Doğuştan veya sonradan engelli olmak, bireyin doğal iradesi dışında gelişen bir olgudur.
Bu özel durumlarından ötürü de ilgiyi, yaşamlarını kendi başlarına sürdürebilecek düzenlemeleri fazlasıyla hak ederler.
Toplum olarak engelli yurttaşlara sahip çıkar, devletin de önemli katkısı ile yanlarında olmaya çalışırız.
Ancak engelli yurttaşlarımızın sorunlarını, taleplerini yeterince karşıladığımız da iddia edilemez...
Ne kadar ilgilensek, sevecen yaklaşsak da onları bir şekilde ihmal eder, unuturuz.
Nitekim TÜİK’in Ulusal Engelliler Veri Tabanı’nda kayıtlı olan engellilere yönelik yapılan araştırması, savımı destekliyor.
Araştırmaya göre, engelliler dert küpü.
Gündelik yaşamda kendilerine yardımcı olacak taleplerinin karşılanmamasından yakınıyor, sitemlerini dile getiriyorlar.
Araştırmaya göre, engelli vatandaşların yüzde 66.9’u kaldırımların, yaya yollarının ve yaya geçitlerinin kullanımlarına uygun olmadığı görüşünde.
Yüzde 66.3’ü oturdukları binanın, yüzde 59.5’i dükkan, market, mağaza ve lokantaların, yüzde 58.4’ü kamu binalarının, yüzde 55.4’ü postane ve banka benzeri işyerlerinin engellilerin kullanımına uygun olmadığından yakınıyor.
Araştırmanın ilginç bir sonucu da engelli yurttaşlarımızın herhangi bir işte çalışarak üretime katkıda bulunmaya istekli olmaları. Yani kıyıda köşede atıl oturmak istemiyorlar.
Engellilerin yüzde 55.7’si ağır fiziksel iş ve güç gerektirmeyen işlerde çalışmak istiyor. Yüzde 33.3’ü sağlık sorunlarından ötürü çalışma zamanı içinde daha çok kısa molalar kullanmayı, yüzde 27.6’sı da yarı zamanlı uğraşta bulunmayı talep ediyor.
Yüzde 85.7’si sosyal yardım ve desteklerin artırılmasını, yüzde 77’si sağlık hizmetlerinin, yüzde 40.4’ü bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi ve yaygınlaştırılmasını, yüzde 28.7’si iş bulma, yüzde 25.6’sı eğitim olanaklarının artırılmasını, yüzde 17.7’si fiziksel çevre ve ulaşım imkanları konusunda düzenlemelerin yapılmasını bekliyor.
Bu talepler araştırma ile ortaya çıkanlar. Yani araştırma kapsamında olanların istekleri.
Ya araştırma dışında olanların kim bilir nice sorunları vardır. Bundan da kimsenin haberi yoktur.
Gerek araştırmaya katılanlar gerek araştırma dışında kalanlar olsun on binlerce engelli yurttaşımız, bizden, toplumdan daha çok ilgi bekliyor.
Araştırmanın sonucuna baktığımızda devlet, özellikle de belediyeler engelli yurttaşlarımızın sesine kulak vermeli.
Nitekim yaya yollarını, kaldırımları, geçitleri, konutları, işyerlerini onların gündelik yaşamına uygun hale getirmek, buralardan kolaylıkla yararlanmalarını sağlamak da öncelikli görev belediyelerin.
Engelli vatandaşlarımız yakınmalarında sonuna kadar haklı.
Bazı cadde ve sokaklarda engelliler için yapılan düzenlemeler, bırakın yaşamı kolaylaştırmayı, normal bir vatandaşın yürümesini bile zorluyor.
Her ne kadar devlet engelliler için birtakım düzenlemeleri hayata geçirse, katkı yapsa da bunun yeterli olmadığını araştırma sonuçları gösteriyor.
Onlar daha çok iş istiyor, daha fazla üretime katılmayı talep ediyor.
Engelli vatandaşlarımıza daha çok sahip çıkmak, onların seslerine, taleplerine daha fazla kulak vermek, yanlarında olmak her şeyden önce bir insanlık görevi.
Unutulmasın ki; engelli yurttaşlarımız içinde bulundukları durumu kendileri yaratmadı, seçmedi.
Aslında engelli onlar değil, taleplerine uzak kalan, görmezden gelen anlayıştır.