Nereden tanışıyoruz?
Radyodan mı televizyondan mı yoksa sinemadan mı?
Birden hatırlayamadım!..
***
Radyodan desem hiç aynı programa konuk olmadık!
Televizyondan desem hiç kısa metrajlı filmlerimiz aynı kanalda yayınlanmadı.
Sinemadan desem, uzun zamandır kaliteli bir filme gittiğim yok!
Olsa olsa kitaplardan tanışıyoruzdur!
Öyle ya!
Bak, masamda Hüseyin Ulaş Güdek’in Yüksek Lisans Tezi duruyor.
Tezinin adı ne mi?
Hemen söyleyeyim:
“Dil Kültür ve Medya İlişkisi Bağlamında Egemen Medya Diline Eleştirel Bir Bakış 2003 Irak’ın İşgali Ya Da Amerika’nın Irak Savaşı Örneği”
***
Adı bile takdire değer değil mi?
Ya içeriği?
Biraz inceleyelim mi?
İnceleyelim.
Önsözünde diyor ki Hüseyin Ulaş Güdek:
“Dil insan yaşamındaki ilişkilerin yürütülmesi için gerekli iletişimi sağlamada ve insanın bir yandan kendini ve amaçlarını gerçekleştirmede, diğer yandan da toplumsal ve kültürel varlığını oluşturmada kullandığı özgül bir yeti, çok özel bir araçtır. İnsan ancak ürettiği dille, yaşama ve insan gerçeğine dair bilincini, bilmelerini ve en sonunda da toplumsal ve kültürel kimliğini oluşturur. Bunu da ancak, iletişimsel eylemleriyle mümkün kılabilir. İnsanlık tarihi boyunca süregelen bu eylemlilik halinde önce söz, ardından da sözü mekana bağlayan yazı, bilginin teknik ve sosyal/kültürel anlamda gelişmesine ve bugünkü uygarlık seviyesine ulaşmamıza ön ayak olmuşlardır.
Ancak aynı tarihsel süreç içerisinde, gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde giderek egemen bir unsur, egemen bir yapıya dönüşen medya, kapitalist üretim ve tüketim ilişkileri çerçevesinde pazara, yani tüketime dönük ticari bir yığınsal/kitlesel iletişim modelinin egemenliğinde, sözün ve yazının bu gücünü giderek daha geri plana itmekte; insanın kendi gerçekliğine dair bu iki vazgeçilmez öğeyi her zaman edilgen kalacakları bir yapı/sistem içerisine hapsetmektedir. Yarattığı salt görüntüsel imge ikliminde, yaşama ve insan gerçeğine dair her şeyi, egemenlerin çıkarları doğrultusunda ‘paketlenmiş bilinç’ olarak kitlelere sunan günümüz medyası, insanlara gerçek anlamda bilgi değil, önemli ölçüde geçici, olup bitenlerin nedensellik bağlarına dair konuşmayan, sadece merak duygusunu hitap eden ve tümüyle eğlenceye bulanmış, manipülasyon açık bilgi ve haber sunmaktadır.
Bu araştırmada, insanın dilsel ve kültürel varlığı ekseninde, medyanın giderek güç kazanan egemen dili, propaganda ve rıza üretimi açısından medyanın kitle iletişiminin başat aktörü olarak kullandığı savaş olgusu bağlamında ele alınmıştır. Araştırma konusu yapılan “2003 Irak’ın İşgali ya da Amerika’nın Irak Savaşı’ örnek olayı çerçevesinde, tarihte belki de ilk kez, küresel sonuçlara gebe bir savaş projesinin egemen medya dili aracılığıyla pazarlanması, işgal/savaş öncesi süreçte, dönemin ABD federal hükümetinin siyaset ve medya profesyonelleriyle işbirliği içinde ürettiği medya materyallerinin (televizyon konuşmaları, radyo konuşmaları, röportajlar ve medya demeçleri) metinleri ve bu metinlere hakim olan söylem niteliksel bir çözümlemeyle irdelenerek, tüm çıplaklığıyla ortaya konmaya çalışılmıştır.
***
Tezin önsözü; danışman hocamız Doç. Dr. Adem YILMAZ başta olmak üzere; emekleri olan diğer öğretim üyeleri Yrd. Doç Dr. İrfan HIDIROĞLU’ na, Yrd. Doç. Dr. Abdülkadir ATİK’ e, Yrd. Doç. Dr. Yusuf YURDİGÜL’e ve Öğr. Gör. Hakan YÜKSEL ile üniversitemiz öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Bahar GÜDEK’e saygı ve sevgilerini belirterek bitiriyor.
***
Haftaya tezin, “Paketlenmiş bilinç” kısmına bakmak dileğiyle…
Sözünüz her daim ışık, yönünüz sevgi, dostluk ve barış olsun efendim.