Bizim öğrencilik yıllarımızda hukuk fakültelerinin birinci sınıflarında öğretirlerdi öğrencilere 'yasaları beğenmeme özgürlüğü' ile 'yaslara uyma yükümlülüğü' arasındaki ayrılmaz ilişkiyi. Hocalarımız 'herkes, her yurttaş yasaları beğenmeme, eleştirme ve değiştirilmeleri için demokratik yollardan mücadele etme özgürlüğüne sahip' derlerdi. Hemen arkasından da 'Ancak, yine herkes, beğenmediği o yasalar demokratik yollar ve usullerle değiştirilinceye kadar da onlara uymakla yükümlüdür' diye eklerlerdi.

Dün, TBMM'deki anayasa değişiklik teklifi oylanırken gördüğüm manzaralar hatırlattı bana bu en basit ve en temel hukuk kuralını. Oylama mevcut anayasa hükümlerine göre yapılacak ve mevcut anayasa oylamanın 'gizli' yapılacağına amir. Bu ülkenin seçkin insanları, yasama meclisinin üyeleri, yani yasaları yapan insanlar gizlilik kuralını hiçe sayarak oylarını teşhir ede ede kullanıyor. Kimisi kendi fotoğrafını kimisi de hücredeki arkadaşının fotoğrafını çekiyor. 'Bakın ben beyaz oy verdim' deme ihtiyacı duymak, aynı zamanda arkadaşlarının kendisi hakkındaki zanlarını da açığa vurmak değil midir? Bir endişenin ifadesi değilse o beyhude gayret niyedir?

Zor değil oy kullanma usulünü belirleyen maddeyi değiştirmek, önce onu değiştirin sonra da istediğiniz gibi parmağınızı kaldırarak, göğsünüzü gererek verin oylarınızı. Mecelle hükmüdür 'usul esasa mukaddemdir.' Yani bugünkü dille söylersek 'usul esastan önde gelir.'

İHTİYAÇ BİTMEYECEKMİŞ!

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Prof. Dr. Numan Kurtuluş, TRT Haber'de konuşuyor, gündeme, özellikle de Anayasa değişikliğine ilişkin görüşlerini açıklıyor. Mevcut 18 maddelik değişiklik teklifinin olduğu gibi geçeceğinden emin. Bunu söylüyor ama 'Bu değişiklikle toplumun sivil bir anayasaya olan ihtiyacının bitmediğini de' vurguluyor. Bitmemiş, lakin bugünkü imkanlarla bu kadarmış! İleride yeni bir anayasa değişikliği gündeme gelecek ve gerçekleşecekmiş!'

Bilmiyorum kaç kişinin özellikle de kaç MHP'linin dikkatini çekti; bu ifade çok önemli. MHP'nin araladığı bu kapıdan ileride daha hangi maddeler geçecek ve Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasası nasıl bir şekil alacak? Ya da daha net bir ifadeyle Türkiye Cumhuriyeti nasıl şekillenecek?

Umarım, MHP Genel Başkanı ve mesai arkadaşları, ilk seçimde sandalye sayısı daha da artacak ve eli daha da kuvvetlenecek AK Parti'nin 'yeni dönemde nasıl bir anayasa yapacağını' ya da 'yapmayacağını' enine boyuna düşünmüşlerdir. Yine umarım ki bugüne kadar AK Parti'nin büyük bir başarıyla kullandığı 'aldanmıştık' mazeretini yarın kendileri de kullanmak zorunda kalmazlar.