Kürtler ve Kürdistan halkı özgür ve demokratik yaşama kavuşmadan kim gerillanın direnişten vazgeçeceğini ve silah bırakacağını sanıyorsa, o hayal görüyordur. Hiç kimse hayale kapılmasın, gerçekçi olsun. Kürtler özgür ve demokratik yaşama kavuşmadan bu tür hayalci şeyleri dillendirmesin.
Durun, hemen ayaklanmayın, hemen “çözüm karşıtı, barış düşmanı” gibi yaftaları alnıma yapıştırmak için hamle yapmayın. Ya da “Sevr paranoyası” görmekle suçlamayın, hafiften de olsa dalga geçmeye kalkışmayın. Bu sözler bana ait değil. Bu sözler adına “barış süreci” denen hayal senaryonun ona hiçbir zaman inanmayan başrol oyuncularından birisinin, Apo’dan sonraki ikinci adamın, KCK Eş Başkanı Cemil Bayık’ın. Bayık, Kürtçe yayınlanan Azadiya Welat Gazetesi ne bir makale yazmış, ben bu cümleleri oradan aldım.
“Kızacaksanız ona kızın” diyeceğim ama ona da kızmayın adam hain main, adam Türk düşmanı falan filan ama hiç olmazsa en azından dürüst! Bizim kimi siyasetçilerimizin ve kimi yazarçizerlerimizin tersine gerçeği eğmeden bükmeden açık açık söylüyor. Ne kendisini ne yandaşlarını ve ne de bizi kandırıyor.
Bu kadar değil söyledikleri, devamı var, okuyun lütfen, okuyun ve bizimkilerin nasıl hayallere kapıldıklarını ya da çok önceden bir yerlerle vardıkları mutabakatları gizlemek için sahte bir sürece nasıl sığındıklarını görün: “Kürdistan da en küçük kazanım, zorluklara direnilerek ve büyük bedeller ödenerek kazanılmıştır. Kürdün kazanma kanunu artık böyledir. Zor koşullarda mücadele edip kazanmanın tarzı olan Kürdistan devriminin tarzının tam da pratikleşmesi gerektiği bir dönemden geçiyoruz. Kürdistan da şimdiye kadar koşullar ne olursa olsun mücadele edilmiş ve başarı kazanılmıştır. Bu tarzda mücadele edilmeden mevcut koşullarda ne Kobane de direniş başarı kazanır ne de Kürdistan özgürleşir. Bu açıdan zorluklardan şikayet etmek olmaz. Aksine bu zorluklar karşısında tam da Kürdistan devriminin tarzına ihtiyaç var deyip mücadeleyi yükseltmek gerekir. Tam da Apoculuğun zamanıdır demek gerekir. PKK tarzıyla yaşamanın ve direnmenin zamanıdır, demek gerekir. Özcesi zaman zor koşullarda fedaice direnmenin ve başarmanın zamanıdır.
Ortadoğu da ancak büyük mücadeleler verilerek ve ağır bedeller ödenerek özgür ve demokratik yaşama kavuşulur. Ortadoğu da demokrasi ve özgürlük için daha çok mücadele vermek gerekmektedir” diyen Bayık, yazısını şu cümlelerle bitiriyor: “Kürtler meşru savunma gücünü koruyacak, hatta daha fazla güçlendireceklerdir. Dolayısıyla Kürtler ve Kürdistan halkı özgür ve demokratik yaşama kavuşmadan kim gerillanın direnişten vazgeçeceğini ve silah bırakacağını sanıyorsa, o hayal görüyordur. Hiç kimse hayale kapılmasın, gerçekçi olsun. Kürtler, özgür ve demokratik yaşama kavuşmadan bu tür hayalci şeyleri dillendirmesin.
Ciddi devlet adamları hayal görmez. Onlar görse bile büyük milletler o hayalin peşine düşmez. Tarih; hayallerle değil gerçekler ve yüreklerle yazılır.