n

n

n

n

n 22 YIL ÖNCE

n

n

n

n PAMUK GEÇİDİ YÜREĞİMİZE ATEŞ DÜŞÜRDÜ…

n

n

n

n (18 NİSAN 1992 - 18 NİSAN 2014)

n

n

n

n Saçlarımızın rengi değişse,yüzlerimizdeki ve alnımızdaki çizgiler derinleşse de,aslında daha dün gibi olmasına rağmen ,yıl 2014 olurken tam 22 yıl oldu.22 yıl az bir zaman mı?Yıllar su gibi hızla akıp gidiyor.Gitmeyen ,kaybolmayan tek şey yüreğimizdeki o tarifsiz şehit acısı.Şimdi her şey bir film şeridi gibi gözümüzün önünde.Ne eksik ne fazla, her şey hafızamızda kayıtlı.Unuttuğumuz ya da unutmak istediğimiz tek bir şehidimiz yok.Ne annesinin mavi gözlü paşasını ne de birlikte hakka yürüdükleri 3 astsubay arkadaşını hiç unutmadık. Biz şehitlerimizi unutmadık , unutacak belleğimizden silecekte değiliz.O kötü günü bize yaşatanlar 22 yıl önce Iğdır – Doğubayazıt karayolunun 25. Km.’de bulunan Pamuk geçidi kırsalında hain bir pusu attılar.Hiç tanımadıkları , yaşamlarının hiç bir döneminde birlikte olmadıkları ,bir kez bile tesadüfen de olsa görmedikleri masum insanları katletmek için vahşi bir yaratık gibi beklemeye başladılar. O an geldiğinde ise her tarafından salya ,sümük akan adeta kudurmuş zavallı bir köpek gibi seyir halindeki özel bir otomobile hunharca saldırdılar.Pamuk geçidinde 4 Türk astsubayına geçit vermediler.4 Türk Astsubayını vatan topraklarında vahşice şehit ettiler .Astsubaylar şehit edildiklerinde sivil ve silahsızdılar.4 Türk Astsubayının izin günüydü.Sivil ve silahsız 4 Türk Astsubayı kimsenin düşmanı,kimsenin hasmı değildi.Kimseye bir şey yapmamışlardı.Yürekleri sadece sevgi doluydu ve ayrımsız bütün herkesi seviyorlardı.Tarih 18 Nisan 1992 günlerden Cumartesi ,yer Pamuk geçidiydi…Pamuk geçidinde her taraftan yağmur gibi yağan kurşunlar,el bombaları 4 Türk Astsubayı için adeta şehadet şerbetiydi.Seyir halindeki o küçük otomobilin içersinde katledilen insanlıktı, insanlık vahşice katlediliyordu,gece değil gündüzdü.Yola dizilen kaya taşlarını o küçük otomobilin aşması mümkün değildi.Kurşun yağmuru altında takla atan adeta savrularak kayalıklara tırmanan o küçük otomobilin içersindeki 4 Türk Astsubayı uzun namlulu silahlarla vurulmuştu ve yaralıydı.O haldeki 4 masum insanı leş kargaları her tarafı delik deşik olmuş otomobilin içersinden çıkarıp yaklaşık elli metre sürükledikten sonra orada 1,5 ile üç dört metre mesafeden kurşuna dizerken o katillere kimse dur demedi.Kimsenin vicdanının sesini dinlemedi.Kimse insan haklarını hatırlamadı.Savaş halinde bile yaralı ele geçirilen düşman askerini öldürmenin ciddi bir insanlık suçu olduğu bilinse de onları bağlayan hiçbir hukuk kuralı yoktu. Her taraf ateş ve baruttu ama o cehennemi ne gören ,nede duyan oldu.İnsanlık katledilirken o gün sessiz kalanlar yüreğine ateş düşen şehit anneleri tarafından Pamuk geçidinde lanetlendiler.İnsanlık aleminin gözü tümden kör değildi elbette ,vicdan sahibi gerçek insanlık böyle bir vahşete tanık olmaktan hem utanç duydu ,hem kahroldu.Çünkü katledilenler her şeyden önce masumdu ve insandı .İnsana kıyan her şeye kıyardı .Öylede yaptılar sadece 4 genç astsubayı değil onların annelerini, babalarını kardeşlerini,eşlerini ve çocuklarını da orada insan eti yiyen yamyamlar gibi katlediverdiler.Zaten vahşi ve çok korkunçtular. Yüreklerinde zerre kadar insani bir duygu yoktu .Hiç kimseye acımadılar .Vicdanları da merhametleri de yoktu.Yüreklerinde nokta kadar Allah korkusu olsaydı karıncaya bile kıyamazdılar.Kıydıkları hiç tanımadıkları 4 genç astsubaydı.4 kınalı kuzuya ,civan mert delikanlıya kıydılar. 18 Nisan 1992 günü yeryüzüne herkes sığdı bir tek Astsubay İlhan HAMLI,Astsubay Erkan IĞDIR,Astsubay Mustafa KARAÇİMEN,Astsubay Naci YILDIRIM çok fazla geldi.O güne kadar nerede olduğunu bile bilmediğimiz Pamuk geçidinin, Iğdır – Doğubayazıt karayolu üzerinde olduğunu artık hiç unutmuyoruz.Pamuk geçidine hiç gitmemiş olsak bile , oraları hiç bilmesek bile orada 4 masum insanın vahşice katledildiğini ,o dört masum askerin ruhlarının o noktada ihanete karşı sürekli nöbet tuttuğunu biliyoruz.Pamuk geçidi yüreğimize büyük bir ateş düşürdü.İşte biz o ateşle yanıp kavruluyoruz.Pamuk geçidinde büyük bir insanlık dramı yaşandı.O dramı bütün dünyaya işte bu cılız ve kısık sesimizle haykırıyoruz.Ne yürüyüşler,ne mitingler ne de açlık grevleri,ne kınama bildirileri hiç birisi bizim masumiyetimizde yok.Kimsenin canını yakmıyor ,kimsenin camını kırmıyoruz,kimsenin kanını akıtmıyoruz,kimsenin işyerini yakmıyoruz…Geçen yılları üst üste koyarken ,yüreğimizdeki derin ve tarifsiz acının hiç eksilmediğini yaşayarak katlandığını hissediyor ve görüyoruz.