HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Posta Gazetesi Ankara Temsilcisi Hakan Çelik e verdiği o röportajda bakın ne diyor:
Öcalan, haksız yere cezaevinde. Ama kendisiyle İmralı’da görüşmemizde, Kapıyı açsalar, bana çık deseler de çıkmam. Burada bulunma gerekçem, ortadan kaldırılmadan İmralı’dan çıkmamın anlamı yok dedi. Türkiye’de soyguncular, katiller, hırsızlar ellerini kollarını sallayarak dolaşırken; ülkenin iç barışına katkı sunmak isteyen bir insan, 15 yıldır tek kişilik odada tutuluyor. Bunun haklı bir tarafı olabilir mi?”
Türkiye’nin iç barışına kasteden ve 30 yıldan beri kanlı bir tarih yazan PKK terör örgütünün kurucusu ve lideri olan bir kişinin suçsuz olduğunu ve haksız yere İmralı’da tutulduğunu söylemek, şehitlerimizle alay etmek değilse nedir? Doğrusu böyle bir düşünceyi kamuoyu ile paylaşmak, PKK terörü nedeniyle yaşamını yitiren 40 binden fazla insanın hak ve hukukunu yok saymaktır. 40 binden fazla insanın ölümüne neden olan bir terör örgütü lideri için suçsuz demek acaba hangi vicdana sığar? Siyaha beyaz diyerek verilen mesajlarla terör örgütü lideri Öcalan’ı aklamaya kalkışmak sapla samanı karıştırmaktır. Hukukun altüst edildiği, yargı kararlarının sürekli değişikliğe uğratıldığı bir sistemde Öcalan’ın haksızlığa uğradığını söylemek, bizi şaşırtmıyor. Çünkü öyle bir algı mühendisliği yapılıyor ki, insan acaba demek zorunda kalıyor. Birileri birilerinin kafasını karıştırıyor. 40 binden fazla insanın ölümüne neden olan terör örgütü lideri Öcalan’ın aramızda elini kolunu sallayarak dolaşmasını isteyen insanlar bunu talep ederken; şehitlerimizi defalarca katlettiklerini biliyorlar mı?
Terör örgütü lideri Öcalan’ı İmralı’da bağımsız Türk mahkemeleri yargıladı. Her türlü dış baskıya rağmen mahkeme hiçbir etki altında kalmadan, adil bir yargılama yaptı. Bunu biliyorum çünkü ben de o davanın müdahili idim. Ankara 2 No lu Devlet Güvenlik Mahkemesi 29.06.1999 tarihinde sanık Abdullah Öcalan hakkında verdiği kararı açıkladı.O kararın 1.maddesi aynen şöyle:”1- Şanlıurfa ili ,Halfeti ilçesi ,Ömerli köyü,Cilt No:029701,Aile Sıra No:18,Birey Sıra No:13’de nüfusa kayıtlı ,Ömer ve Üveyş’ten olma 14.04.1947 Asli,14.04.1949 Tashih doğumlu sanık Abdullah Öcalan’ın; Kurduğu silahlı terör örgütü PKK’yı ,aldığı kararlar ve verdiği emir ve talimatlarla sevk ve idare ederek ,devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmağa matuf eylemleri gerçekleştirdiği sabit görüldüğünden ,eylemine uyan TCK .nun 125. maddesine göre ÖLÜM CEZASI ile Cezalandırılmasına .”diye devam ediyor…Bu karar çıkmadan önce daha yargılamanın başında, davanın müdahili olarak hepimiz çıkacak karar ne olursa olsun saygı duyacağımızı söylemiştik. Ancak hukuka saygısı olmayanlar, kendi lehlerine karar çıkmayınca o kararı ortadan kaldırmak için çıktığı günden beri büyük bir mücadele veriyor. O mücadelenin bir halkası da çözüm süreci diye dayatılan süreçte Abdullah Öcalan için istenen özgürlüktür. Eğer her türlü yargı aşamasını tamamlayarak kesinleşen yargı kararları; birilerinin baskısına, keyfine ve talebine göre yeniden şekillenecekse o davanın bir müdahili olarak şu soruyu herkese yöneltiyorum: Adalet nerede?
Gerçek vicdan sahipleri Öcalan haksız yere cezaevinde yatıyor diyebilir mi? Ama ben bir şehit yakını olarak şunu bütün kalbimle söylüyorum. Benim kardeşim ve arkadaşları Öcalan’dan emir ve talimat alan PKK’lı teröristler tarafından katledildi. Onlar şimdi 23 yıldır kara toprağın kara bağrında haksız yere yatıyor. Bir de böyle bakın haklıya haksıza!