Eskiden parayla öteberi alınır satılırdı, zaman değişti para zerzevata
ilave olarak bir de adam alıp satmaya yarar oldu. Dün satın alacak
kimse olmadığı için adam sınıfında sayılan nice kalem erbabının
günümüzde paranın kölesi olduğunu görmek ne acı. Değer ölçülerinin
sarsıldığı çağlarda yaşamanın talihsizliğidir bu. Dünün siyaset ve
basın dünyasında sadece satılmak değil satın almak da ayıptı.
Süleyman Nazif’in de olduğu bir mecliste Abdullah Cevdet’in “meteliğe
kurşun attığı” söylenince Süleyman Nazif “Yanlışlık var; Abdullah
Cevdet meteliğe kurşun atmaz, atsa atsa takla atar” der. Meteliğe
takla atmak kişinin şahsi tercihidir; kimse bir şey demez. Herkes
kendisine yakışan sıfatı seçmekte özgürür. Sıkıntı taklacıların bir de
tetikçiliğe soyunup kapısından girmediği dergahların mensuplarına
kurşun atmaya kalmasıdır ve bu haddi aşmaktır. Adap ve edep
sınırlarının aşıldığı noktada; haddini bilmeyenlere hadleri bildirilir.
Siyasetin kıdemlileri bunu tecrübeyle öğrenmiştir, heveskarlarına da
biz söyleyelim: Hiç kimse kendisinde keramet aramasın. Hiç kimse
hiçbir partiden, hiçbir parti hiçbir milletten büyük değildir. Bir
adayı “olmazsa olmaz” ilan etmek, geri kalan tüm adayları “olmasa da
olur” derekesine indirmekten başka bir anlam taşımaz. Siyasi
partilerin arşivleri kendilerini vazgeçilmez sanan aday adayların
dosyalarıyla doludur. Kendisini partiden büyük sanan ya da partinin
kurtarıcısı rolüne soyunanlar şunu bilsinler ki, kendileri yokken de
ve hatta kendileri karşı saflarda yer tutarken de geçmişe söverken de
o parti vardı. Yarın da o parti ve öteki partiler olacak. Ama kendini
vazgeçilmez sananlar olacak mı bilinmez.
Adam gibi yapılırsa, eşin dostun, bacı kardeşin ya da baldız bacanağın
hak etmediği yerlere taşınması için değil de garip gurebanın ve elbet
her şeyden önce milli çıkarlarının korunması için yapılırsa, onurludur
milletvekilliği. İstemek de herkesin hakkıdır. Hatta, Cumhuriyetin kıt
kaynaklarıyla kurduğu maarif yuvalarında eğitilen ve devlet hizmetine
alınanların cumhuriyete şükran borçlarını ödemek anlamında sadece
hakları değil borçlarıdır da siyaset. Ama cumhuriyete sövmeden ama
geçmişi karalamadan. Ve yeni bir yolculuğa hazılanırken geçmişin
hatasının özrünü ihmal etmeden. Ve de birilerinin üç on paralık
kalemiyle davanın geçmişine saldırmadan ve davanın asli sahiplerine
saygısızlık etmeden.
Aptal tetikçilerin çakaralmazlarından çıkan kurşunlar, çoğu zaman hasmı
değil tetikçinin efendisini yaralar. Avni Demir in ifadesiyle Bu
böyle biline...