Yıllar öncesinde, Türkiye nin önemli bir ovasına, büyük bir fabrika kurulması planlanır. Yalnız, gel gör ki, ülkemizdeki çok önemli bir kuruluşumuz, birinci derecede tarım arazisi olması dolayısı ile, o arazide fabrikanın yapılmasına onay vermez. Hep olduğu gibi, yönetimin başındaki irade oraya bu fabrikanın yapılmasına karar vermiştir. Önceki rapor rafa kaldırılır ve bu işlerle hiç ilgisi olmayan bir kuruluştan rapor alınarak inşaata başlanır, fabrika bitilir ve açılışı yapılır. Açılışta, o devrin üst kademesindeki zat, rapor vermeyen kuruluşu yerden yere vurarak tenkit ettikten sonra Burada 3500 kişi istihdam edilecek, bilmem ne kadar patates üretilecekmiş diyerek kendine göre espri yapmıştı. Bu alışkanlık, o tarihten sonra devam ede gelmektedir. Akdeniz bölgesinde, bütün narenciye, muz ve malta eriği bahçeleri turistik tesis haline getirildi. Bütün bölgelerimizdeki sahiller istila edilerek, otel motel ve yazlık yapılarak taşlaştırıldı. Datça, İztuzu ve diğer birçok doğanın armağanı olan yerler için projeler hazırlandığını görüyoruz. Türkiye olarak betonu çok seviyoruz. Dünyada, Türkiye, Arap ülkeleri ve az gelişmiş ülkeler hariç; batı ülkelerinde bu şekildeki bir yapılaşma yoktur. İstatistikler e göre, Ülkemizde 1.000.000 dan fazla satılık konut var ve hala konut yapımına devam edilmektedir. Konut yapımı elbette önemli ama, ihtiyaç önde gelen husustur, fakat ifrata kaçmamak gerekir.

Metropollerin yapımı, sanayi kuruluşlarının yapımı; tarım arazilerinin aleyhine olarak genişlemektedir. Özellikle de, alt yapı çalışmalarının kolay olması nedeniyle, sanayi kuruluşları ve konut yapımları için daha çok birinci derecedeki tarım arazileri tercih edilmektedir. Antalya ve Çukurova nın büyük bir kısmı kaybedilmiş bulunmaktadır. Çarşamba ve Bafra Ovalarındaki tarım arazileri günden güne daralmaktadır. Adapazarı çok önceden bitmiş haldedir. Ülkemizin hemen her yerindeki yapılaşma sonucu tarım arazilerinin heba edildiğini görüyoruz. Bu çarpık gidişin, diğer önemli unsuru olan husus, köylerde kimse yoktur ve giderek; arazi olsa bile bunu işleyecek insan gücü azalmaktadır. Ekmeğin ve yumurtanın şehirden köye doğru gittiğini görüyoruz. Bugün, tarımdan başka bir uğraşı olmayan ve atalarından bu yana devam ettikleri için tarımda çekirdek bir nüfus bulunmaktadır. Kısa bir zaman içinde bunun da yok olacağı açıktır. Ülkemizde, kırsal kesimdeki iş gücü yokluğundan dolayı, ekim ve dikim işlerinin yapılamadığı çok büyük miktarda arazi bulunmaktadır. Çünkü, bir yetkilinin ifade ettiği gibi, Çağ atlayarak, sanayi Ülkesi olduk. Tarım ile iştigal etmek ütülmektir . Bu bakımdan kimse ütülmek istememektedir. Üzerinde çok durarak tarımın vazgeçilemez olduğunu yazmama rağmen, duyan işiten yok. Tarımdaki durum çok vahimdir ve kısa zaman içinde önlemler alınmalıdır.

Bütün bunların yanında, 2014 yılı tarımsal üretim bakımından çok kötü bir yıl oldu. Meyve ve sebze üretiminde çok büyük miktarlarda ürün düşüklüğü vardır. Karadeniz’de, fındığın durumu ortadadır. Bu yaz Orta Anadolu nun tam ortasından, otomobil ile geçtim. Bir ziraatçı olarak üzüldüğüm husus, ekinler mayıs ayında, bir karış bile değildi. Çoğu kimse, biçerdöver sokmayacaklarını, zira biçerdöverin bu ekini almayacağını ifade etti. Bu bakımdan Türkiye hububat rekoltesinde büyük düşüş olacaktır. Yıllarca üzerinde durmama rağmen anlatamadığımız husus, küresel ısınma ve iklim değişiklikleri idi. Bunun sonucu olarak, nisan yağmurları, mayıs ile haziran aylarına sarkmıştır. Bunlar da çisil çisil yağmurlar yerine, tufan şeklinde ve yöresel olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yağmurlardan faydalanmak bir tarafa, tufan şeklinde yıkımlara neden olmuştur. Barajların dolmasında da etkisi olmamıştır. Daha önce üzerinde durduğum gibi, bu yıl tarımsal ürünler bakımından büyük oranlarda ithal yapılacağı açıktır. Bugün, bulabildiğiniz bazı ürünleri ithal edebilirsiniz. İleride, ürünlerin ithalinde büyük zorluklarla karşılaşılacağı açıktır. Elbette, bütün bunlar tüketiciye zam olarak yansıyacaktır. Öncelikle durup, düşünmemiz gerekir: Neredeyiz, ne yapmamız gerekir? Zaman gelmiş değil, geçmiştir. Yine söylüyorum, tarımla iştigal etmek asla ütülmek değildir, ne kadar sanayileşirseniz sanayileşiniz; tarım en önemli ve vazgeçilmez sektördür. Saygılarımla.