Bugün ülkenin bir bölümünde PKK/KCK’nın “paralel devlet yapılanması” varsa, bugün ülkenin bir bölümünde devlet resmi dairelere, asker kışlalara, polis karakollara hapsolmuşsa bunda hepimizin vebali vardır. Yarın tarih sadece buna zemin hazırlayanları ve destek verenleri değil, karşı çıkmayanları ve sessiz kalanları da yargılayacak ve mahkûm edecektir.

Kimse “duymadım, görmedim, bilmedim” deme hakkına sahip değildir; sahip olsa da böylesine ucuz bir savunma onu tarihi ve vicdani sorumluluklarından kurtarmaya yetmez. Güneydoğu daki felaketi, rezaleti artık iktidar partisinin milletvekilleri, danışmanları, bürokratları ve hatta bakanları -kimi açıktan kimi de tevil yollu- itiraf ediyor. Bu itirafları duyup, dinleyip ya da okuyup da hala çözüm projesi denilen çözülme gafletine sessiz kalmak, en azından “Neler oluyor?” diye sorgulamamak ya da “Nereye gidiyoruz” merakına düşmemek affedilecek bir kayıtsızlık değildir. Kul affetse tarih ve Allah affetmez.

Ardı ardına birer gün arayla iki açıklama geldi gündeme. Biri bölgede PKK ile çatışacak kadar köklü HÜDA-PAR(Hür Dava Partisi) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’dan diğeri ise Türk ve dünya kamuoyunun yakından tanıdığı İHH(İnsani Yardım Vakfı) Başkanı Bülent Yıldırım’dan. Yeni ve bilinmez değiller ama yine de dehşet verici açıklamalar bunlar.

Bülent Yıldırım “Şu anda bölgede paralel bir devlet kurulmuştur. Vergi alınıyor, güvenlik kontrolleri yapılıyor, bölgede gayrimenkul alım satımları yasak hale gelmiş durumda. İnsanlar korkuyor… PKK’nın unsurları orada gayrimenkul alım satımını engellemiştir. Okullarda PKK sempatizanlarının dışındaki bütün çalışmalara yasak konulmuş durumda. Çocuklarını imam-hatip okullarına gönderen aileler tehdit ediliyor. Bu paralel yapının bir an önce bitirilmesi lazım” derken Yapıcıoğlu da “Maalesef vatandaş bölgede PKK’nın olmayan insafına terk edilmiş durumda. Süreç bu şekilde giderse ümitli değiliz. Bu şekilde yürümeyeceği çok belli. Eğer bu şekilde devam ederse 6/7 Ekim benzeri olaylar tekrarlanacaktır. Hükümetin bu gaflet uykusundan uyanmasını istiyoruz, uyanması için de bağırıp duruyoruz. İnşallah bir gün sesimizi duyarlar diye feryat ediyor.

Bunlardan birisi bölgede yaşıyor ve Kürt kökenli. Diğeri ise AK Parti Hükümeti ne yandaş değilse bile karşı olmayan biri. Bunlar bile feryat ediyorsa, bunlar bile Güneydoğu’daki “paralel devletten” yakınıyorsa artık kimsenin “duymadım, görmedim, bilmiyorum” demek lüksü kalmamıştır.

Bu mesele parti meselesi değildir, o boyutu çoktan aşmıştır, milli bir meseledir. Geleceğimiz şekilleniyor, coğrafyamız yeniden parselleniyor ve eğer zamanında şu veya bu parti fanatizmini aşarak biraraya gelemez ve milli bir tavır koyamazsak -tekrar ediyorum- tarih karşısında da Allah’ın huzurunda da sorumlu oluruz.