiyum, fosfor ve D vitamini yanında pek çok vitamin ve mineral vardır.
Kemik gelişimi, diş güzelliği, saç, tırnak, cilt sağlığı için süt üstün bir gıdadır.
Ben her gün yarım kilo, oğlum bir kilo olmak üzere süt içeriz. Eşim laktoz intoleransı nedeniyle içemez. İçtiği anda hemen gaz ve hazımsızlık şikayetleri başlar.
Süt kişiye iki şekilde rahatsızlık verir.
* Süt proteinlerine karşı alerji söz konusudur. Tanı bebeklikte konur. Çok nadirdir. Okul çağına gelen çocuk ve aile bunu bilir ve süt ve ürünleri kullanılmaz.
* En çok görülen şekli ise Laktaz enzimi eksikliği veya yokluğudur. Beyaz ırk çalışmalarında toplumda ila 30 arasında bulunmuştur.
Kabaca, uzunca bir süre ara verdikten sonra tekrar süt içen her 100 kişiden 10 ila 30unda laktaz yokluğu veya eksikliğinden oluşan gaz, ağrı, bulantı, kusma, ishal gibi şikayetler oluşur.
Bu yazıyı okuyan hemen herkes bebekken anne sütü akabinde de inek sütü içmiştir. Peki ne olmuştur da şimdi süt dokunmaktadır. Eskiden var olan süt şekerini haz-mettiren laktaz enzimi niye azalmış ya da yok olmuştur.
Çocukken süt içmeyi sevmezdim. Annem zorla içirirdi.
1963-1964 yıllarında Adana Ceyhanda ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencisi iken hatırlıyorum. Okul bahçesinde sıraya girerdik. Çalışan personeller öğretmen nezaretinde süt tozundan yapılan kocaman bir tencere içindeki sütü kepçe ile evden getirdiğimiz bardaklarımızın içine doldururlardı. O sütü tüm sınıf birlikte içerdik.
5. sınıfta İzmir Ödemişe geldiğimde bu uygulama yoktu. Okulda süt tozundan yapılmış süt içme lüksümüz kalkmıştı. Ama rahmetle andığım sevgili annem, her gün süt içmemi şart koşardı. Acele ile evden çıkarken ayakkabımı giyme anında sütü bana yetiştirir ve içmemi sağlardı. Sonra bu alışkanlık bende devam etti, gitti. Hala her gün severek süt içmemi sürdürüyorum. Eşim de ilkokulda süt tozu sütlerini içmiş ama ortaokuldan sonra süt içmeyi bırakmış. Şu anda istese de içemiyor.
SÜT NASIL HAZMEDİLİR?
Sütün hazmını sağlayan Laktaz enzimi mideden sonra başlayan ince bağırsakların gıda ile temas eden hücrelerinde yapılır. Yenidoğan bebekte bu enzim vardır. Bebek anne sütünü hazmeder.
Daha sonra süt ile temas eden bağırsak hücreleri laktaz enzimini üretmeye devam eder.
Laktaz midede parçalanmadan ince bağırsağa gelen süt şekeri laktozu glikoz ve galaktoz dediğimiz hemen hazmedilerek kana geçen basit şekerler haline getirir.
Laktoz, uzun süre barsak hücresine gelmezse bir başka deyişle kişi uzun süre süt içmezse laktaz üretimi durur. Şu anda rahmetli olan Gastroenteroloji Bölümünde çok değer verdiğim bir hocam ‘laktaz üretiminin durması için altı ay süre ile süte ara vermek yeterlidir. derdi.
Kişi uzun aradan sonra tekrar süt içtiğinde ince bağırsakta parçalanamayan laktoz kalın bağırsağa geçer ve laktos intoleransı dediğimiz durum gelişir.
Kalın bağırsakta bakteriler vardır.
*Sağlıklı besin tüketen, yoğurt kefir gibi probiyotik bakteriler alan, tam buğday unu ekmeği meyve ve sebze tüketerek prebiyotik ortam oluşturan, bir başka deyişle barsak bakterileri probiyotik olan kişilerde laktoz fazla bir sıkıntı yaratmaz.
b- Çoğunlukla kırmızı et, tavuk, beyaz un, beyaz ekmek tercih eden, sebze, meyve, tam buğday unu gibi sağlıklı besinleri çok az tüketen kişinin bağırsaklarında bulunan bakteriler laktozu bir hamur gibi mayalar. Oluşan hidrojen gazı, bol su ve diğer maddeler kişinin hasta olmasına neden olur.
LAKTOZ İNTOLERANSI VARSA: *Yoğurt ayran peynir gibi içerisinde yararlı bakteri olan süt ürünleri kullanılabilir. Bu ürünlerdeki yararlı maya bakterileri laktaz enziminin yaptığı gibi laktosu parçalamışlardır.
*Marketlerde laktozsuz süt satılmaktadır. Bu süte laktaz enzimi dışarıdan ilave edilmiş olduğundan içerisinde laktoz şekeri yerine glikoz ve galaktoz vardır. Tadına baktığınızda şekerli süt tadını alırsınız. Glisemik indeksi normal süte göre yüksektir. Laktoz intoleransınız varsa laktozsuz süt içme yerine yoğurt ve ayranı tercih edebilirsiniz.
*Laktoz intoleransınıza rağmen süt içmeyi kesinlikle istiyorsanız; her gün bir çay kaşığı sütten başlayarak giderek miktarı artırıp bir ay içerisinde bir çay bardağı, iki ay içerisinde de bir su bardağı miktarı tolere edebildiğinizi görebilirsiniz. İnce barsaklarınız laktaz üretimine tekrardan başlayacaktır.
AMA ÖNEMLİ OLAN LAKTAZ ENZİMİMİZİ YOK ETMEMEKTİR.
Bunun için:
*Çocuklarımız anne sütünden sonra her gün süt içmeye devam etmelidir.
*Okulda süt içme projesi desteklenmelidir.
Süt alışkanlığı sağlıklı beslenme eğitimi alan kişiyi obeziteden korur.
Süt alışkanlığı, sağlıklı kemikler, sağlıklı dişler uzun boy demektir.
Gece içilen süt rahat bir uykudur.
Süt içme alışkanlığı olan çevrenizdeki kişilere bakın. Sakin ve iyi huyludurlar.