OMÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Peker, HaberAKS TV de yaptığım 25. Saat programında konuk iken anlatmıştı...
***
Büyük bir köyün ağası yolculuğa çıkmaya karar verir...
Oturur bir mektup yazar ve kahyaya vererek tembihler:
- Bu mektup işe başlanılmadan her sabah tüm köy halkı huzurunda okunacak!
Ağa kısa süre sonra mektubu bırakır ve gider. Köylü şaşkın, ne yapacağını bilmeden çare aramaktadır...
Kahyanın aklına bir süre önce ağanın yazdığı ve tembihlediği mektup gelir.
Açarlar, okurlar. Ağa herkesin yapması gereken işleri tek tek sıralamıştır...
Herkes işinin başına geçer...
3 ay, 6 ay her sabah mektup okunur ve işler tıkır tıkır yapılır...
Ama bir gün, akşam vakti oturulurken...
Yaşlı bir köylü, Hele getirin ağamızın mektubunu bir daha okuyalım diye tutturur...
Okunur, duygulanan bazı köylüler gözyaşı döker...
Derken akşamları da ağanın mektubu okunup, ağlama seansları oluşturulur...
Bir gün başka bir köylü...
Kahya efendi, ağanın mektubunu ver bakalım, bizim kız bir okusun...
Zaten ezberlemiş ne de güzel okuyor! der...
Kahya mektubu verir...
Kız çocuğu okur, herkes alkışlar...
Bir süre sonra köyün çocukları arasında Ağanın mektubunu güzel okuma yarışmaları yapılır...
Akşamları ağlama seansları...
Derken...
Birkaç yıl sonra ağa geri döner...
Bir de bakar ki tarlalar çoraklaşmış, köy pislik içinde, köylü yırtık elbiselerle aç ve perişan geziyor...
Hemen kahyayı çağırır...
Bu ne hal? Ben size giderken bir mektup bırakmıştım, onu okumadınız mı?
Kahyanın gözünün içi parlar...
Okumaz mıyız ağam, okuduk! Hatta akşamları okuyup okuyup ağladık, gündüzleri çocuklar arasında okuma yarışması düzenledik, bak 7 kat bezin içine de sardık ki, başına bir şey gelmesin!..
Ağa kafasını sallayıp, siz mektubu anlamak için okumamışınız, sonuçta böyle olmuş! deyivermiş...
***
Yani...
Yaptığımız her işte...
İçeriği bırakıp, şekliyle uğraşınca...
O yapılması gereken, önemini ve anlamını yitiriyor...
Kur an ı anlamak yerine musiki eseri yerine koyunca...
Ramazanı yardımlaşma ve açın halinden anlama ruhundan çıkarınca; israf şölenlerine...
Fitri, sadakayı, zekatı, toplumsal barışı tesis edecek bir paylaşım ve hak sistemi olarak görmekten vazgeçince; gösteriş ve yoksulu aşağılama yöntemine...
Eh insandan da aklı, fikri, düşünmeyi, anlamayı ve yorumlamayı alınca; sıradan bir canlıya dönüşüveriyor...
***
Yani...
Ağanın mektubunu anlamak yerine, işi tantanaya dökerseniz...
Ortaya çıkan sonuç...
Toplumun bugün yaşadıklarından...
Komşularımızın halinden farklı olmaz!