Bundan önceki iki yazımda gençlik ve uyuşturucu ile olan ilişkileri üzerinde bilgiler vermiştim. Benim kanaatime göre, ülkemizin en öncelikli sorunlarından bir tanesi, uyuşturucu illetinin yaygınlaşmış olma durumudur. Bu durum son zamanlarda, gençler arasında Bonzai kullanımı ile ortaya çıkan bir husus değildir. Çok önceden beri, birçok olay bizleri uyarmasına rağmen; her şeyde olduğu gibi, deve kuşunun tehlike anında başını kuma sokması gibi, bu uyarılardan zerrece ders almadığımız ortadadır. Daha önceki yazımda uyuşturucu için paranın önemli olmadığını ve uyuşturucu bağımlılarının bir şekilde, kendi mali durumlarına göre, bunu temin edebileceklerini ifade etmiştim. Yani, parası bol olanlar; LSD, eroin, kokain gibi yüksek değerdeki uyuşturucuları alırken; gelir durumu iyi olmayan gençlerin ise esrar, tiner ile bunu yerine getirdiklerini gördük ve tiner kullanan gençleri de polisiye olaylar zinciri içinde mütalaa ederek, onların üzerine attık. Bu arada kimyasal yollarla elde edilen Extasi yaygın hale geldi. Şimdi ise, Bonzai ilk sırada yer almaktadır. Çok ucuza elde edilebilen bu uyuşturucunun, çok yaygın olarak kullanıldığını ve ölümlere neden olduğunu medyadan öğreniyoruz. Bütün tedbirlere rağmen, önünün de alınamadığı gerçek bir durumdur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gençlerin omuzları üzerinde muasır medeniyetin seviyesine erişecektir. Onların yetişmesi için bütün olanakların seferber edilmesi gerekir, zira bunun başkaca yolu yoktur. Elli yıla yaklaşan eğitim-öğretim yaşamımda bunu böyle olduğu kanaatine vardım; elbette bu sadece benin kanaatim değil bütün kamuoyunun kanaatidir. Bir mıh, bir nal; bir nal, bir at; bir at bir bahadır ve bir bahadır da bir ülke kurtarır sözüne bütün kalbimle inanıyorum. Elbette, günümüzde mıh, nal, at kalmadı; ama kendini modern bilimin olanakları ile yetiştirmiş olan gençler, bu günün bahadırları olarak ortaya çıkmaktadır. Ekonominin, eğitim-öğretime tercihi, cehalettir ve o da zaten fakirliktir. Önceliğimiz, her zaman için eğitim, eğitim ve eğitim olması gerekir. Bilim ve bilimsellik terk edilerek, sadece lâf ile bir yere gitmek ve peynir gemisini yürütmek mümkün değildir. Bir istatistik yapmaya gerek yoktur; bilimde ileri ülkeler, yani bilim toplumu olmuş ülkelerde, bilimsel araştırmalar, patent çalışmaları, Nobel ödül kazanımları ön safhadadır. Bu ülkelerde, spordaki, sanattaki ve edebiyattaki gelişmeler de her takdirin üzerindedir. Ortadoğu bir kaos içinde, Müslüman, Müslüman ı; Allah ü Ekber diye öldürürken, niçin ABD den yardım istenmektedir. Müslümanlar niçin kendi aralarındaki meseleleri oturup konuşarak halledemiyorlar ki? Bunun cevabı ise, gayet basittir: Cehaletin kol gezdiği ve kendilerini Müslüman diye takdim eden birçok terör örgütünün, Müslümanlıktan bile haberleri olmadığı gerçeği ortadadır. Zira, halâ demokratik laik bir yapıya geçememiş olan Ortadoğu da; birçok mezhep çatışmalarının olduğunu görüyoruz. Kur’an’ın gösterdiği yolda ve Peygamberin sünnetinde, bütün Müslümanların birleşmesi gereklidir. Tüm mezhepler sonradan çıkığına göre, birinin diğerine üstünlüğüne kim karar verecektir?
Ülkemiz mahalli seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimi ve gelecek yıl yapılacak genel seçimler ile aşağı yukarı üç yılını kaybetmiştir. Bu seçimlere indeksli olan yaşam; ülkenin bütün sorunlarını ötelemekte ve sorunlar sarmalı içinde yeni yeni sorunları ortaya çıkarmaktadır. Seçimler, elbette demokratik yaşamın bir parçasıdır, fakat tamamı değildir. Ülkemizin bekleyen sorunları içinde uyuşturucu kullanımı ve bunun engellenme çalışmaları beklemededir. Bunun yanında tarımdaki sorunlar hat safhaya gelmiştir. Çözüm süreci sürerken, Güney Doğu’dan gelen olumsuz olayların önünün alınması gerekir. Güney sınırlarımızın durumu, göçmen sorunları ve bunlara ilâve olarak ekonomideki olumsuzluklar ve gıda maddelerindeki tırmanan fiyatların önünün alınması gerekir. Bütün bunlar ortada dururken seçim ve sonrasına odaklanan siyasetin gerçek gündemlere dönmesinde yarar vardır. Zira, bu problemlerin önünün alınmaması, bunların daha büyüyerek kriz kararları olarak önümüze çıkacaktır. Tüm diyeti de millet olarak ödeyeceğimiz gerçeğini saygılarımla sunarım.