Samsun’da yaşayan pek çoğumuz gibi siz de son günlerdeki sarsıntıları hissettiğinizde "Acaba binamız ne kadar güvenli?" diye düşünmüş olmalısınız. Şehrin dört bir yanında yükselen dev binaları gördükçe insanın aklına ister istemez bu sorular takılıyor. "Dikey mimari gerçekten bu kadar tehlikeli mi?" ya da "Samsun'un zemini bu yükü kaldırır mı?" diye merak edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Aslında uzmanların söyledikleri bize çok şey anlatıyor; mesele sadece binanın sağlamlığı değil, o binanın nereye yapıldığı. Biz de bu kritik uyarıların detaylarını ve Samsun’un zemin yapısına dair bilinmesi gerekenleri sizler için derledik. İşte sahil şeridinden yamaçlara kadar kenti bekleyen o büyük risklerin analizi.
Samsun, coğrafi konumu itibarıyla Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın etki alanında bulunan ve geçmişte Vezirköprü ile Lâdik gibi ilçelerinde yıkıcı depremler yaşamış bir şehir. Doç. Dr. Faruk Aylar, kentin mevcut yapı stokunun deprem direncini değerlendirirken özellikle dikey mimari vurgusu yapıyor. Şehrin her geçen gün yukarıya doğru büyümesinin ileride telafisi zor sorunlara yol açabileceğini belirten uzmanlar, sadece depreme dayanıklı bina yapmanın yeterli olmadığını vurguluyor. Çünkü Samsun’un topoğrafyasında yamaç arazilerdeki heyelan tehlikesi, binalar sağlam olsa dahi zeminin kaymasıyla büyük yıkımlara sebep olabilecek bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.
Kentteki yapılaşma baskısının özellikle üç ana risk alanında yoğunlaştığı görülüyor. İlk olarak, Atakum’un güney kesimlerinde heyelan duyarlılığı yüksek yamaçlarda inşa edilen yüksek katlı yapılar büyük bir tehlike arz ediyor. İkinci risk alanı ise kıyı düzlüklerinde ve dolgu sahalarında görülen zemin sıvılaşması ihtimali. Uzman görüşlerine göre, büyük bir deprem anında bu sıvılaşma riski taşıyan sahil bölgelerindeki yapılar, zemin mukavemetini kaybederek devrilme veya çökme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Yerel belediyelerin bu konudaki çalışmaları olsa da mevcut dikeyleşme hızının bu önlemlerin önüne geçtiği düşünülüyor.
Nüfusu hızla artan ve göç alan Samsun’un deprem gerçeğine çok uzak olmadığını hatırlatan uzmanlar, zemin etütlerine ve yerleşim planlamasına daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini ifade ediyor. Özellikle sahil bandındaki dolgu alanların durumu ve yamaçlardaki kontrolsüz yapılaşma, kenti olası bir sarsıntıda daha savunmasız hale getiriyor. Bu durum, kentsel dönüşüm süreçlerinin sadece bina yenilemek değil, aynı zamanda doğru zemine doğru yapıyı inşa etmek felsefesiyle yürütülmesini zorunlu kılıyor.


