Türkiye Cumhuriyeti nin Kurucusu...
Büyük Önder...
Mustafa Kemal Atatürk...
İstanbul a demir atan gemiler için 1918 de söylemiş bu sözü...
Geldikleri gibi giderler!
***
Hayatta da böyledir...
Herkes, içinde bulunduğu göreve...
Oturduğu makama, koltuğa...
Nasıl geldiyse...
Öyle gider!
***
Mesela siyasete bakın...
Genel başkanların talimatıyla gelenler...
Ne Samsun ne Türkiye siyasetinde...
Hiçbir iz bırakmadan gitmiştir, gitmektedir...
Yarın, sokakta görseniz...
Kim bu diye sorsanız? ...
Dün, ona oy verenlerin...
Büyük bir bölümü tanımayacaktır...
Çünkü...
Genel başkanlarının işaretiyle...
Vekalet alıp...
Yine aynı makamın...
Beklenen işareti vermemesiyle...
Siyaset sahnesinden silinmişlerdir, silineceklerdir...
***
Samsun da hizmet eden bürokratları düşünün...
Çok azının adı, sanı bilinir...
Çünkü liyakatla gelmeyenler...
Arkalarında iz bırakmadan...
Görünce onların akla geleceği hizmetler emanet etmeden gitmişlerdir...
***
Oysa siyasetçi...
Devlet adamı...
Bürokrat...
Öyle mi olmalı...
Giderken, o şehir sallanmalı...
Böyle bir insan nasıl bu şehirden alınır?
Bu siyasetçiyi listeye koymayacaksınız da kimi koyacaksınız?
Diye hayıflanılmalı...
Tepki sesleri yükselmeli...
Hatta o şehrin halkı, ileri gelenleri...
O kararın değişmesi için...
Her yola başvurmalı...
Var mı öyle biri?
Yok elbet!
O nedenle...
Bugünlerde söylenen en önemli söz...
Böbürlenme padişahım...
Senden büyük Allah var!
Ne oldum demeyeceksin...
Ne olacağım diyeceksin!
***
Yani...
Büyük koltuklara oturmakla...
Büyük adam olunmaz...
Halk nazarındaki ederiniz ne ise...
Gideriniz de odur!