Fakir fukaranın hakkını gasp edip,
onu güç sahiplerine peşkeş çekenlerin
adaletsizliği
yanlarına mı kalacak sanki?..
Bu memlekette haklı mı
güçlü, yoksa güçlü mü haklı?...
Bir günlük adaletin,70 yıllık ibadete karşılık olduğunu söyleyen bir peygamberin ümmetinde hak yemek,ne demek?..
İnsanların gözlerini boyayıp,
aldatmak mümkün elbette...
Ama bir gören, bir bilen var...
Bugünkü öykü adalet duygusunu
kaybetmiş olanlara kıssadan bir hisse...
Anlayanlara sivrisinek saz,
anlamayanlara bu öykü bile az...

* * *

Padişah Fatih Sultan Mehmet, zamanında yapılacak bir cami inşaatı için bir yerde uygun görülen araziyi istimlak eder. Ve fermanı da mühürleyerek istimlak kararını tasdikler. Fakat bu arazinin sahibi bir Yahudidir. Bu olay üzerine istimlak kararını kendine yediremeyen Yahudi, kadıya giderek koca padişahı şikayet eder. Kadı, padişahı huzuruna çıkarır. Her iki tarafı da dinledikten sonra kadı kararını açıklar: Padişahın mühür vurduğu sağ eli kesilecek
Fatih Sultan Mehmet, karara tepkisiz kalıp bir tek cümlesine bile karşı gelmemiştir.
Bu karar üzerine Yahudi, Yahu koskoca padişahın elini kesecekler ve bunu sadece benim arazim istimlak edildi diye yapacaklar düşüncesiyle kararından vazgeçer.Kadı, Fatih Sultan Mehmete dönerek, Eğer padişahlığına güvenip de benim verdiğim karara karşı gelseydin şu gördüğün topuzla senin kafanı ezer, seni oracıkta öldürürdüm der.
Kadının bu cümlelerine istinaden koca Sultan Fatih de, Eğer ki sen de benim padişahlığıma aldanıp farklı bir karar verseydin ben de senin kafanı kılıcımla koparırdım diye
karşılık verir.
Yahudiye gelince …
Bu adalet sistemine ve bu kadar insanlığa yüreği ne kadar haz etmiştir ki; o karar verildikten sonra şikayetini geri alır ve Müslümanlığı kabul ederek o anda şahadet eder..

* * *

Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...