Seyahat özgürlüğü en temel insan haklarından birisidir. İnsanlar istedikleri yere, istedikleri yolu kullanarak, istedikleri araçla veya yaya olarak seyahat edebilirler. Hiç kimsenin seyahat özgürlüğünü engellemek, kimsenin haddine değildir. Bu bir haktır, bu bir özgürlüktür.

Ne yazık ki ülkemizin bazı bölgelerinde özellikle terör olaylarının yaşandığı Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi nin bazı yerlerinde insanların seyahat özgürlüklerinin hala olmadığını ve hala bazı yolların güvenli olmadığına tanık oluyoruz. Terör örgütü mensupları diledikleri zamanda yol kesip, diledikleri şekilde örgüt propagandası yapmaya devam ediyor. Bununla kalmayıp devlet görevlilerini ve sivilleri esir alıp kaçırabiliyorlar. 10 aydan fazladır, 3 asker, 1 polis ve 1 kaymakam adayı toplam 5 kamu görevlisi PKKnın elinde. Bugüne kadar kimsenin bu konuda bir adım ileri gidememiş olması da ayrı bir tartışma konusudur.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi 13 Mayıs 2012 günü AK Parti Kulp İlçe Başkanı Veysel Çelik, Diyarbakır Kulp ile Muş sınırında bulunan Şenyayla Kampı mevkiinde bir grup terörist durdurdukları araç içinde bulunan Çeliki indirip ormanlık alana kaçırdı. Bu ülkede yaşayan bir insan, seyahat özgürlüğünü kullandığı sırada yolu kesilip kaçırılmaya devam ediliyorsa; bunun anlamı nedir? Bu durum terör örgütünün meydan okuması değil midir? Bu ülkede yollarda ya da başka yerlerde 24 saat insanların seyahat özgürlüğünü can ve mal güvenliği ile birlikte sağlaması gereken devlet değil midir? Neden bu sağlanamıyor, neden bu tür olaylar hala yaşanıyor? Bundan 20 yıl önce 18 Nisan 1992 günü Iğdır - Doğubayazıt Devlet Karayolu nu kesen bir grup terörist de kardeşimle birlikte 3 astsubay arkadaşını şehit etmişti. Demek ki 20 yıl önce yol kesen teröristler 20 yıl sonra da aynı şekilde diledikleri zaman yol kesebiliyorlar. Ne zaman bir yol kesme eylemi haberi alsam 20 yıl öncesine gidiyorum. O günlerin korkunç PKK infazları ve adam kaçırmaları aklıma geliyor. Bu yüzden gerçekten çok üzülüyorum. Kaçırılan kim olursa olsun, kaçıranın amacı belli hem devlete meydan okuyor hem de etrafa korku veriyorlar. Bu sayede nihai amaçlarına ulaşabileceklerini düşünüyorlar. Bu durumun kabul edilemez bir durum olduğu ortadadır. Eğer bu yol kesme eylemleri bu kadar kolay yapılabiliyorsa, bu ülkede insanların seyahat özgürlüğü var demek ne kadar gerçekçi olur?

Birçok insan bu bölgedeki yolları kullanırken her an böyle bir durumu yaşamayı göze alarak seyahat ediyor. Buna rağmen bu yollarda teröristlerin cirit atmasının önüne geçilemiyor olması, bir güvenlik zafiyetidir. Devlet kendi karayollarında güvenliği sağlamalı ve teröristlere fırsat vermemelidir. Bu şekilde terör örgütünün verdiği korku nedeniyle bu yollar belli saatlerden sonra ıssız kalmaktadır. Burası ne Kandil ne de başka bir yerdir Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin sınırları içerisinde insanların seyahat özgürlüklerinin haksız ve hukuksuz bir şekilde terör örgütü mensupları tarafından engellenmesi insan hakları ihlalidir. Hiçbir şekilde hoşgörülemez, hiçbir şekilde bu yollar teröristlere terk edilemez.

Devlet karayolunda hakim olması gereken devlettir. Eğer terör örgütü mensupları istedikleri noktada yol kesmeye adam kaçırmaya devam ediyorlarsa, bundan herkes rahatsız olur. Kimse kimsenin seyahat özgürlüğünü bu şekilde engelleme hakkına sahip değilken bunu yapabiliyorsa, bu noktada bir eksiklik var demektir. İnsan haklarından dem vurup özgürlük isteyenler; adam kaçırmaları, yol kesmeleri lanetlemeli gerekirse bunlara kalkan olmalıdır. Çünkü seyahat hakkı herkesin en temel bir insan hakkıdır. İnsan hakkı gasbı yaparak, hak talep etmek aşağılık bir harekettir. Bunu kimse kabul etmez. Biraz da kendinizi o kaçırılanların yerine koyun. Allah tan korkun .