n

n
n
n
n
n Söz konusu vatanın bağımsızlığı ya da bütünlüğü olunca sadece iki tarz-ı siyaset vardır: Biri Mustafa Kemal’in öbürü de Damat Ferit’in tarz-ı siyaseti. Biri dağlarda, meydanlarda, vatanın her karış toprağında düşmanla vuruşarak yürütülür öbürü de kapalı kapılar arkasında emperyalistler ya da onların uşaklarıyla konuşarak, uyuşarak daha doğrusu onlar tarafından uyuşturularak oluşturulur.
n
n
n
n Uyuşma ve uzlaşmanın vardığı ve varacağı yer Sevr’dir. Vuruşmanın şeref belgesi ise tüm noksanlarına, Kerkük-Musul ve Batı Trakya’nın vatan sınırları dışında kalmasına rağmen Lozan’dır. Biri bölünmedir, parçalanmadır, zillettir. Öbürü kendi küllerinden yeniden doğuş, yeniden ayağa kalkış ve ben varım diye tüm cihana haykırıştır.
n
n
n
n Zalimle uzlaşmak, hainle anlaşmak! Ne boş hayal, ne saçma umut! Damat Ferit “hain” damgasını o ham hayal uğrunda yedi. Sultan Vahdettin, o ham hayale inandığı için bir İngiliz savaş gemisiyle ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Mütareke İstanbul’unun galiplere yaltaklanma yüzkarası hafızalardan hala silinmemiştir ve asla silinmeyecektir.
n
n
n
n Milli Mücadele, bize birliğin ve dirliğin nasıl sağlanacağını destansı bir şekilde göstermiştir. Kalelerine girilmiş, tersaneleri işgal edilmiş, silahlarına el konulmuş ve ordusu dağıtılmış bir milletin “dört yanı tutuşmuş bir kıtanın” ucunda “Ya İstiklal Ya Ölüm” diye dünyaya meydan okuyuşundan günümüze çıkarılacak çok dersler vardır. Onu okuyamayanlara, anlayamayanlara yazıklar olsun.
n
n
n
n Milli Mücadele’nin kahramanları dışarıda düşmanla vuruşurken içerideki isyanların üzerine de aynı kararlılıkla gitmişler, isyancılarla en ufak bir müzakereye girişmemişler, en ufak bir tavize yanaşmamışlardır. Hem içerideki haine hem dışarıdan gelen/getirilen işgalciye gereken cevabı cephelerde kan ve can pahasına vermişler, her ikisini de yenmişlerdir.
n
n
n
n Bir çapulcu sürüsüyle hem de bir büyük emperyalistin garantörlüğünde(!) müzakere yürütmeyi kim nasıl anlarsa anlasın, kim nasıl masum göstermeye kalkarsa kalksın, ben anlamıyorum, anlayamıyorum. Bu devleti bu halde görmeye dayanamıyorum. Yakıştıranlar istediği kadar yakıştırsın ama ben vatanın bütünlüğü için o bütünlüğün tarihteki en büyük düşmanı ve bugünkü parçalanmışlığın tek mimarı bir ülkenin garantörlüğüne başvurmayı milletime ve devletime yakıştıramıyorum.
n
n
n
n Neyleyim, baht utansın!
n
n
n
n
n
n
n
n
n
n