İslam dünyası için büyük bir manevi anlam taşıyan Ramazan ayı oruç ibadetinin farz kılındığı mübarek bir zaman dilimi olarak kabul ediliyor. Kur’an-ı Kerim’de açıkça belirtilen oruç emri akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına ulaşmış ve sağlık açısından elverişli olan her Müslüman için bağlayıcıdır. Bu nedenle Ramazan ayında herhangi bir mazereti olmadan oruç tutmamak dinen günah olarak değerlendirilir. Oruç, sadece aç kalmak değil nefsi terbiye etmek, sabrı öğrenmek ve manevi olarak arınmak anlamını da taşır.
Oruç Tutamayanlar İçin Dinen Tanınan Kolaylıklar
İslam dini insanlara güçlerinin üzerinde bir sorumluluk yüklemez. Bu nedenle Ramazan ayında oruç tutamayacak durumda olan kişiler için çeşitli kolaylıklar tanınmıştır. Sürekli hastalığı bulunanlar, yaşlılık nedeniyle oruç tutamayanlar, hamile veya emziren kadınlar ile yolculuk halinde olanlar, oruç ibadetinden geçici ya da kalıcı olarak muaf tutulur. Geçici bir mazereti olanlar sağlıklarına kavuştuklarında tutamadıkları oruçları kaza edebilir.
Fidye Ve Kaza Oruçları Ne Anlama Geliyor?
Oruç tutamayacak durumda olan ve bu durumu kalıcı olan kişiler için fidye uygulaması devreye girer. Fidye bir yoksulun bir günlük yemek ihtiyacını karşılayacak şekilde verilir. Geçici mazereti olanlar ise Ramazan’dan sonra uygun bir zamanda kaza orucu tutarak bu ibadeti telafi edebilir. Bu uygulamalar Ramazan’ın ruhuna uygun şekilde ibadetin yerine getirilmesini amaçlar.
Ramazan Maneviyatı Sadece Oruçtan İbaret Değil
Uzman din âlimleri Ramazan ayının sadece oruçla sınırlı olmadığını da vurguluyor. Oruç tutamayan kişiler sadaka vermek, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, dua etmek ve ibadetlere yönelmek suretiyle bu ayın manevi atmosferine ortak olabilir. Önemli olan niyet ve samimiyetle Ramazan ayının ruhunu yaşamaktır.




