n

n

n Dünya birçok vahşete tanık olmuştur.

n

n Nemrut’un ateşi ile Esed’in kimyasalı ve Sisi’nin kurşunları arasında ne fark vardır?

n

n Nemrut’un ve Firavun’un torunları ile İbrahim’in ve Musa’nın torunları arasındaki kavganın aslından geçmişten farkı yoktur.

n

n İnsanlar ayrı fakat ilginçtir ki, mekanlar ve dava birdir.

n

n Basının manşetlerine utanarak bakıyorum.

n

n “Batı suskun, Batı görmüyor, İnsanlık vahşeti görmüyor “ vs...

n

n Bu akıl dışı manşetleri okurken acı acı tebessüm ediyor.

n

n Batı, tarihte vahşetin simgesidir.

n

n Bunları yaptıran hep Batı değil midir?

n

n Müslümanlar can ve mal güvenliklerinin garantisini düşmanlarından dileniyor.

n

n Açık arazide otlanan ceylanın can güvenliğini vahşi aç sırtlanların ve arslanların insafına ve merhametine bırakması gibi bir dilenmedir bu.

n

n Hiçbir millet, geleceğini düşmanlarının insaf ve merhametine terk edemez.

n

n Ama Müslümanlar maalesef bu yanlışı tekrarlamaktadır.

n

n Batı ve onların uşakları haktan, adaletten, merhametten ve insaftan anlamaz, asla anlamamışlardır.

n

n Türkiye’de bunların küçük versiyonlarını hep yaşadık:

n

n 1960 İhtilali, 1971 Muhtırası, 1980 İhtilali ve 28 Şubat bunlara birer örnek değil midir?

n

n Her ihtilal yapan milletinin iradesine saygı duymayan yabancı uşağıdır.

n

n Batı demek, vahşet demektir.

n

n Yakın tarihimize bir bakalım ve merhum Akif’in Çanakkale şiirini okuyalım. Yunan ve Moskof zulmüne bakalım. Farklı tablo ile karşılaşabilir miyiz?

n

n Milletler, düşmanlarının merhamet ve insaflarıyla yaşayamaz, yaşayamamışlardır.

n

n Batı, tiynetinin gereğini yerine getiriyor. Müslümanlar samimi değiller. İnsanlık ise tümüyle ölmüştür. Yeniden bir diriliş nefhasına ihtiyaç vardır.

n

n İnsan olarak boynumuz bükük…

n

n Gene de selam ve sevgiler diyoruz.

n