n Aklımın erdiği tarihten itibaren çok sayıda seçim gördüm, muhalefet ile iktidar arasındaki mücadelelere şahit oldum. Yalnız, mahalli idarelerin seçimlerinin yapılacağı bu dönemdeki gibi değişik bir mücadeleye şahit olmadım. Her gün televizyonlarda dinlediğim sataşmalara ve ahlâk sınırlarını aşan ithamlara hayretle şaşırıp kalıyorum. 17 Aralık olayı henüz aydınlanmış değil ve bütün ithamlar ise bunun çevresinde dönüp durmaktadır. Yalnız, hükümetin darbe dediği bu hareketin faillerinin ortada olmayışı kamuoyunu düşündürmektedir. Balyoz ve Ergenekon davaları hakkında değişik görüşler vardır ve ben onların içeriğine girmek istemiyorum, fakat ortada gerçekleşmemiş bir fiil ve failleri vardır. Kimilerine göre de bu olayların temelinde, 17 Aralık olayını yapan grubun olduğu ileri sürülmektedir. Eğer bu durum hükümet, savcılar ve hakimler tarafından biliniyor idi ise; olayların bu şekilde ortaya çıkmaması gerekirdi. Eğer, orada bir haksızlık yapıldı ise, buna müdahalenin gereği ortadadır. Zira, hükümranlığın temelinde hak ve adalet vardır. Bütün bunlar belki bugün bir anlam ifade etmeyebilir, fakat ilâhi adalet geç gelmekle birlikte; tecelli etmediği olmamıştır. İnsanlar fanidir, fakat adalet bakidir. Hiç kimsenin ümit etmediği bir zaman içinde ortaya çıkabilmektedir.
nn Diğer çok önemli husus ise, gazete ve televizyonlardaki haberler yenilir yutulur cinsten değildir. Daha önce de üzerinde durduğum gibi, bir şey ya beyaz veya karadır, var veya yoktur. Bir gruba göre var denilen şey diğer grup tarafından yok denilmektedir. Birçok hukukçunun görüşüne göre, 17 Aralık iyice araştırılmalı ve eğer suçlular var ise veya böyle bir durum olmadığı halde var gibi gösterenler veya olay gerçek ise failler mutlaka cezalandırılmalıdır. Eğer bu iş seçimlerden sonraya bırakılır ve en çok oyu alan parti olarak, bizler aklandık denir ise bunun anlamı yoktur. Bundan önce de bir partiye ait 11 milyonun TBMM deki oylamasında soruşturmaya gerek olmadığına karar verilerek, oylama ile aklanma yapılmıştır. Demokrasilerin en mümeyyiz vasfı; yasama, yürütme ve yargının görevlerini tarafsız olarak yapmalarında yatar. Daha önce klasik bir örnek olarak, Nixon ve Watergate olayını vermiştim. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi, dünyanın en gelişmiş demokratik ülkesi olan ABD de de yolsuzluklar olabilmektedir. Yalnız, orada adaletin keskin kılıcının istisna tanımadığı görülmektedir. Bu ülkede, yalan, hırsızlık ve yolsuzluğa tolerans ve geçit yoktur. Onun için de dünyanın süper gücüdür ve adaletin olduğu süre içinde de bu varlığı devam edecektir. Yalnız, kimleri bu ülkenin dış siyasetinde adalet var mıdır? diye bir soru sorabilirler. Evet, dış siyasetinde adalet, sempati değil çıkarlar ön safhada yer alır. Bu bakımdan ABD içindeki adalet anlayışları ile dışarıdaki anlayışları değişiktir.
nn Mustafa Kemal Atatürk, Halkıma hiç yalan söylemedim. Eğer bunun aksi olsa idi, halkım bunu benim yüzüme vururlardı demiştir. Siyasette tercihler ve yollar farklı olabilir, fakat devlet idaresinde yalan olmamalıdır. Bugün okuduğum bir anket çalışması, beni çok düşündürdü. Başta TSK olmak üzere, siyasi yapılar ve önemli kuruluşların hakkında halkın kanaatleri erozyona uğramış olarak çok düşük yüzdelerde ortaya çıkmıştır. Halkımızın değişik devlet kurumlarına olan itimatsızlıkları giderilerek, onların itimatları yenilenmelidir. Özellikle, adalete olan sempatinin giderek azalışı, çok vahim bir olaydır(% 22). Adalet mülkün temeli olmaktan çıkmış mıdır . Adalet hilafsız mevcudiyet ve bekamızın temel unsurudur. Kürsüye çıkıldığı zaman her şeyi unutmamalıyız, öfkenin mutlaka kontrol edilmesi gerekir. Siyasiler birbirlerine hakaretamiz sözler söylememelidir. Siyasiler birbirlerine bu şekilde hitap ederler ve tansiyon yükselecek olur ise, değişik partilerdeki halkımızın birbirine hareket tarzları değişecektir. Bunun belirtilerini birçok saldırılarda gördük. Seçimler bir hizmet yarışı şeklinde olmalı ve fazilet en önde gelmelidir. Halkımıza projeler sunmak ve gelecekle ilgili yapacaklarını anlatmak yerine, kaba kuvvete başvurmak hiç de iyi bir davranış değildir. TBMM deki oturumları izleyenler, bunları örnek alırlarsa; durum ne olacaktır? Partilerden özellikle rica ederim ki, her şeyi küfür etmeden lisan-ı münasiple söylemelerini diler saygılarımı sunarım.
nn
nn
nn
nn
nn
nn
nn
n