n
n
n
n
n Rakamlar ortada; Cumhuriyet 1923-1950 arasında tam 3.579 kilometre demiryolu yapmış. Yabancı şirketlerin işletmesinde bulunan 3.840 kilometre demiryolunu da millileştirmiş. Okuma yazma bilen herkes, bu rakamlara kolaylıkla ulaşabilir. Bu süreç bazılarının “iki ayyaş” diye tanımladıkları Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanlıklarını kapsar. Yapılanların 3.165, millileştirilenlerin ise 3.387 kilometresi Atatürk’ün eseridir. Kalanlar da İnönü’nün cumhurbaşkanlığı dönemine aittir. Bu 27 yıllık dönem Balkan Savaşları, Birinci Dünya Harbi ve Milli Mücadele’nin yorgunluğu, yoksulluğu, yanıp yıkılmışlığı ardından gelir. İçinde 1929-1930 Dünya Ekonomi Buhranı ile İkinci Dünya Savaşı vardır. Fert başına milli gelir ise elli dolardır. O raylar bu şartlar altında döşenmiştir.
n
n
n
n 1951’den 2003’e kadar geçen elli iki yılda yapılan demiryolu ise 945 kilometredir. Evet; yanlışlık yok; sadece 945 kilometre. Yılda yaklaşık 17 kilometre. AK Parti’nin on yılında yapılabilen demiryolu miktarı da öyle fazla değil, 1090 yani yılda 109 kilometre.
n
n
n
n Rakamlar ortada. Hal böyleyken Sayın Başbakan ve bir kısım AKP’lilerin ikide bir Onuncu Yıl Marşı’nı dile getirmelerini nasıl anlamalı? AK Partilileri rahatsız eden Mustafa Kemal’i geçemeyişleri ve bu gidişle geçemeyeceklerini bilmeleri mi? Yoksa marşın sözleri mi?
n
n
n
n Onuncu Yıl Marşı, devrin en önemli iki şairi Faruk Nafiz Çamlıbel ile Behçet Kemal Çağlar’ın imzasını taşır. Bestesi de Cemal Reşit Rey’e aittir. Cumhuriyet şairleri hala ondan daha güzel bir marş yazamamış, cumhuriyet bestekarları da daha coşkulu bir beste yapamamıştır.
n
n
n
n Marş yirmi dört mısradır. “Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan” cümlesi sadece bir yerde, dördüncü mısrada geçer, tekrarı da yoktur. Ama o marşta müthiş bir Türklük ve cumhuriyet vurgusu vardır. Rahatsızlığın sebebi, sakın, “ayaklar altına alındığı” ilan edilen “Türklüğün” en üst perdeden vurgulanması olmasın? Ya da “iki ayyaş” yakıştırması yapılan Mustafa Kemal’e yönelik “bütün dünyanın saydığı Başkumandan” nitelemesi mi? Yoksa “Türke durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri” sözleri mi?
n
n
n
n Bu kadar değil. Herkesin bitti sandığı, öldü dediği bir milletin haklı gururunu dile getiren başka ifadeler de var o marşta: “Türküz bütün başlardan üstün olan başlarız;/ Tarihten önce vardık, tarihten sonra da varız.” Gururlu bir geçmişten güvenli bir geleceğe onurlu bir yürüyüşün mümessili Türk, elbet o sözleri söyleyecek. O sözler Türk tarihinin gerçeği ve Türkün varoluş azminin ifadesi.
n
n
n
n Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın ve iktidar partisi mensuplarının bu Türklük vurgusundan rahatsızlık duymaları söz konusu olmamalı diye düşünüyorum. Onlar her ne kadar adını pek telaffuz etmeseler de “bu millete(!)” yani Büyük Türk milletine mensuplar. Ama rakamlar da ortada. Başbakan ekonomist; bilir rakamları okumayı. Sahneye son çıkan Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Muhammet Balta da mühendismiş. Tarihi, siyaseti ve devleti yeterince bilmese de matematiği bilir, en azından bilmesi gerekir.
n
n
n
n O halde bir daha sorayım: Rahatsızlık veren ne?
n
n
n
n
n
n
n