Mevsimin zorladığı hafta sonu.
Kulüp binasından çıkan otobüs umut doluydu.
Araçtakiler sevenleriyle yaşayacakları mutluluğa kenetlenmişti.
'Ya Nasip' diyerek başladı yolculuk.
Hayatı sorgulamak ne haddimize;
Bir dakika sonrası bile meçhul.
Futbol öyle bir sektör ki; onunla yatıp onunla kalkıyor.
Onunla sevinip, onunla üzülüyoruz.
Yaşamın adeta bir parçası.
Otobüs yolcuları ise sektörün başrol oyuncuları.
Uğruna akıttıkları ter, yuttukları toz var.
Futbol insanoğlunun damarlarına işlerken.
Sevinçler kadar tarihe not düşen acılara da imza atmış.
Bundan otuz dört yıl önce Havza yakınında yaşananlar yüreklere öyle bir indi ki.
Herkes beyaz örtüyü camdan seyre dalmışken, araç hareketinin daha ikinci saati 9.30 sularında kamyonla çarpışması yakıp yıktı futbol camiasını.
O ana kadar kimse bilemezdi ülkenin yasa boğulacağını.
Kim bilirdi Samsun sporun sezon boyunca sahalara veda edeceğini.
Bir de kabullenmesi zor gerçek.
Aynı hedefe kitlenip beraber yürüdükleri arkadaşlarından ömür boyu ayrılmak.
Kader ağlarını beyaz örtünün üzerinde yakalamış, can ciğer beş arkadaşı, Teknik Direktör Nuri Asan, futbolcular Muzaffer Badalıoğlu, Zoran Tomiç, Mete Adanır ve şoför Asım Özkan'ı hayattan koparmıştı.
20 Ocak 1989 Türk futbolunun acı günü.
Malatya yolcuları kendi il sınırları dışına çıkmadan yaşadı bu dramı.
O gün Türkiye bu haberle yüzleşti.
Takımın kırmızı beyaz renklerine siyah bir renk daha ilave oldu.
Kaza yıllar geçtikçe hafızalarda yer edindi.
Samsun spor sezon bitimine dek maçlara çıkamadı.
Sezon sonu 'Onur Şampiyonu' ilan edilse de.
Samsun kazanın artçı şoklarından kurtulamadı.
Kaza akla geldikçe burun direkleri sızlıyor.
Yapacağımız ölenlere rahmet dilemek.
Kalanlara sağlık ve selametle...