Adam olmanın özünü
oluşturan değer yargılarının
bir bir yıkıldığını görmenin
dayanılmaz acısı içinde
bu ahlaki çöküşün etkilerinden kaçmak kolay olmuyor...
Adına değişim dedikleri ve televole kültürünü üreten
medya sayesinde sürdürülen çağdaş yozlaşma,
sarsılmaz inançlarımızı sel suları gibi
önüne katıp sürüklüyor...
Ne bir tutunacak dal, ne kurtaracak bir
el var ortada...
Dirençli insanlar
mücadelesini ödünsüz sürdürüyor...
Hani iflas ettiği halde,
onurundan ödün vermeden sabırla
çalışan adamın
öyküsünde olduğu gibi...
Biraz daha yürüyerek,
biraz daha zeytin yiyerek...
İşin kolayına kaçanlar yok mu?..
Ona buna yalakalık yapıp
dünü unutarak,bugünü kurtarma telaşı içinde olanlar...
Kapı kapı dolaşıp el avuç açmak da
bir meziyet elbette...
Çağdaş yozlaşmanın
çamur çorağında çeşit çeşit
yalancı meyvelerin tadı,
gençleri avlıyor...
Bayram da neymiş, el de öpülür müymüş!..
Nereden çıktı şimdi bunlar?...
Aslında bu çıkışlar,yalnızlıkların başlangıcı...
İnsanı insandan koparan bu yozlaşmanın cenderesinden
kurtulmak elimizde...
Sevgi ve saygı varsa bir yerde,
huzur da vardır, zenginlik de...
Bayramınızı en içten duygularımla kutlarım...
