n
n n Ne kadersiz bir milletmişiz; gelen vurur, giden vurur; ne feryadımızı duyan ne de yasımızı tutan bulunur. Dünya iki asırdır görülmemiş bir Türk kıyımına sahne oluyor da kimsenin gıkı çıkmıyor. Söz konusu Türk olunca, dünyanın ta öbür ucundaki sahipsiz bir sokak köpeğine ağlayanların gözünden bir damla yaş akmıyor. Kuruyan göz pınarları değil, Türklük damarlarıdır ne yazık ki. Ve yine ne yazık ki, çoğu bu kurumuşluğun, ağlaması gereken bu kıyımın da farkında değildir. Ah o bilgisizlikten beslenen bu ilgisizlik…
n n
n n Kerkük, Musul, Erbil adları çoğumuzun kulağına aşinadır, ne olduğunu yeterince bilmesek de duymuşluğumuz vardır. Diyala, Tuzhurmatu, Kifri, Telefar, Tazehurmatu, Altunköprü, Tavuk, Hanekin, Mendilli, Azizi ya, Selamiye, Afgini bize hepten yabancıdır. Ya hiç duymamışızdır ya da duyup geçmişizdir, üzerinde bir saniye bile durmamışızdır. Ama bunlar bizdendir, oralarda bizden birileri yaşar. Dili bir, dini bir, kanı bir, canı bir, özü bir insanlar yaşar. Yok hayır; yaşamazlar, yaşayamazlar, neredeyse bir asırdan beri kırılırlar, ezilirler, asılırlar, kısacası yok edilmek istenirler.
n n
n n Orası Kuzey Irak’tır. Orada o şehirlerde ve daha yüzlerce yerleşim yerinde milyonlarca Türk yaşar. Şimdilerde sanki Türkmen, Türkten ayrıymış gibi kimileri sistemli bir art niyetle kimileri hiç art niyeti olmayan bir samimiyetle Türkmen der ya, orada 3 milyonu aşkın Türkmen şimdi Maliki’yle Barzani’nin egemenlik savaşında kurbanlık koyun gibi acı sonu beklemektedir ve ne yazık ki kimsenin bunlara ‘durun’ dediği yoktur. Barzani kuzeyden, Maliki güneyden kuşatmıştır Kerkük’ü ve Kerkük’ün ortasında, topların hedefinde Türkler yaşamakta, daha doğrusu yaşamaya çalışmakta, hayatta kalmak için Allah’a sığınmaktan başka bir şey yapmamakta, yapamamaktadır
n n
n n Sadece Kuzey Irak Türklüğü müdür kaderine terk edilmiş olan? Ne gezer; bir o kadar Türk (hadi biz de modaya uyalım ve biz de Türkmen diyelim) Türkmen de Suriye’de kurbanlık koyun misali sahipsizdir ve kadim Türk vatanı olan Kuzey Suriye’nin kaderi üzerine yapılan pazarlıklarda onların ne adı geçmekte ne gelecekleri birileri tarafından gündeme taşınmaktadır.
n n
n n Suriye, hele de Kuzey Suriye kadim bir Türk vatanıdır. Biz Oğuz Türkleri Anadolu’dan önce girdik Suriye’ye. Anadolu Selçuklu Devleti nden önce kurduk Tolunoğlu Türk Devleti ni. Ve Birinci Dünya Harbi’nin sonuna kadar vatan bildik o toprakları. Halep Vilayeti bize Urfa Vilayeti kadar yakındı, tıpkı Musul Vilayeti’nin Erzurum Vilayeti kadar yakın olduğu gibi. Hala Türk kokar Kuzey Suriye ve hala Türkçe konuşulur o topraklarda, Lazkiye’de, Hama’da, Humus’ta, Halep’te, hele de Halep’te.
n n
n n Yıva’dır onlar, Bayat’tır, Afşar’dır, Döğer’dir, Beğdilli’dir, Karakeçili’dir; kısacası Anadolu’yu Müslüman-Türk vatanı yapan Oğuz boylarıdır onlar. Kimisi orada yaşar, kimisi burada. Ezo Gelin, Suriye’de kalmıştır, sevdalısı burada bekler her gün ‘Ezo Gelin’in Suriye dağlarına çıkıp bizim ellere el eylemesini.
n n
n n Ve onlar, Misak-ı Milli nin dışında kalmış Kuzey Irak ve Kuzey Suriye Türklüğü -tıpkı Batı Trakya Türklüğü gibi- bir asırdır feryatlarını duyacak bir kulak, seslerine ses verecek bir ciğer ve yürek beklemektedir ve ne yazık ki o kulak da, o yürek de bir türlü ortaya çıkmamaktadır.
n n
n n Suriye ve Irak olaylarına bir de bu açıdan ve Türk gözüyle bakmak gerektir. Stratejik derinlik odur. Gerisi laf-ı güzaftır.
n n
n